Gebelikte 26. Hafta

Kardeş’ de göz ile ilgili gelişmeler varmış. Göz açıp kapamaya başlarmış ki; ultrasonda buna denk geldik. Gözün tabakaları gelişir, göz rengi oluşmaya başlarmış. Göz rengi tam anlamıyla, doğduktan sonraki aylarda oturur. Akciğer gelişimi doğuma kadar devam ediyor. Cilt altı, yağ birikmesiyle kalınlaşırmış. Bu haftaki en ilginç gelişmeler; bebeğn dokunmaya karşı, beyin dalgalarıyla karşılık vermesi ve karna ışık tutulduğunda, başını o tarafa çevirmesi.
Kaynak beni; vücudumdaki su tutulmasına bağlı olarak, özellikle yüzümde şişme olabileceği konusunda uyarıyor. Daha geçenlerde yüzümün ne kadar toparlaklaştığını düşünmüştüm. Bir kaç gün sonra baktığımdaysa; öyle gelmemişti sanki. Kilo aldığımı ve yüzümde toplandığını zannetmiştim; pek sevindim bak şimdi 😉 Yine kabızlık konusunda uyarı var. Kaynağım şu anda dalga geçiyor benimle! Uyumak için her fırsatıı değerlendirmelisiniz yazıyor yahu. Kim kaybetmiş o fırsatları da ben bulacağım? Sabahları RıfBaba işe giderken uyandırmaya, gün içerisinde de oğlu uyutmamaya ahh etmiş sanki! Konu açılınca, ikisi de gece erken yatmamı tavsiye ediyor. Oldu! Size soracaktım..
Hamileliğe bağlı olarak bazı ağrılar, kramplar ve baskı hissi olabiliyormuş; oluyor. Şimdi yazacaklarıma dikkat! Kaynak der ki:
“Bu haftalarda  birden bire ve durup dururken karnınızda bir sertleşme hissedebilirsiniz. Rahminizdeki anı kasılma ve gevşemeler; Braxton Hicks kasılması denilen, ağrısız regl krampları gibidir. Rahminiz, gerçek doğum ağrıları için önceden çalışma yapar. Bu dönemde erken doğum belirtilerine karşı da duyarlı olmak gerekir. Saatte dört ya da daha fazla olan kasılmalarda, doktorunuza başvurmalısınız. Erken doğum tehtidinde ise kasılmalar sürekli ve belirli aralıklarla gelir.”

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Hastane bulalım derken

Perşembe günü yüzme kursuna; uzunca bir aradan sonra RifBaba da geldi. İşleri hala çok yoğun. Dolayısıyla bir denge tutturmakta hala zorlanıyoruz. Bir kaç haftadır cumartesileri çalışmıyor ve bu; başta Alpi’ ye çok iyi geliyor. Pazartesi sabahı iş günü olduğunu bildiği halde, şansını mutlaka deniyor ve “Immmm günaydın. Tatil günü değil mi anne?” diye soruyor.

Perşembe sabahına dönersek; ilk kez kurs çantasını evde unuttuk. Çok komikti aslında. Normalde evden çıkmadan önce çantayı ya Alpi’ nin eline ya da babasının eline tutuştururum. Kapıdan çıkmadan önce RıfBaba mutlaka “Çantayı aldınız mı?” diye sorar. Alpi  ise henüz yerde duran çanta için “Babaaaa! Çantamı sen taşır mısın? Kolum çok ağrıdı” falan der :) O sabah ise ben Alpi’ ye “Çantan kapının önünde;sakın almadan inme” deyip, odalardan birine daldım. RıfBaba “Her şey hazırsa ben aşağıya iniyorum”  dedi. Alpi de “Ben babamla iniyorum” dedi ve koşturdu. Ben de çantaya hiiiç bakmadan; nasıl olsa ikisi de duydu diye, çekip kapıyı indim aşağıya. Kursa bir geldik; sürpriiizzzz!
Ben Alpi’ yle; çocuğa bıdır bıdır yaparak kurs binasına girdim. RfBaba söylenerek;çantayı almak üzere eve döndü. Alpi de “Duymadım ben senin öyle dediğini” diye savunmaya geçti. Oğlumuzun sorumluluklarını, farkında olamadan biz üstlenmişiz. Aferin bize! İşte bizim evin halleri :))

Aslında tüm bunlara sebep; öğleden sonra yapacağımız hastane ziyaretiydi. -Alpi hariç. Onun kafa süper düper bu aralar. Tek düşündüğü; almassına bir türlü müsaade edlmeyen Beyblade’ ler. 6 yaş savsaklığı da bonusu- Daktır T., iki hastaneyle anlaşmaşlı. O günkü hastane; SGK ile anlaşmalı, oldukça ekonomik fakat hakkında adam gibi bir duyum alamadığım bir hastaneydi. İnternetten araştırdim, anne forumlarında soruşturdum, Nurturia’ da bir kaç kere sordm ama nafile; memnun kalana rastlamadığım gibi elle tutulur gerekçeler gösteren de yoktu. Çok can sıkıcı bir durum.
Çok gergindik. Bu hastane olmazsa, diğeri olurdu.. Aslında içten içe korktuğumuz; diğer hastanenin de aynı derecede güvenilmez çıkma olasılığı idi. Yani evet; önyargılı bir şekilde gidiyorduk.

Muhitin uzaklığı, fazla tekin değil diye adlandırılıyor olması ve yakınlarda hiç otopark olmaması beni daha baştan gerdi. Bina girişinde, halkla ilişkilerden sorumlu olan bayan bize çok baştansavma davradı. Doğum içinn hastane araştırdığımızı, orasıyla ilgili karar aşamasında olduğumuz ve hastaneyi; özellikle de doğum servisini gezmek  istediğimiz söyledik. İlişkiler konusunda başarısız olduğu belli olan Halkla İlişkiler personeli, yüzümüze dahi bakmadan “Doktorunuzla konuşun” deyip öbür tarafa baktı. -Zaten gerginim; sabahtan beri kafamda bin türlü şey kurmuşum,başlarım senin kaprisine!- Doktorumuzun hastane doktorlarından olduğunu sertçe belirtince bir kıvırma, bir ilgi alaka; neyse 3. kata gönderildik. Orada ebelerin odası varmış. Hastanenin de 3 ebesi varmış.
Bir sedyeyi anca diklemesine sığdırabileceğin “sedye asansörü” ile –Diğer asansör çalışmadığından; bizi buna yönlendirdiler- 3. kata çıktık. Ortada sadece 1 hasta bakıcı adamcağız; tüm katın hastaları adamın peşinde. Ebe odası denen de; girişte bir masa. -Görmüş olduk ebenin odasını!- E bizde hasta bakıcıyı taciz kervanına katılıp, ebeleri sorduk. Ebeler doğumdaymış, ne zaman çıkacakları belli olmazmış, bu kattaki her şeyden ebeler sorumluymuş ve bir tek onlar yanıtlayabilirmiş. Böyle başlarında kraliyet tacı ya da super kahraman pelerinleriyle 3 adet kadın beklentisine giriyorsun bir süre sonra. Beklenen ebeler 1/2 saat beklememize rağmen görünmediler. Biz de sağı solu kurcalamaya başladık. Hastane eski ve bakımsızdı. Pek hijyenik de sayılmazdı. Odalar da keza öyleydiler. Serum odasından başka bekleme alanı yoktu. koridorda bir bank ya da sandalye dahi yoktu. Önce serum odasındakilerle tanıştım ve ağızlarını aradım. Doğum için bekleyen yokmuş aralarında. Geçmiş olsun dileklerimi sunup; odalara diktim gözümü.

Bu, o gün verdiğimiz en doğru kararmış. Kan içindeki çarşafın 1 saattir değişmesini beklemek, ilgi gösterilmediğinin söylenmesi, ortada hemşire/ebe yok denmesi, hijyenin olmadığının söylenmesi… kararımızı çabuklaştırdı. RifBaba da kolumdan tuttuğu gibi; “Burada doğum yapmana müsaade edemem!” deyip, oğlanı da kaptığı gibi çıkardı bizi dışarı. (Aslan koca!)

Cumartesi günü ise 2. hastaneyi gezmek için düştük yollara. Bir gün öncesinde; bir tanıdığımızın 20 gün önce doğum yapmış arkadaşıyla konuştum telefonda. 2. aday hastane ile ilgili, oldukça ayrıntılı konuştuk. Telefonu kapattığımda, neredeyse kararımı vermiştim. RıfBaba ile paylaştım bunu ve güle oynaya bindik arabamıza.

Haftasonu olduğu için; beklediğimiz gibi, hastane biraz tenhaydı. Girişte bir beyefendi karşıladı bizi. Güleryüzlü, ilgili ve bilgili idi. Doktorumuzu ve geliş sebebimizi çıtlattık. Yine 3. kata telefon edip, haber verdi. 3. katta bizi bu kez bayan bir hasta bakıcı karşıladı. -Uluslararası bir anlaşma mı bu? Neden doğum servisleri hep 3. ktta ki?- O da oldukça güleryüzlüydü. Normal ve suit odaları gezdirdi bize. Arada cüzzi bir fiyat farkı var. Sıra geldi ebe ile tanışmaya. Ebe B.genç ve oldukça konuşkan bir bayandı. Daha önceki doğum deneyimiziden tutun da; piyasadaki her türlü doktora kadar, aklımıza ne gelirse konuştuk. Hatta bir ara RifBaba’ nın kulağına eğilip; “Azıcık dürtsek, epey bir doktor havadisi alırız gibime geliyor.” bile dedim. -Yalan yok; dedim yani.- Bir yerde ipin ucunu kaçırdı B. Ebe.
Elf: Daha önce hiç ssvd tecrübeniz oldu mu?
Ebe: 2 tane oldu. İlk doğumumuzun üzerinden kaç sene geçti?
Elf: 6 sene
Ebe: Hımmm… En az 8 sene gereklidir.
Elf: Af buyur??? Bütün ssvd yanlısı doktorların söylediği 2 sene!

Ebe Hanım’ ın ilk ssvd tecrübesinde, annenin ilk çocuğu 8 yaşındaymış ve böyle bellemiş olayı anlaşılan. Pek bilgili olmadığını düşündürdü bana. Yine de doktorum olacak yanımda diye içimi rahatlattım. Fakat sohbetin ilerleyen kısmı kanımı dondurdu. 8 sene konusunda ısrarcı çıktı bizim Ebe Hanım. İkinci ssvd tecrübesini anlatmaya koyuldu: İlk doğumunu 2 sene önce ölü doğum olarak gerçekleştiren bir anne adayı varmış. 2 sene sonra ssvd için hastanedeymiş. Doğum başladığında koridorda yürümeye, rahatlamaya çalışıyormuş. Sonrasını çok ama çok ayrıntılı anlatı. Ben, bu yazıyı okuması muhtemel anne adayları; özellikle ssvd adaylarını düşünerek ayrıntılı aktarmayacağım. Şu kadarını yazayım ki; bebeğin ne yazık ki kaybedildiği korkunç kanlı bir rüptür hikayesiydi. Kendimi bir an için; 11 yaşında kampta ateş başında, korku hikayeleri dinleyen çocuk gibi hissettim.. Ssvd yanlısı olmayanların veya yetersiz bilgisi olanların; karşısındaki caydırmak için bunu yapmasına alışkınım maalesef. Ya yeni araştıran bir anne adayı olsaydı orada? Ya kafasında soru işaretleri olan bir çift olsaydı orada? Bir profesyonelin bunu yapması hiç de etik değil. Daktır T.’ nin de dediği gibi; hatta terbiyesizlik, boşboğazlık ve aptallık.

Hastane hakkında bir kaç merak ettiğimiz bilgiyi de alarak çıktık.

Alpi’ ye gebeyken hastane gezisi yapmak hiç aklımıza gelmemişti. O kadar güveniyorduk ki doktorumuza; her şey çok güzel olacak gibi gelmişti. Olmayabiliyormuş meğerse.. O yüzden nacizane tavsiyem; doktorunuzu araştırdığınız gibi, hastaneyi de araştırın. Personelle önceden bir tanışın.

*Biterken; biz yine Bodrum’ dayız. Bodrum geçen seferki gibi çıkmadı. Çok sıcak, nem çok yüksek. bu haliyle İzmir’ i mumla aratatacak gibi.

Fotoğraflar; “Karayip Korsanları” hasretiyle yanıp tutuşan Alpi’ ye; Gül teyzesinin taa Almanya’dan yolladığı PlayMobile Korsan oyuncakları. Tekrar teşekkür ediyoruz Gül teyzesi. Alpi’ yi çok ama çok mutlu ettin. Bıcırıkları gözlerinden öperiz :)

  • Share on Tumblr

Gebelikte 25. Hafta

25. hafta geldi hosgeldi! Bir çok organ yerli yerine oturmuş. Halen gelişmekte olanlara göz atarsak; akciğer ve damar sistemi gelişmeye devam ediyormuş. Haftanın olayı; tat ölçüsünün gelişimiymiş. Bununla birlikte, süt dişleri de gelişiyormuş. Cildi artık şeffaf görünümünü kaybetmeye başlamış. Cilt altı yağ dokuları olgunlaşmaya devam ettiği için; hala cildi kıvrımlarla kaplıymış. Artık hareket için alanı gitgide azalıyormuş. Bu sebeple hareketleri daha sert hissediliyormuş. Artık karnımı her elleyişimde sert geliyor. Anne dinlenirken hareketler artarmış. Bu hafta itibariyle, kulağını karnına dayayan birisi, kalp atışlarını rahatlıkla duyarmış. Alpi oğlum, son zamanlarda bunu çok sık yapmaya başladı. Anatomik olarak aynısını yapıp denemem imkansız olduğundan, mualakta kalan bir konuydu. Açıklık kazanmış oldu. Kuzum, gerçekten duyuyormuş. Kilo ve boyunu bilmemeye devam ediyoruz:)

Gelelim bana.. Fotoğrafta da görüldüğü üzere; tisortlarımı çekiştirerek giymeye başladım. Aşırı yorgunluk, bacaklarda ve belde ağrı hisleriyle karşılanabilinirmiş bu hafta. Bunlara sebep; büyüyen rahmin yaptığı baskı ve dolaşım bozukluğu imiş. Sık değiştirilecek pozisyon, ılık duş ve ağrıyan bölgelere buz ile kompres yapmak öneriler arasında. Denemeye başlamam gerek :) Gözler ışığa karşı duyarlı olabilirken; göz kuruluğu da sık rastlanan bir şikayetmiş. Bende olmadı bu ikisi. Yaşayanlar için göz damlaları rahatlatıcı bir yöntemmiş. Vajinalakıntıdaki artış normal karşılanırken; sarı renkli, kokulu akıntı ve kaşıntı durumundaysa, doktorunuza başvurmanız öneriliyor.24-28. haftalarda şeker yükleme testini ihmal etmemek gerek; ben atlattim. Darısı başınıza.

Kaynak:WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 24. hafta

24. haftadan merhaba! & aylık olduk; kaldı son 3 ay. Oldukça hareketlendi. Bu sabah; 06:00’da tekmelerle uyandim ve tam 9,5 saat karnım kıpır kıpırdı!!! Daktır T. ile bunu paylaştığımızda; “Öncelikle sağ salim gelsin, bundan emin olalım, sonra da sanırım oldukça hareketli bir bebek daha geliyor diyeceğiz” dedi. Aralıksız hareket etti ve aynı noktaya peşpeşe tekmeler savurdu. Pozisyondan pozisyona girdim; sağa yattım, sola döndüm, ayağa kalktım. Kardeş hiç ara vermedi.
Artık Kardeş, gelen tepkilere rekleks olarak değil de gayet bilinçli olarak karşılık veriyormuş. Ne kadar harika değil mi? Akciğerler gelişmeye devam ediyormuş. Boyunu ve kilosunu bilmiyoruz çünkü yine sormayı unuttuk 😛 Daktır T. de sagolsun; biz sormazsak hiç tınmıyor. Kardeş’in kilosu boyu bilinmiyorsa; benimkinin de biinmesine bir gerek yok bence:P Bu haftayı rahat geçireyim bari.

Dişeti kanamaları devam ediyor fakat rahatladığımı hisseiyorum. Artık şiş değiller. Gebelik şekeri ihtimaline karşı; şeker tarama testine girdim. Bir önceki gece; 00:00′ dan itibaren yeme içmeyi kesiyorsunuz ve ertesi sabah aç karnına kan alıyorlar. 1,5-2 saat kadar bekleniyor ve 50′ lik seker yüklemesi- yarım bardak kadar şekerli su içiyorsunuz- yapılıyor. Tekrar kan alınıyor ve karşılaştırılıyor. Bu kez de yırtmanın mutluluğuyla; ayran ve poaçayı, labrotuardan çıkar çıkmaz mideye indirdim.
Korkunç bir kalça ağrısı musallat oldu! Sağ kalçamdaki ağrıya dayanmakta zorlanıyorum. Ne kadar dinlenirsem dinleneyim; ayağa kalktığım anda ağrı başlıyor. Hatırladığım kadarıyla; Alpi’ ye gebeyken de aynı ağrıdan muzdariptim. Fakat ne zaman başlamıştı, işte onu anımsayamıyorum.

Bu haftayla beraber; genellikle kokusuz, sarı-beyaz renkte, normal vajinal akıntı artarmış. Bol bol su içmem çok ama çok önemli. Erken doğum riskiyle karşı karşıya kalınmasının en büyük sebeplerinden birisi de; yaz aylarındaki sıcaklarda yeterli su almamaktan dolayı yaşanan su kaybıymış. Hatta hemen kalkıp bir bardak su içeyim. Yine de; erken doğum riskine karşın, bilgilenmeli ve olası belirtiere karşı uyanık olmak gerekiyor.

“Doğumun olabilmesi için rahimde kasılma olması ve bu kasılmaların rahim ağzını açacak kadar şiddetli ve sürekli olması gerekir.Ancak her kasılma ağrı olarak hissedilmeyebilir. Genelde belde ve kasıklarda adet sancısına benzer ağrılar hissedilebilir. Kişi bunu karnında bir sertleşme olarak algılar.
Yine halk arasında Nişan adı verilen sümüğümsü bir tıkacın gelmesi ya da normalden fazla sulu bir akıntı olması erken doğum tehdidini düşündürür. İstirahat ile geçmeyen bu tür sancılar olduğunda vakit kaybetmeden hekim ile temasa geçmek son derece önemlidir.
Bebek aşağıya doğru bastırıyor gibi bir his genelde erken doğum tehdidi altındaki pek çok kadında görülür.

  • Erken doğum belirtileri varlığında ne yapılmalıdır
    Belirtiler başladığında ne yaptığınızı hatırlamaya çalışın
  • Yaptığınız işi bırakın
  • Bir saat sol yanınıza dönerek yatın

2-3 bardak sıvı için 1 saat içinde belirtilerde gerileme olmaz ise doktorunuza haber verin”
Bu bilgiler; Dr. Alper Mumcu’ dan alıntıdır.  Ayrıntılı bilgi için  http://www.mumcu.com u okuyup; kendi doğum doktorunuza danışabilirsiniz. Ve hatta danışmalısınız da.

*Biterken; RifBaba’ nın eli karnımdayken sordum:
E: Yüz ifaden çok tuhaflaşıyor. Tam olarak ne hissediyorsun?
R: Karnının içinde kıpır kıpır! Bir can büyüyor. (Alpi’ yi göstererek) Bu da böyleydi. Kıpır kıpır, sonra doğdu ve şimdi dışarıda kıpır kıpır. Ürperiyorum hareketlerini hissedince. Tarif etmem mümkün değil. Çok heyecanlanıyorum.

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 23. hafta

Minik oğlumuz, neredeyse bir oyuncak bebek kadar olmuş:) Geçen haftadan beni duyabildiğini biliyorum. Yarın Alpi’ ye bu söyleyeyim de; kardeşinin Onu duyabileceğini öğrensin. Geçenlerde bunu sormuştu çünkü. Kardeş, çok şanslı bir kardeşsin. Şimdiden söyleyeyim oğlum:)
Vücudu büyük bir hızla doğumda göreceğim kıvama geliyor, tombullaşıyor. Göz rengi hala belli değil. Yine kumral ve kahverengi gözlü bir bebeğimizin olacağını düşünüyorum. Artık hareketleri dışarıdan çok rahat görülüyor. Karnım malum; başından beri iri gidiyordu zaten. Artık çok çok sert tekmeler yiyorum. Bazen olduğum yerde kalıyorum. Bazen de bebek hareket ettikçe; ,ç,m bulanıyor gibi oluyor ve aşırı ıdrar hissiyle beraber, tuvalete koşturuyorum.
 Sanki hamileliğe dair her şeyi unutmuşum! Anneme kızardım; Alpi’ ye gebeyken sorduğum çoğu şeye “Hatırlamıyorum” diye yanıt verirdi. Bazı şeyler hatırlanmayabiliniyormuş demek ki.
 Hala çoğunlukla karnımın sol tarafında. Solu bırakınca da mutlaka aşağıya çalışıyor. Geçenlerde kafası olduğunu tahmin ettiğim uzvunu, karnımın sağ tarafına öyle bir dayayıp ittirdi ki; Alpi büyük bir hevesle dokununca, acıdan geri kaçtım! Değişik bir yanma hissiydi. Minik savaşçım, abisine benzeyecek mi acaba?

Bendeniz en sonunda kilo almaya başladım! 6. aya 1 haftamız var. Haftaya yazacağım; bakalım
 kaç kilo almışım. Aşerme bu dönemde hızlanırmış. Hiç bilmiyordum. Her iki gebeliğimde de hiç aşermedim. 3.-4. aylarda dabiter bu durum sanıyordum. Hala olaya, “nazlanma” olarak bakıyorum. Son nazlanma günlerimi de değerlendirmeyeceğim sanırım:)
Kramplardan ses seda yok. Soda, muz ve süt üçlüsü işe yaradı demek ki. Rahmim artık idrar torbasının üzerindeymiş. Kardeş baskı yaptığında koşar adım tuvalete gitme sebebim belli oldu:) Hafif kaçırmalar da olabiliyormuş artık.
Ayakta uzun süre kalınca şişmeler olabiliyormuş; hiç olmadı. Olmaz da umarım. Alpi’ ye gebeyken son 2-3 aydı sanırım; feci şişmişti ayaklarım. Tüm gün boyunca terlik aranmıştık Balçova’ da annemle. Hımm iyi oldu hatırladığım; o terliklerim duruyor.
Uterus kaslarının gerilmesiyle, iğne batmasına benzeyen ağrılar olabilirmiş. Onlardan da olmadı. Hamileleliğin başlarında, sezaryen kesiğimin yakınlarında bir ağrı olmuştu bir gün. Ödüm kopmuştu. Arkadaşlarıma danıştığımda; bazı gebeliklerde sezaryen kesiğinin etrafının, hamilelik ilerledikçe daha da acğrıyabileceğini öğrenmiştim.Hemen Daktır T.’ ye sormuştum ve O da olabildiğini onaylamıştı. Ne üzülmüştüm ne üzülmüştüm. Tüm gebeliğimi o gerginlik ve ağrı hissiyle geçireceğimi düşünmüştüm. Her hapşurduğumda o keskin ağrının karnıma saplanacağından korkmuştum. Olmadı bir daha. Bir seferlik bir şeymiş. Siz siz olun; sorun, araştırın ama hemen başıma gelecek diye felaket senaryoları kurmayın. 2-3 hafta sonra tekrarlamayınca, “Olmayacak bana” diye telkinlere başladım. Unuttum gitti.
Yarıyı geçtik. Çok hızlı geçiyor bu kez gebelik. Plasenta ne durumda acaba? Yakında kontrolümün olacağını umuyorum. Şeker yüklemesi var 24. haftada ve randevusuz gidiliyormuş. Randevusuz gidince de ultrasona almıyor Daktır T. genellikle. Halbuki ben bebeğimizin yüzünü görmeyi çok istiyorum:)

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 22. hafta

Oğlumuzun kulakları epey keskinleşmiş. Artık seslere tepki veriyormuş. Güzel sesleri ayırt ediyormuş. Acaba neye göre güzel sesleri? İki ayrı arkadaşım vardı. Birisi heavy metal dinlerdi ve bebeğine de dinletirdi. Diğeriyse klasik müzik. Çocuklar aynı zevkleri sürdürüyorlar:) Ben Alpi’ ye ne seviyorsam onu dinletmiştim. Yani kulaklık alıp da karnıma koymadım tabii ki. Ne dinlemek istiyorduysam; açtım sesini, O da dinledi. Şimdi de öyle. Kardeş ise genellikle benim sesimi dinliyor:)
Bebeğimiz artık minyatür bir insana daha çok benzemekteymiş. Kafa vücut oranı daha da dengelenmeye başlamış. Oluşan göz kapaklarını hareket ettirebiliyormuş. Beyin gelişimi de bu hafta itibariyle hızlanmış. Erkek bebeklerde ilkel sperm yapımı başlamış.
RıfBaba ilk kez; elini karnıma koyduğunda, Kardeş’ in tekmelerini hissetti. Çok heyecanlandı.
Ayrıntılı usg randevumuz vardı. Doktorumuza yeni bir cihaz denettiklerinden, işimiz biraz uzadı. Doktorumuz, Kardeş’ in kalbini istediği gibi inceleyemedi. Bebeğimiz de bir türlü dönmedi. Alpi sıkıntıdan patladı, biz de öyle. Şekerli bir şeyler yiyip beklememizi; bebeğimizin pozisyonunu değiştireceğini umduğunu söyledi doktorumuz ve biz de 1/2 saatlik bir mola verdik. Dönüşte; bebeğimiz doktorumuzun istediği kadar olmasa da; kontrolüünü yapacak kadar dönmüştü. Fakat bize yüzünü tam göstermemeye kararlıydı. Ben çok heyecanlıydım bu gün için; sağlığının yerinde olduğunu duymak büyük bir mutluluk. Bir de yüzünü gösterseydi; tam olacaktı:) Boyu 26cm, kilosu ise 500 küsur gram imiş. Çok güçlenmiş; tekmelerden hissediliyor. Plasenta previa tam geçmese de artık egzersiz ve yürüyüş iznim çıktı:)

Bana gelirsek; aynen kaynağımda yazdığı gibi; diş hassasiyeti sebebiyle soluğu diş hekimimde aldım! Diş etlerimdeki hassasiyetin sebebi; diş etlerimin iltihaplanıp şişmiş olmalarıymış. Sebebi ise gebeliğe bağlıymış. Ayda bir diş hekimi ziyaretinde bulunacağım; evde de kürdanla diş etlerime masaj yapmam gerekiyormuş. Bu sırada kanayacak olan diş etlerim, rahatlayacakmış. Gebelik hormonları yüzünden yüzde ince kılcal damarlar görülebilirmiş. Henüz bende oluşmadı. Mide yanmaları tekrarlanmaya başladı. Magnezyum desteğini de düşünerek; elimden doğal mineralli suyumu bırakmıyorum. Bu hafta başlayan kramplara iyi geldiği duyumunu aldım ve sık içmeye başladım.Muz, süt ve soda üçgenine girdim. Hepsi/biri/bir kaçı işe yaradı:) Kramp başladığında; söz konusu kasın tersi yönde bacakları hareket ettirmek rahatlatıyor. Bacakları düz tutup; parmak uçlarından kendinize doğru germek de işe yarıyor. Vücut denge merkezi yer değiştirmeye başladığından, daha dikkatli hareket etmemek gerekiyor. Yine hormonlar sağ olsun; parmak eklemlerime kadar, tüm eklemlerimde gevşemeler olacakmış. Bak bu, yeni duyduğum bir durum. Alpi’ ye gebeyken ne doktorumdan ne de okuduğum kitap ve makalelerden, böyle bir şey hatırlamıyorum. Sonuç olarak bel ağrıları ile tanışacakmışım. Henüz böyle bir belirti de yok bende. Denge problemlerini ekleyince; elveda yüksek topuklu ayakkabılarmış. Düz babetlerden ileriye geçememiş olduğumdan; hiç de sorun değil:P

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 19. hafta ve Plasenta Previa

Ultrasonda ağzını açıp kapadığını gördük. Sanki bir şey içiyor gibiydi. Evet, içiyormuş. Bunlar; yutkunma hareketleriymiş ve kendi çişini içiyormuş. BU şekilde anlatınca Alpi’ ye kahkahalarla kendini yere attı:)
Artık epey hareketlenmiş Kardeş. Ultrasonda hep kıpır kıpır görüyoruz. Hala çevremdeki insanları iddia ettiği kadar rahat hissedemiyorum. Arada bir.İkinci gebelikte, dedikleri gibi, karnım daha çabuk belirginleşti. Rahat 1,5 ay daha büyük gibi görünüyor. Fakat o kadar hevesle beklediğim hareketleri nadiren ve zayıf bir duygu olarak hissedebiliyordum. Bunun normal olduğunun da farkındaydım. Nihayet bu hafta sonuna doğru; Kardeş’ ten esaslı bir tekme yedim:) Her gebede ve bebekte farklı oluyor her zamanki gibi.
Geçen hafta 3’lü tarama testini de atlatmıştım. Ayrıntılı ultrason için gün aldık. Alpi’ ye gebeyken ayrıntılı ultrasona girmemiştim. Daktır T’ ye bu durumdan bahsettiğimde; girmem gerektiğini, iç organlarla ayrıntılı olarak ilgileneceklerini veya buna benzer bir şeyer söyledi. “Piki” dedik.
Bebeğimizin vücudu, vernix caseosa denen, krem benzeri bir maddeyle kaplıymış. Bu madde, bebeği,uzun süre suda kalmasının etkilerinden korurmuş. Sanırım, doğunca üzeri kaplı olan beyazımsı madde oluyor.
 Hala öğrenemeyenler için; bu hafta artık uygun pozisyonda ise, cinsiyeti öğrenebilmek mümkün. Bizim bebeğimiz için %70 erkek demişti Daktır T. Bu hafta itibariyle %90 erkek dendi. :) Unutmayalım ki; doğana kadar cinsiyeti %100 garanti değildir denir.
Anne adayının memelerinde oluşan, Areola denen kahverengi alan, yarıya kadarki bölümü kaplayabilirmiş. Doğumdan sonraki 1 yıl içinde kaybolacakmış. Lekeler, kaşıntı, bel ağrıları, kasık ağrıları, kabızlık, kramp, eklem şişlikleri, sırt ağrıları ve nefes zorlukları karşılaşılan durumlar. Karın, göğüs, kalça, bel ve/veya bacaklarda oluşabilecek çatlaklara önlem olarak nemlendirmeyi ihmal etmiyoruz. 6 kg a kadar ki kilo alımları, normal karşılanıyormuş. Ben hala dikkatli davranmaya devam ediyorum.

Veeee asıl beklenen haberi sona sakladım: Kardeş, ağırlığını ortaya koyarak; plasentayı yerine postalamayı başardı! Previa durumumuz, önemli ölçüde geriledi:)

  • Share on Tumblr

Gebelikte 18. hafta

Kardeş, 18 haftalık ve 212 gram!!! Kaynağıma göre; 130-140 gr civarında oluyor bu haftada bebekler. Alpi’ de ultrasonda 2 hafta ileride gözüküyordu. Bakalım, Kardeş de bu şekilde mi devam edecek?

Kalsiyum ihtiyacımızı yeterince karşılıyor olmamız gerekiyor. Bebeğin kemikleri hala lastik kıvamındaymış. Ben, sütten pek haz etmem. Alpi’ ye gebeyken, kendimi zorlayarak içerdim. Bu kez hiç istemedim ve kendimi de zorlamamaya karar verdim. Yumurta ile ise bir dargın bir barışığım. Alpi’ den önce, bir gebelik hikayem daha oldu. Hüsranla sonuçlandıktan sonra; yumurtaya karşı bir antipatim oluştu. Alpi’ ye gebe kaldığımdaysa, başlarda çok zorlandım, yiyemedim. Sonraları ise unuttum ve tekrar yemeye başladım. Hatta Alpi ek gıdaya geçtiğinde; Onunla birlikte günaşırı yerdim. Sonralarda tekrar kokusu rahatsız etmeye başladı. tekrar bir soğuma oldu ve bir dahada istekli olarak çok nadir yiyebildim.
Ne zaman ki Alpi de yumurta yememeye başladı; o günden beri, en kötü ihtimalle haftada bir gün yumurta pişiririm.
Süt ve yumurta, her ne kadar sallantıda olsa da; peynir, ayran, cacık ve yoğurdu inanılmaz çok yerim. Mümkünse kahvaltıda çeşit çeşit peynir olsun, akşam yemeğinde mutlaka yoğurt veya cacık da bulunsun.
Kalsiyum ile ilgili ayrıntılı bilgi için TIK.

Bu hafta ile ilgili bana ilginç gelen; belirli uyku ve uyanık kalma periyodları oluyormuş bebeklerin. Bunun olup olmadığını merak ederdim.
Kaş ve kirpikleri oluşuyormuş. Kız bebeklerde, yumurtalıklarda, ilkel yumurtalık hücreleri ile rahim oluşmuş. Erkek bebeklerde de prostat bezleri oluşmuş.
Nefes alıp verme hareketleri devam ediyormuş. Ultrasonda bebeğin parmağını emmesini veya elerini açıp kapatmasını görebilirmişiz. Plasentanın gelişimi tamamlanmış. Artık kalınlaşmaya devam etmez; çapı artarmış.
Ben kilo almamaya devam ediyorum:) Yine de karnım büyük bir hızla büyüyor. Bu dönemde Alpi, gözlerini kaçırmaya başlamıştı ki; tam zamanında olaya el attım. Karnımın daha da büyüyeceğini söyledim. Bunun hiçbir şekilde beni rahatsız etmediğini ve etmeyeceğini anlattım. Karnımın içindeki Kardeş’ in de canımı acıtmadığını; karnımın içinin yavaş yavaş suyla dolduğunu ve Kardeş’ in de burada rahatça büyüdüğünü anlattım. Eğer bir çocuğunuz daha varsa; vücudunuzda gerçekleşen değişiklikleri ona açıklamak onu rahatlatacaktır.
Gece uykularını rahatlatmak için, yastık desteklerine başlanabilirmiş. Sol tarafa yatmanın, kandolaşımı açısından daha iyi olacağı söylenir. Çoğunlukla sırtüstü olarak uyanıyorum 😛 Vajinal akıntıda artış görülebilirmiş. Meme etrafındaki çizgiler koyulaşmış olabilirmiş ve karındaki cizgi de belli olmaya başlarmış.
Kardeşi hala, neredeyse 2 hatada bir adam akıllı hissediyorum. Kalan zamanlarda tık yok:) 35 yaş üstündeki gebelerden; 3′ lü tarama testi ile birlikte, amniyosentez istenebiliyor. Hattarutin uygulama olarak bahsetti Daktır T. Hala yırtıyorum durumdan ve isteneilir diye çok endişelenmiştim. 3′ lü tarama testimizi bu haftada yaptırdık ve sorunsuz çıktı. Hastalıklara dikkat etmek gerek; çok fazla ilaç alma şansımız yok.

Kaynak:Web Anne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 17. hafta

Bebeğimiz, hızla büyüme evresine girmiş. Bunun bir belirtisi olarak da; deri altı yağ depoları dolmaya başlamış. O hızla büyüdükçe; ben de hızla büyüyebilirmişim! 1/2 kilocuk almış olduğumu yazmış mıydım? Kaynağımsa, hala 2-4 kilogram almış olmamın normal olduğunu yazıyor:)
Bebeğin boyu & plasentanın boyu, yaklaşık olarak aynıymış. Bir takım refleksler ile solunum ve dolaşım sistemi de bu haftada çalışmaya başlarmış. Bu haftanın en önemli gelişmelerinden birisi de ilkel solumayı yapmaya başlamış olmasıdır.Bütün olarak bakıldığında, muazzam bir sistem oluşuyor/harekete geçiyor. İçinde yüzdüğü amniyon sıvısını akciğerlerine çekip; geri veriyormuş. 
 Kalça ve bacaklarımda genişleme gözükebilirmiş. Bunlar oldu sanırım. Artık rahat giysileri tercih ettiğim için; sadece gözümün görebileceği kadarıyla yorum yapıyorum. Kan dolaşımı artışı sonucu, burun kanaması olabilirmiş; oldu da. Öyle şakır şukur değil de hafif bir sızıntı. Sıcağı sanki 3-4 kat fazla hissediyorum. “Hava çok sıcak değil mi?” sorusunu ben artık sormuyorum. Cevap hep aynı “Yoo, sana öyle geliyor herhalde”. Metabolizma arttığından dolayı daha fazla terlenirmiş. Rahimde kasılmalar normal sayılıyor. M.eme üzerindeki damarlar oldukça belirginleşirmiş. -Her türlü gelişme çok sıkıntı verici oluyor bence.-Bunlara da; bu rahat ayların hafif zorlukları diye bakıyorum ben. Oturup kakışıma, uzanışıma, yatarken aldığım pozisyona dikkat etmem gerekiyor.
Kardeş bu hafta ilk kez rüyamdaydı: Emziriyordum. Hayatta son özleyeceğim şeyin, emzirmek olduğunu düşünürdüm hep. Bununla beraber, uyandığımda yüzümdeki sırıtmayı fark etmem benim bile şaşırttı.
Kaynak: Webanne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 15. hafta

15. haftada, gebelik lekelerinde artış görülebiliyor. Yatış pozisyonlarına göz atarsak; sol tarafa doğru yatmak doktorlar tarafından önerilen yan yatış pozisyonudur. Bunun sebebi, bebeğe doğru giden kan akışının rahat sağlanabilmesidir. Kanamanın üzerine bir de previa yüzünden yatmaya devam etmem yüzünden, sol kolumun üzerine fazla yüklendim. Yatağın sol tarafı, koltuğun sol tarafı derken şimdi sol kolum üzerine yaslanmak bile ağrı hissetmeme sebep oluyor. Özellikle sabahları; hele ki Alpi de aksam yanımıza zıpladıysa, ağrı dayanılmaz olabiliyor. Şimdilerde uyku haricinde fazla yüklenmemeye bakıyorum.

Doktorum yine bu haftada varis uyarısında bulundu; olmadı böyle bir şikayetim. Bir kanal tedavisi bekleyen dişim vardı aylardır. Aylardır dediğim; 2. trimesteri bekliyordum. Gerçi gitsem bir an önce iyi olacak da, salladım yine. Burun kanamalarım olmuştu 3-4 kez. Bu da olabilir gözüyle bakılan durumlardan.
Karın artık iyice belirginleşmiştir. Göğüslerden kolostrum sıvısı gelebilir. Engeli olmayanlar, yine doktor kontrolünde egzersiz yapabiliyor. Ben hala beklemedeyim. Alpi’ ye gebeyken de ilk 5,5 ay kanama yüzünden başlayamamıştım. Sonrasında ise açığı kapatmak için, günde 2km yürütmüştü doktor. BU kez en başından itibaren egzersiz yapabileyim istedim fakat yine olmadı :)

Kardeş’ in  durumu da heyecan vericiymiş. Kasları güçleniyormuş. Dolayısıyla el & kol hareketleri de güçleniyormuş. Geçen sabah saat 03:00’de bilin bakalım kimin minik tekmeleriyle uyandım? :) Bebeğin ilk saçlar çıkmaya başlıyormuş. İpek gibi, yumuşacık tüyler…Doğumdan sonra dökülmesi beklenirmiş.
Kaynak: Webanne

  • Share on Tumblr