YENİ ADRES

www.elf-ana.com ile taze bir merhaba. Yeni siteyi daha önce çıtlatmıştım. Hala yapılması gereken düzenlemeler var. Zamanla, yazarken, vakit oldukça tasarım oturacaktır. DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr

Pinyata yapımı

 Pinyatamızın yapım aşamasını anlatacağımı yazmıştım. Aşağıdaki karelerde; pinyatamızdan sonraki coşku görüntülenmiştir 😛

 Alpi & RifBaba, zevkle kızgın kuş oyunu oynarlarken. Şöyle bir baktım da; içinde RifBaba varken, Alpi’ nin odası ne kadar da küçük gözüküyor :)

 Ahşap bloklarını ve çeşitli oyuncaklarını bir araya getirdi kuzucuk. Çok sevimli bir Angry Birds canlandırması oldu.

Angry Birds temalı pinyata yapımı için; Anne Bunu Yaptı‘ ya bir göz atın.

  • Share on Tumblr

Bereket kuşları nasıl yapılır?

a
Fotoğraftaki uyku mahmuru maymun neye zıplamış? Zıp zıp!
  • Share on Tumblr

Yetişemiyor muyum ne?

Baştan uyarayım; daldan dala atlanacak bir yazı olacak bu sefer ki! O kadar çok fotoğraf ve olay birimiş ki! Bir yerlerden başlamazsam, ipin ucu tamamen kaçacak, bunu anladım.


Haftaya nikah var. Kerameti onların olsun; kardeş evleniyor. Annem bu hafta sonu İzmir’ deydi. Yarın sabah nakliye firması gelecek ve Alpi’ nin teyzesinin neyi var neyi yoksa götürecek. Haftaya da biz orada olacağız. Okuldaki cuma nöbeti -Pazartesi de ben nöbetçi olacağım. 1 ay bana nöbet yoktu & 2. ayımda; diğer öğretmenlerin hatada 2 nöbetini bana dehlemeleri kaçınılmazdı :P- bana denk geliyor. Yapın bir secret da; Cuma çocuklar erken bitsin & biz ekenden Bandırma yollarına düşelim. Kardeş&Damat, sadece sevdikleri bir ablaları orada diye nikah Bandırma’da. Var mı görüşebileceğimiz arkadaşlar? Taze nikah dedikodusu yaparız:P
Alpi yeni yeni kavrıyor neler olup bitiyor. Anneanne de gidecek dedik diye; O da oraya yerleşecek sanmıştı. Damattan “Teyzemin karısı” diye bahsetmekten vazgeçti. Sadece teyzesinin evini yerleştirmek için gideceğini anlattık defalarca. En son anneannesine yüz vermemiş Perşembe günü. O gün, yarım gün olacağı için, babası anneannesine bırakmıştı. Kapıdan girmek istememiş. Kurbanlık koyun gibi; babası ensesinden itiyormuş, anneanne içeri çekiyormuş; O, inatla geri geri gidiyormuş. “Sen gideceksin nasıl olsa!” deyivermiş. İyice açıkladık durumu. Teyzesinin yokluğu ayrıca koyar mı göreceğiz. Zira, ortaya bir damat çıktığından beri; kendisiyle oldukça mesafeli.

 Dünürlerin tanıştığı geceden.

Perşembe, Cuma & Cumartesi günlerini alışverişe ayırdık. Çok sıkıldım! Annem Mango fikrini ortaya attığında, Alpi’ nin ayakları gibi, benimkiler de geri geri gitti. Samimiyetle yazabilirim ki; Mango’da gezebilme çabaları, orada harcanan zaman & kuyrukta beklemekten nefret ediyorum. Hep birileri alışveriş yapsın diye beklemek zorunda kalmışımdır. Ay, o ne zulümdür benim için!!! Yine krizler eşliğinde; kulağım kabinlerin içinde cirit atıp, arka tarafı birbirine katan Alpi’ de olamak üzere, bu sefer ben giydim çıkardım. Sonuç? Her zamanki gibi gereksiz bir yer olduğu kararımı yinelemek! Kesik başlı tavuk gibi saatlerce onca mağazaya, annemin önderliğinde girip çıktıktan sonra; Alsancak’ taki lanetten bir mağazaya dalıp, 3 gece kıyafeti-tabii ki gündeliğe de kolayca uyarlanabilecek( yoksa tam tersi mi?)-nin tanesine 20TL verip hallettim. Hehe ne gereği var yaa, bir daha ne zaman giyerim belli olmayan bir elbiseye onca para vermeye? 3 tane aldım ki, bir daha 10 sene uğraşmayayım. Elbiseler pare pare oluncaya -veya benim pop.om kocaman olup da içlerine giremeyeceğim güne- kadar sırayla giyileceklerdir.
E bunların altına bir de ayakkabı gerek değil mi? Al sana hayatımdan soğumak için bir neden daha! Ayakkabı dolabını gözümün önüne getirdim: Spor ayakkabı, spor bir model çizme, spor ayakkabı, spor ayakkabı….Bir süre çizmelere göz attık annemle. Kemal Tanca‘ da nefis modeller var, % 50 de indirim, benden söylemesi. Topuklu modellerle işim olmayacağından & bilek kısımları oldukça bol ve dökümlü göründüğünden burası da olmadı. Bütünnn Alsancak itinayla gezildikten sonra en son beğendiğim çizmenin 600 olduğunu öğrenince; mevcut babetlerimden birinde karar kıldım. Arkadaşlar bu haftaki Annelerin Dünyası’ nda ki bu ve önceki bu yazılarımı okumamişlar belli! (Açmışken buna da bir göz atınız)


 Nurturia İzmir buluşmasından.

Alpi’ nin çektiklerinden.

Basketbol severler.

RifBaba’ nın yoğunluğundan, bu sene köydeki mahsülü getiremedik. Gitmeye nihayet fırsat bulduğumuzdada hain d.on, hepsini telef etmiş. Bu seneki yegane kış hazırlığımız!

Yağmurlar başlamadan, hatta bırakın sonbaharı, henüz yazın rehavetindeyken yaptığımız son park pikniği. Alpi, çok seviyor. Evde ki ortamdan sıkılıp, yemek olayını es geçen çocuklar ve annelerine tavsiye edilir.

Bir çocuk düşünün: Aktiviteye, faaliyete & Montessori’ ye susamış! Anacığı en anti-aktivistlerden! Yavrum benim; bize geldikçe hayatın anlamını buluyor. Tuni aktarma yaparken. Görün işte; sevgili Toni’ miz, Hülya’ ya rağmen, en aktiviteci veletlerden. İşte Hülya’ nın sakladığı tüm gerçekler!!!! Rınınınımmmmmmm!!!!

Alpi, hayatın doğrularını Tuna’ ya gösterirken.

Bakınız işte o anne, hayretler içerisinde oğlunun her gün bir Montessori çocuğu olmaya nasıl yaklaştığına şahit oluyor!

Tuna, cımbızla, kaptan kaba  ponpon da aktarabiliyor. Flaş flaş! Yoksa Hülyacan bir gizli aktivist mi?

Hülyaseverler! Tuna su da aktarabiliyor! Sanırım artık doğru yolu buldu kendisi. Bakınız bir üst fotoğrafta, nasıl da ruhu huzura kavuşmuş bir gülümseme var yüzünde :)))) Veee Yeliz; duydum ki, Arca’ mı Montessori’ den alıkoyup; saldım çayıra annesi olmaya meyletmişsin. Heyhat!!!! Çekimser davranan Hayat, Elif & Nil ile birlikte; sana da bulaşacağız, söylemedi demeyin.

 *Biterken, Anne Bunu Yaptı‘ yı çok ihmal etmişim. El atılmıştır, ilgilenenlere!
Yazıyı 24 saat sonra bitirebildim! 4 saatlik uykuyla sabah nöbetine gittim, kaytarıkçı stajyerim haber vermeden okula gelmedi ve aktivitesiz kaldık. Hülya, durumumuz pek bir manidar oldu değil mi? Yarın yardımcı öğretmenimin hastane işleri var, yine gelmezse sıçtım! 16 çocuk!!! Ben de O’ nu not verme zamanı göreceğim artık. Çarşamba’ da benim işlerim var; dönüşte sınıfı nasıl bulacağım bakalım??? Akşam da 17:55; 1 çocuk kaldı ve 19:00 civarı gitti. Geç kalan babasını kınıyorum! Alpi bırakıp gidelim tekliflerinde bulundu; etik olarak uygun kaçmayacağından, seni de kınadım oğlum! Bu saatte dinleyeceğim tek bir nağme: Eeeee,eeee,eeee; pışşş pışşş pışşşş. Bana, iyi geceler; sizlere, gününüz aydın olsun 😀

  • Share on Tumblr

Easy girl! Kurarken çıldırtan oyuncaklara son!

Bazı oyuncaklar vardır; mekanik konusunda iyiyim diyenlere kök söktürür. Mühendislik alanında çalışıyor olsanız da farketmez. Post modern yapılara imza atmışsınızdır, neye yarar???
Herşey, miniğinizin “Aneeeaa/Babaaaa! Çok güzel alabiliiir miyiz” iyle başlar. Hevesle oturusunuz başına. Kutu açılır. Duruma göre alet edavat çıkartılır. Yapım klavuzu ele alındıktan sonrası bittiğiniz andır! Koca kişisi kolları sıvar: “Teknik iş bu, kay bakiim kenara!” 1 saatin sonunda anne, her işi bitirmiş; tırnak törpülemeye başlamış olabilir. Veya karı-koca dayanışması göstererek, kan ter içinde, biriniz klavuzu harfi harfine gözden geçiriyor; diğeriniz de yerlerde tuhaf pozisyonlarda parçaları birleştirmeye çalışıyor olabilirsiniz. Ya da stres içinde birbirinize girmiş de olabilrsiniz. Çocuk mu??? O, yeni oyuncağa olan ilgisini çoktaaan yitirmiştir. Artık bu, bir gurur meselesidir.


Geçen haftlar, malum maç heyecanı vardı. Alpi de fazlasıyla nasibini aldı. Yatıyor kalkıyor: “Arda aldı! Arda düştü!” GS’ lı Arda yaptı kendini. Babasıyla maç izlerken kaydetmiş. Bir oyuncak kaleye denk geldik. Hevesle getirdik eve. Küçücük bir kutu zaten, bahçede de oynar. Bir açtım; ayy bu ne??? RifBaba 1 saat kadar uraştı & gerilen sinirlerini gevsetmek için Alpi ile bahçeye indiler. Ben zaten sabahtan bir eneme yapmıştım. 2. turla beraber toplam 3 saatte+RifBaba’ nın da uraşı; toplam 4 saatte kuruldu!

ElfAna’ dan dev hizmet!!
Bizim gibi birkaç arkadaşın da sinirleri zıplamış bu kale yüzünden. Adım adım mini kale kurma sanatı:

Fileyi yere seriyorsunuz. Zaten olayın püf noktası ilk adımmış. Alt ve üst kenarlardaki kesik ipler, genellikle yırtılmış veya açılmamış gibi çıkıyor paketinden. İtnaylaipleri birbirinden ayırıyorsunuz.

Uzun kenarları, filenin kesik olmayan diger 2 kenarından sağ sol yaparak geçiriyorsunuz. Bunlar, kalenin üst ve alt bölümleri olacak.

Köşeleri monte ettikten sonra, tüm boruları birbirine ekleyip,kaleyi ayakta durur hale getiriyorsunuz. Sonrasında kesik ipleri, sağ ve sol yanlardaki borulara bağlıyorsunuz.

Biraz gerip, sağını solunu çekiştirip; fileyi iyice geriyorsunuz.

Haftasonu kurtuldu :) Arda geliyooor ve GOOOOLLLLLLL!!!! Bir de Ege’ nin annesinin pille çalışan oyuncaklarla neler yaşadığını okuyun derim 😀

*Biterken; dede ve nana tatilde & ev bize kaldı. Selda ile bu gece de Alpi’ yi erkenden uyutup sabaha kadar lak lak ediciiz, Alpi Garfield izliyor, RifBaba işte & Enigma – Push the limits çalıyor.

  • Share on Tumblr

Süt bıyık

Güne güzel bir kahvaltıyla başlamak gibisi yoktur.

Ardından biraz Mısır

Bir Mısır lapbook’ u patlatmam icap ediyor artık sanki? Niye bu kadar beklediysem.

Bir tur da google earth’ den piramit bulmaca & belirgin özellikleri.

Flash and Dash yarışıyla adrenalin yükseltilir.

Azıcık rüzgar bulmuşuz. Üstüne gezinti çok mu?

Oldu mu sana akşam!

Sahi; Alpi’ nin halası & kuzenleri bizdeydi. Görümceyi yerlerde süründürmemek olur mu?? Hahaha, selamlar halacık.

Tanıştırayım, sağdaki 1 numara, soldaki 2 numara.

Bu da 3 numara!

Kırmızı çerçeveli Alpi, sol baştaki RifBaba, sağdakiler 2 ve 1 numaralar

Paten kaymaya gitmek için halası ile babasını bekliyor. Sıkılınca tepeye oturttum; sıkıntı mıkıntı kalmadı. Ben o gün onlarla beraber gitmedim. Yardımcı bir abi olurdu, o gece yokmuş. Biraz serinlesin hava; beraber düşe kalka deneyeceğiz bir gün. Kuzum, güvenememiş. O kadar da hevesliydi. Bütün gece öylee kollarını dayayıp izlemiş. Sonra babasının kucağında uyuyakalmış. Eve döndüklerinde ateşi vardı. Sonraki 2 günü 39,5 – 40 larda geçirdik. Viralmış. Antibiyotik tedavisine başladık tabii ki. Off bitti 2 günde neyse ki! Çok geriliyorum işin içine ateş girince.

Bir daha yaz için başka cins ayakkabı istemem herhalde. Çok rahatlar. Hop tak çık.Kirlenirse sil gitsin. Denize de girebilirim:P Aaaa, birinin tokası duruyormuş yerde:)
Sol gözümde bir problem var ve 1 ay olacak, devam ediyor. İlk hafta yorgunluktan diye düşünüp,salladım. 2. Hafta tırstım, muayene oldum, hatta yetmedi bir daha oldum. 3. hafta gözlük camlarımı değiştirdim miyop astigmatlarım yıllardır aynıydı, 1′ er numara birden coşmuşlar! Haftaya sanırım ileri tekkik istenecek:( Sol gözümle dünyayı füme görüyorum. Yeni numerolarla da dzelmezse, göz sinirlerine bakılacakmış. Ayyyy!!!
Optik ziyaretine giderken yolda Alpi uyuyakalınca; RifBaba’ ya devrettim. Sevda ile Kızlarağası’ na kurulduk. Annem de eslik etti bize, eve dönerken azıcık alışverişe de bulaşıldı. 
İki arkadaşım gebeymiş. Nasıl sevindim anlatamam! Apartmanda da 6 anne adayı daha varmış. Ne güzel, toplu tebrik benden:)
Konu hazır apartmana gelmişken; keşke özellikle bahsedeceğim şahıs bunları okusa. Kendisi bir şehir yaşantısı özürlüsü. Bir ahmak, aptal, görgüsüz! Azkaldı kimliğini bulmamıza. Bu denyo arkadaş, üst katlarda bir yerlerde oturuyor ve zıkkımlandığı sigarasını inatla balkondan bahçeye atıyor! Geçenlerde üst katlarımızdaki arkadaşın balkonuna düşmüş bu yanan izmarit. 1 yaşlarındaki bebeği de balkondaymış. Pıtı pıtı emekleyerek alıp ağzına atıvermiş! Feryat figan. Anne nasıl üzgün “Son anda gördüm de yetişemedim” diye. Ahh keşke okuyor olsa.Bak arkadaş, yukarıdakinin adı kül tablası! Şekildeki gibi, işin bitince bahçeye fırlatmak yerine içinde söndürürsün! Geçen gece, bu yine fırlattı yana izmariti. Yana döne, yukarıdan geçişini gördüm. Hızla kafamı uzatınca balkondan, gözgöze geldik. Kafayı çekti içeri hemen tabi. Ama anayamadım kaçıncı kat. Geçtiğimiz hafta da birisi(!) yanan izmariti asansöre atmış. Dumanlardan farketmiş millet. Az kaldı, apartmanca peşindeyiz!

*Biterken, Alpi “Piştin!!!” oynamak istiyor, RifBaba işte ve hala çook sıcak!

   -Ya ileri tekkik mekkik istemiyorum; ödüm kopuyor.
  -Tek gözlü tek gözlü yazıyorum, Anne Bunu Yaptı için hala beklemedeyim.
  -Apartman, blogu kesfetti; haklarında daha nazik olmam gerek 😛
  -2 haftada L bedenden S’ e düştüm; daha ne isteyeyim:P
-İzmir & Montessori denilince aklınıza gelenler,  ah keşke(!) leriniz var ise; lütfen irtibata geçiniz. Bizim bazı    fikirlerimiz var:)
  

  • Share on Tumblr

4 sene dile kolay!!!

Aklımdan çıkmıyor bu cümle. Aile & tatil kavramları birarada nasıl oluyordu? Ne yapar insanlar ailecek tatile çıkınca? Alpi doğdu doğalı böyle bir tecrübemiz olmadı. İşler hep ön planda kaldı kalmak zorundaydı. Diyeceksiniz “O ballandıra ballandıra anlattığın köy & Bodrum hikayeleri neydi öyleyse?” Yardımcı oldular kabul. Bununla birlikte ayaklarımızı şezlonga uzatıp; yemek, temizlik, alışveriş derdi olmadan; önümde deniz arkamda havuz, “Beslenme saati gelmiş hadi kocam, ileri!!”diyebileceğim; Alpi’ nin tüm sorumluluğunun bende olmadığı, sabah kocamın kollarında uyanacağım tatil be anacım. Basbayağı, otelden bahsediyorum! “Çocuk eğlensin, denize götüreyim” den çok “Çocuğu otelin bakıcısına, kulübüne hernesi varsa bırakıp; elele, kol kola coşacak, kafa dinlenecek tatil”. Çok yorulduk ve bunaldık. Bloga da bu sebepten ötürü elimi süresim gelmiyor içimden.İşler yoğunlaştı ve aranan eleman ufukta gözükmediği için, korkarım ki yine bunlar hayal olarak kalacak. Bodrum’ a bile 2 günlüğüne gidebildik. Şu bizim haftasonu kaçamaklarını da anormal seviyelere yükselen nem baltaladı. Banu ile konuştum biraz önce; arkadaşlarına Alaçatı eser diye tedarikli gelin demiş. Yaprak kıpırdamıyor, sörfçüler boyunları bükük bekliyormuş :( Bizim rüzgarlı bayırda da durum aynı. Esse bile fırın kapağını açınca çıkan sıcaklık gibi bir esinti sözkonusu.


Yukarıdaki fotoğraf, halası ve kuzenlerini getirmeye gittikleri zamandan. Deniz sayıklayan kuzumu böyle kandırıyorum.

Günübirlik Kuşadası gezisi. Erk & Tugba’ yı ziyaret ettik. Fırsat bu fırsat. 1 saatlik deniz keyfi yaptı Alpi. Arkadaş yazlığı fotoları:

Evdeki matruşkalarından sandı; dakikalarca açmaya çalıştı.

Begonviller, her zaman favorim. Bir zamanlar balkonumda bir ağacım bile vardı.

Bunlardan bebek odalarına mobil olarak düşünür müsünüz?

Anne ve bebişi geldi aklıma. Ne oldu, biber yok mu bu sene?

Karpuz & kavunsuz yaz mı olur?

Nil :))) RifBaba, sakın fotoğrafçılığa soyunmasın:P

Berk & RifBaba

Berk & Alpi civilderken :) Nil, şimdi farkettim; eşini hiçbirimiz mi çekmemişiz ya? Ayıp etmişiz valla.

*Biterken, Alpi & anneannesi zıplıyorlar, RifBaba gelmek üzere, ben de Nuran‘ la buluşmaya gidiyorum.
Anne Bunu Yaptı için kolları sıvayın, Eylül’ e az kaldı:)

  • Share on Tumblr

Oradan buradan duyduklarım

Birikmiş, “mutlaka” dedigim haberlerim var paylaşılmayı bekleyen. Bazıları benim için güzel, bazılarına “A-aa!Ne güzel deyip de başkaları için önemli olabilecek.

*Bir minik Alpi varmış
  Yaramazlık yaparmış
  A – rı bız bız bız
  A – rı bız bız bız  TIK.

*Terzi söküğünü dikemezmiş misali; kardiş blog “Anne Bunu Yaptı” ile anca ilgilenebiliyorum. Dün gece yakaladım enseseinden RifBaba’ yı, oturttum bilgisayarın başına, iki banner hazırladık + sevgili Esra’ nın bitmek bilmeyen sabrıyla ortaya sol yanda görülenler çıktı. Dilediğiniz birini seçip alttaki kargacık burgacık kodları kopyalayıp kendi bloğunuzun şöyle en afilli köşesine yapıştırıyorsunuz. “Haa, ben ikisini de sevcdim, çifte destek vercem” derseniz hayhay efenim:) “Anne Bunu Yaptı” yı sevelim, sevdirelim:))
Birincisi için:

Anne Bunu Yaptı

İkincisi için:

Anne Bunu Yaptı

*Bir ödül için teşekkürüm vardı. Sevgili Eylül kuzusunun annesi Bahar ve Ensar Bera’ nın tatlı annesi Sirar‘ dan gelmiş. Ben teşekkür edene kadar almayan kimse kalmamıştır diye kimseye de iletmiyorum :) Sirar’ cığım; bir önceki ben de yanıtlanmış bir sobelemeydi :) Sana bir çocuk odası sözüm vardı, hatırımda.

*Okunacak bir kitap buldum, eskilerden: Barbiana Öğrencilerinden Mektup. Tavsiye Başak‘ ın babasından:))

*Annelerin Dünyası’ nın yeni bir görüntüsü var. Giyindi, kuşandı, yaza hazır. Benden duymuş olmayın ama çok güzel konular ve yazılar geliyor.  Buyrun bir TIK.

*Iraz’ ı bilirsiniz. Rüzgar oğlanın annesi. Yeni bir iş, özlediği şehir ve güzel bir işe imza atıyor şimdilerde. Bana gönderdiği mail üzerine Alpi’ yi hazırlamaya çalışıyorum bu sıralar:

Herkese merhaba!!!
Su anda calistigim rehabilitasyon merkezine bir kutuphane kurmak istiyorum(z);  odayi, dolaplari ve bilgisayarlari hazırladik elbirligi ile, kutuphane sorumlusu da tespit ettik, geriye en onemli kisim yani kitaplar kaldı!!! Bunun icin bir bagis kampanyasi baslatmak istiyorum, kampanya cok buyuk laf aslinda, yakinlarimdan kitap bagislamalarini isteyecegim. Dileyenler sifir alabilirler ama ikinci el kitaplari da kabul edecegiz. Hem veliler hem de cocuklar icin. Engelli rehabilitasyonu “0” aydan basliyor- dogustan engelli bireyler icin- ve yas icin bir ust sinir yok. Yani bu durumda bagislanabilecek kitaplarin turu ile ilgili bir sikinti yok. Sadece siyasi ve dini icerikli kitap bagisi kabul edilmeyecek tahmin edersiniz ki..Bir de ansiklopedi; cocuklar icin olanlar olabilir ama AnaBritannica falan olmamali..Ve yetiskinlerin okumasi icin de kitap bagisi kabul edilecek, yani sadece cocuk kitapları degil!!!Kitap gonderen herkese kurum bir tesekkur mektubu iletecek kutuphanenin acilis davetiyesi ile birlikte(adres belirtmeniz halinde). Bir cocuGun kitabı ise bagislanan, mesela ben oglum Ruzgar’ in bir kitabini bagisliyorum; tesekkur bir engelli cocugun agzindan Ruzgar’ a  yazilacak, ben bunu saklayip Ruzgar’ a verecegim kendimce uygun buldugum bir zamanda gibi(Bu durumu ayrica belirtmeniz gerekiyor)..Bagislar kurum adresine kargo ucreti gonderici tarafindan karsilanarak gonderilecek. Ve neticede rehabilitasyonun en onemli kismi olan kitaplara kavusacak yuzlerce engelli cocuk ve ailesi!!!
Ne dersiniz, gidip bir kutuphaneye goz atmali sanki :) Ve de bu duyuruyu mail listenizle paylasmali..
 
Gorusmek uzere, sevgiler!!!! 
Psikolog Iraz Toros Suman

iraztoros@yahoo.com

*”Mevcut eğitim sisteminden mutlu olmayıp, daha iyi bir yapı oluşturmak için, Emel Çakıroğlu Wilbrandt’ ın eğitim danışmanlığında biraraya gelen anne-babalarız”. diyorlar. “Kar amaçlı olmayan, veli insiyatifi ile kurulmuş bir okul olacağız diyorlar.”
http://montessoriokul.blogspot.com
daha ayrıntılı bilgi için:  montessoriokul@gmail.com
Seda Aydın:0 532  473 70 28

* Oyuncak mağazalarında oldukça uzun zaman geçiriyoruz değil mi? Sizleri ebeveyn-Damlacığım, bak:))- olarak rahatsız eden oyuncakları bana bildirir misiniz? alpiharikalardiyarinda@gmail.com
*Blogcu Anne & Çalışan Gebe  Emzirme Reformu” nu başlattılar. Bu akşam haberlerde umut verici birşeyler dinledim tesadüf bu yaa.. Bu iki hanımefendiye destek vermeliyiz.
* Şu, hissetmeli yartıcılıklı oyun Mothercare’ den elimize geçti. Şiddetle tavsiye ederim. Olmadı Gamze‘ ciğime bir uğrayın. İnsan, yeter ki istesin:)
*Yağdanlığın içinde, yıkadıktan sonra hala lekeler varsa; az su & pirinçle salla babam sallaymış. O‘ nun gibi ben de denedim, yedi vallahi:))
*Bir dilek listem vardı benim. 6 ay sonra bakalım neler olmuş, neler beklemede:
Alpi’ nin bebek egzamasından eser kalmamış, Aternatif eğitimle ilgili sürprizim geri tepti, Bodrum’ a yerleşmek hala rüya ama haftabaşı oradayım :), Mükemmeliyetçilikten manyamış annelerden hiç kalmadı etrafımda(Bingo!), Kar yağdı, bol bol oynadı cüce, Hımmmm…bu madde sakat, birşeylere inancımı daha fazla kaybettim, 4. dövme belki yaz ortası, Kendime fazlasıyla zaman ayırdım son 6 ay içinde de tiyatro miyatro hak getire, Country konusunda ilerleme var-kendim hallediyorum-, Çadırı kaldırdım bilgisayar masası için yer açıldı, Balkon için 2 hafta sonra-Bodrum dönüşü- harekete geçiciim, İstemiyorum üniversite falan, işe girip çalışmaya devam isteği ağır basmaya başladı, Yüzme öğretme işi uzun tatilde, bisikletten ailecek vazgeçtik scooterla çok mutlu, Arden hayal oldu, Bebek hayallerine veda ettim edeli odalarını tasarlamak işkenceye dönüştü, Boyalarıma elimi sürmüyorum -içimden gelmiyor, A-haa!!! Dikiş makinem var ama artık :) Bir sürü basma aldım&RifBaba’ yı delirtme pahasına country evlerindeki yastıkçıklardan dikiciimm, GB & JD in fotolarına bakmakla yetiniyorum, Atölye işi çok zor.
*Ayip ayip, bu devirde yuh diyorum:

*Grimm Masalları ‘ nın siparişi verildi. RifBaba pek heyecanlı yeni bişeyler okuyabilcek diye:))
*Yarışmaya az kaldı. Oylar verildi mi? Dilerseniz bizim için TIK.

*Biterken Alpi&RifBaba horul horul, 118… ler bitti nereden duyduysam “yanayım yanayım kırmızı dudaklarından…” diye yenibişey takıldı duduklarıma. O dudaklarımı kendi ellerimle büzücem:)

  • Share on Tumblr

Şövalye

  • Share on Tumblr

Çiçekliköy

Sabah buluşulur, aç karınlarla Çiçekliköy’ ün yolu tutulur, göze hoş gelen bir tanesine girilir ve kahvaltı yapılır.

Kahvaltı öncesi ve sonrası, çocuklar kah burada, kah buradadır.

Şimdiye kadar gitmediğime yanayım. Çok eğlenceli bir gündü. Alpi, hayatının sayılı uyuyakalışlarını yaşadı eve dönerken. Her gün, O, uyuyakalsın diye bu performansı gösteremeyiz tabii ki.Ekleme yapayım; Çiçekliköy Çamaltı Aile Restorant ı imiş burası:)

Geçen hafta  hala 2 hafta geriden geliyorm, arayı kapatamadım; kitap fuarını başka güne salladım tüm gün Canon bendeydi. Keşfetmesi çok heyecan vericiydi.

Pembeyi sadece bu şekilde seviyorum

Hayatında ilk defa 10 dakikalığına ata bindi miniğim. Önceden sözümüz vardı. Çok yüksek olacağını söylemiştim sadece. Ne korktu ne de kastı. Sanki hep binermiş gibi rahattı. İndirirken farkettim, 5-6 aylık gebeymiş Alpi’ nin bindiği at. Fazla zorlanıp, hırpalanmasa bari..

Son turunu atarken, başındaki şapkayı çıkartıp “Yih-haa!!” narasını ise Elmo, Vahşi Batı’ ya bağlıyorum. Biz, düşecek diye koştururken, hiç oralı olmadı.
Unutmadan yazayım; hayvan sevgisine geldi ya yazı: Geçenlerde bir akşam gezintisinde, çocuklu arkadaşlarımıza rastlayınca oturup çay içelim demiştik. Çocuklar da ortalıkta koşturuyorlar. Gece gece nereden gördüyse bizimki; minik bir salyongoz bulmuş, hevesle bir yanıma gelip anlatıyor bir koşup yanına bakıyor. Birden Alpi’ den bir çığlık koptu. Daha “N’ oluyor?” diye arkamızı henüz dönmüştük ki, Alpi yanımıza geliverdi. Dudağını bükmüş, gözleri dolu dolu, ha ağladı ha ağlayacak. Daha fazla bastıramadı hıçkırıklarını ve ” O kız öldürdü!!! Parçaladı! Minicik salyangozumu parçaladı!!” diye bir başladı ağlamaya. Salyangozun önündaki oturma yerlerine bir baba-kız gelmiş. Kız da Alpi’ nin yaşlarında. Babası salyangozu göstermiş, kız da ezmiş. Bizim microcosmoscu da dehşete kapılmış. Tuttum elinden bakmaya gittik, kabuğu paramparça ve yerde sadece suyu çıkmış, izi kalmış. Babanın ayakları kapatıyordu manzarayı, biz gelince sırıtarak kaldırdı ayaklarını ve gösterdi. E öküz!! Görüyorsun ki çocuk içini çeke çeke ağlıyor, açma o kırılasıca ayaklarını bari! Hayatımın yalanını salladım o an. Aklıma başka birşey gelmedi. Yerde sadece boş bir kabuk olduğunu ve kaçarken bıraktığı izin de su gibi göründüğünü söyleyiverdim. İnandı. İnanmasını çok istemiştim, inandı. Ne önemi var tırnak kadar yaratığın da vır vır anlatıyorsun demeyin. Diyebilirsiniz ama demeyin ne olur. Ben oğluma, doğadaki her yaratığın bir şeylere yaradığını, durup dururken hiçbirini öldürmeye gerek olmadığını, dengenin bozulacağını anlatırım hep. Yılanlardan çoğu insan iğrenir değil mi? Ben, çocukluğum boyunca kaç yılanı elledim, şöyle bir tutup tarlaya fırlattım sayısını hatırlamam. Hep karşımıza çıkarlardı. Koruk yiyeceğiz diye asma yapraklarına saldırdığımızda, görünen kuyruğun bir kertenkeleye değil de bir yılana ait olduğunu gördüğümüzde de aynısını yapardık. İlgilenmezdik bile.. En büyük çocukluk vahşetim, 10 yaşlarında, bisikletlerimizin üzerindeyken danaburunlarını çatır çutur ezmek olmuştur. Bir daha da bilinçli olarak hiçbir hayvana zarar vermedim. Saygının bu türlüsünün, sadece erken çocuklukta verilebileceğine inanıyorum. Alpi’ yi de bu konuya duyarlı yetiştiriyoruz. Artık yılan elleyemesem de, minicik bir örümcek için ortalığı yıksam da doğaya saygı diyorum. (Hoş, bu fobilerimi Alpi’ ye yansıtmamak için ne savaşlar veriyorum. Örümcek fobimi farketmişti bir ara ve hemen tepkisini gösterdi. Gülümseyerek evde gördüğümüz bir örümceği parmaklarımla tutup, balkona koymuştum da ecel terleri dökmüştüm resmen. Hooop ertesi gün, Alpi yine örümcek sever olmuştu.) İşte o salyangoz olayını, yüzünde o kocaman gülümsemesiyle 2 hafta her önüne gelene anlattı yavrum. “Ölmemiş meğerse. O kız, sadece boş kabuğu kırmış”…

Çandarlı’ da geçirdiğimiz haftasonu için aldığımız uçurtmayı deneyememiştik. “Bir ihtimal” deyip, Çiçekliköy’ e giderken yanımıza aldık. 4 yetişkin, 3 çocuk  bir uçurtmanın peşinde tüm gün koşturduk! Günü kurtardı resmen.

Denge sorunu yaşayan uçurtmamızın kurtarma ekibi.


Gökkuşağını da yakaladım

Macro keyfi yaşadım. Devamı gelecek..

*Biterken, Mummy & Yeliz bir ses verin; maillerinizi bekliyorum. Sirar, hem bu hem de bu aklımda. Hafta sonu harika bir seminerde olacağım. Konu yine okul öncesi. Waldorf söyleşisi (İzmir için) nin tadı damağında kalanlar, tatil matil gerekmez, 2. toplanmamız 22 mayıs olsun derseniz; uygulamalı Waldorf bebeği yapımı var. Yok uymaz, tatilciyim derseniz 17 mayısta sadece oyun üzerine Nurtaç Hanım paylaşımlarda bulunacak. Fikir alışverişi için Pınar Hanım’ a acilen ulaşıyorsunuz. Anneler günü yaklaşıyor ya, Açalya‘ ya lütfen bir kulak verelim. Bir TIK ta kendimiz için, ihmale gelmez blog:)) Rüzgarın fısıltısı & uçurtmayı hatırlatmış Seyit Ali Aral; 
kapın çocukları o fısıltıya kulak verin:)

  • Share on Tumblr