Sosyal medya karakterleri

ht_fit_mom_sr_131204_16x9_992‘Güzellik ondur, gerisi dondur’ demiş eskiler. Yani neymiş; güzelliğin büyük bir kısmı giyimle sağlanırmış. Bir süredir durumu böyle kurtarıyordum. İzmir’e kış gelemeden birden bahar gelince, kalın giysiler yerini daha tiril tiril, hatları meydana çıkaran giysilere bırakmaya başladı. Ben de yaklaşık +20′ ye çıkmış olan gerçeğimi daha fazla saklayamayacağımı fark ettim. Tam rakamı hedef kiloya vardıktan sonra açıklayacağım. DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr

Mutlu seneler derken

50 cm bile yok boyu. Ama bir görseniz öyle şirin oldu ki! Geçtiğimiz yaz anneme ev ararken, kaldırımdaki ağaçlardan birinin dibinde bulundu. Şeffaf bir poşetin içinde parıldıyordu. Anneme şöyle bir baktım, önündeki mağazalara sorduk; vitrindeki görevini tamamlamış, yeni bir yuva bekliyormuş.


Alpi ‘ nin de fikrini aldım. “Olar mı anne?” diye sordu “Olar” dedim. Getirdim eve, astım kilerde bir köşeye.

Zamanı geldi ve çıkarttık kutudan süsleri. Hem bir ağacın canına kıymadık, hem de ufaklığa güzel bir geri dönüşüm dersi verdik. Oldu mu? Oldu! Hem de göz kamaştıracak kadar güzel oldu.
“Adettendir; yeni yılda şu da olsun bu da olsun umutları.” diye yazdım Annelerin Dünyasın‘ a. Geçen sene neler dilemişim, hangileri gerçekleşmiş. Bu sene, geçen seneye göre daha duyarlı dileklerim var. Alınabileceklerin nasıl olsa sonu yok. Geri dönüşümü destekliyorum, İzmir freecycle grubunu destekliyorum, çocuklarından sevgilerini esirgemeyen ebeveynleri destekliyorum, “eylemce” yi destekliyorum, Alpi’ nin erkenden uyumasını ve uyandırılırken de tekme atmamasını destekliyorum! 
Herkese sağlık, huzur, neşe dolu bir yıl diliyorum. Al yanaklı –anlayan anlar :P- arkadaşları da öpüyorum :c)

  • Share on Tumblr

Yetişemiyor muyum ne?

Baştan uyarayım; daldan dala atlanacak bir yazı olacak bu sefer ki! O kadar çok fotoğraf ve olay birimiş ki! Bir yerlerden başlamazsam, ipin ucu tamamen kaçacak, bunu anladım.


Haftaya nikah var. Kerameti onların olsun; kardeş evleniyor. Annem bu hafta sonu İzmir’ deydi. Yarın sabah nakliye firması gelecek ve Alpi’ nin teyzesinin neyi var neyi yoksa götürecek. Haftaya da biz orada olacağız. Okuldaki cuma nöbeti -Pazartesi de ben nöbetçi olacağım. 1 ay bana nöbet yoktu & 2. ayımda; diğer öğretmenlerin hatada 2 nöbetini bana dehlemeleri kaçınılmazdı :P- bana denk geliyor. Yapın bir secret da; Cuma çocuklar erken bitsin & biz ekenden Bandırma yollarına düşelim. Kardeş&Damat, sadece sevdikleri bir ablaları orada diye nikah Bandırma’da. Var mı görüşebileceğimiz arkadaşlar? Taze nikah dedikodusu yaparız:P
Alpi yeni yeni kavrıyor neler olup bitiyor. Anneanne de gidecek dedik diye; O da oraya yerleşecek sanmıştı. Damattan “Teyzemin karısı” diye bahsetmekten vazgeçti. Sadece teyzesinin evini yerleştirmek için gideceğini anlattık defalarca. En son anneannesine yüz vermemiş Perşembe günü. O gün, yarım gün olacağı için, babası anneannesine bırakmıştı. Kapıdan girmek istememiş. Kurbanlık koyun gibi; babası ensesinden itiyormuş, anneanne içeri çekiyormuş; O, inatla geri geri gidiyormuş. “Sen gideceksin nasıl olsa!” deyivermiş. İyice açıkladık durumu. Teyzesinin yokluğu ayrıca koyar mı göreceğiz. Zira, ortaya bir damat çıktığından beri; kendisiyle oldukça mesafeli.

 Dünürlerin tanıştığı geceden.

Perşembe, Cuma & Cumartesi günlerini alışverişe ayırdık. Çok sıkıldım! Annem Mango fikrini ortaya attığında, Alpi’ nin ayakları gibi, benimkiler de geri geri gitti. Samimiyetle yazabilirim ki; Mango’da gezebilme çabaları, orada harcanan zaman & kuyrukta beklemekten nefret ediyorum. Hep birileri alışveriş yapsın diye beklemek zorunda kalmışımdır. Ay, o ne zulümdür benim için!!! Yine krizler eşliğinde; kulağım kabinlerin içinde cirit atıp, arka tarafı birbirine katan Alpi’ de olamak üzere, bu sefer ben giydim çıkardım. Sonuç? Her zamanki gibi gereksiz bir yer olduğu kararımı yinelemek! Kesik başlı tavuk gibi saatlerce onca mağazaya, annemin önderliğinde girip çıktıktan sonra; Alsancak’ taki lanetten bir mağazaya dalıp, 3 gece kıyafeti-tabii ki gündeliğe de kolayca uyarlanabilecek( yoksa tam tersi mi?)-nin tanesine 20TL verip hallettim. Hehe ne gereği var yaa, bir daha ne zaman giyerim belli olmayan bir elbiseye onca para vermeye? 3 tane aldım ki, bir daha 10 sene uğraşmayayım. Elbiseler pare pare oluncaya -veya benim pop.om kocaman olup da içlerine giremeyeceğim güne- kadar sırayla giyileceklerdir.
E bunların altına bir de ayakkabı gerek değil mi? Al sana hayatımdan soğumak için bir neden daha! Ayakkabı dolabını gözümün önüne getirdim: Spor ayakkabı, spor bir model çizme, spor ayakkabı, spor ayakkabı….Bir süre çizmelere göz attık annemle. Kemal Tanca‘ da nefis modeller var, % 50 de indirim, benden söylemesi. Topuklu modellerle işim olmayacağından & bilek kısımları oldukça bol ve dökümlü göründüğünden burası da olmadı. Bütünnn Alsancak itinayla gezildikten sonra en son beğendiğim çizmenin 600 olduğunu öğrenince; mevcut babetlerimden birinde karar kıldım. Arkadaşlar bu haftaki Annelerin Dünyası’ nda ki bu ve önceki bu yazılarımı okumamişlar belli! (Açmışken buna da bir göz atınız)


 Nurturia İzmir buluşmasından.

Alpi’ nin çektiklerinden.

Basketbol severler.

RifBaba’ nın yoğunluğundan, bu sene köydeki mahsülü getiremedik. Gitmeye nihayet fırsat bulduğumuzdada hain d.on, hepsini telef etmiş. Bu seneki yegane kış hazırlığımız!

Yağmurlar başlamadan, hatta bırakın sonbaharı, henüz yazın rehavetindeyken yaptığımız son park pikniği. Alpi, çok seviyor. Evde ki ortamdan sıkılıp, yemek olayını es geçen çocuklar ve annelerine tavsiye edilir.

Bir çocuk düşünün: Aktiviteye, faaliyete & Montessori’ ye susamış! Anacığı en anti-aktivistlerden! Yavrum benim; bize geldikçe hayatın anlamını buluyor. Tuni aktarma yaparken. Görün işte; sevgili Toni’ miz, Hülya’ ya rağmen, en aktiviteci veletlerden. İşte Hülya’ nın sakladığı tüm gerçekler!!!! Rınınınımmmmmmm!!!!

Alpi, hayatın doğrularını Tuna’ ya gösterirken.

Bakınız işte o anne, hayretler içerisinde oğlunun her gün bir Montessori çocuğu olmaya nasıl yaklaştığına şahit oluyor!

Tuna, cımbızla, kaptan kaba  ponpon da aktarabiliyor. Flaş flaş! Yoksa Hülyacan bir gizli aktivist mi?

Hülyaseverler! Tuna su da aktarabiliyor! Sanırım artık doğru yolu buldu kendisi. Bakınız bir üst fotoğrafta, nasıl da ruhu huzura kavuşmuş bir gülümseme var yüzünde :)))) Veee Yeliz; duydum ki, Arca’ mı Montessori’ den alıkoyup; saldım çayıra annesi olmaya meyletmişsin. Heyhat!!!! Çekimser davranan Hayat, Elif & Nil ile birlikte; sana da bulaşacağız, söylemedi demeyin.

 *Biterken, Anne Bunu Yaptı‘ yı çok ihmal etmişim. El atılmıştır, ilgilenenlere!
Yazıyı 24 saat sonra bitirebildim! 4 saatlik uykuyla sabah nöbetine gittim, kaytarıkçı stajyerim haber vermeden okula gelmedi ve aktivitesiz kaldık. Hülya, durumumuz pek bir manidar oldu değil mi? Yarın yardımcı öğretmenimin hastane işleri var, yine gelmezse sıçtım! 16 çocuk!!! Ben de O’ nu not verme zamanı göreceğim artık. Çarşamba’ da benim işlerim var; dönüşte sınıfı nasıl bulacağım bakalım??? Akşam da 17:55; 1 çocuk kaldı ve 19:00 civarı gitti. Geç kalan babasını kınıyorum! Alpi bırakıp gidelim tekliflerinde bulundu; etik olarak uygun kaçmayacağından, seni de kınadım oğlum! Bu saatte dinleyeceğim tek bir nağme: Eeeee,eeee,eeee; pışşş pışşş pışşşş. Bana, iyi geceler; sizlere, gününüz aydın olsun 😀

  • Share on Tumblr

Sobe sezonu. Haydi rastgele!

Ege’ ciğimin annesi Gamze, uzun zamandır ilk sobeleyen oldu beni. Konu: İstatistiklerim. “En çok okunan 5 postun nedir ElfAna?” diye sormuş. Ben de sondan başlayayım heyecanlı oluyormuşRakamlar, yayınlandığı saatten 00:00′ a kadar ki tıkamaları gösteriyor. Yani araba, balkabağına dönüşene kadar :)
Mayıs-Ekim ayları bilgilerime göre;

5. numara : Her ilk bir heyecandır.
Alpi ile yaklaşık 2 yıl aradan sonra yeniden başlayan anaokulu maceramız ve kuzumun bir kazası sözkonusu.

4. numara :  Süt bıyık. 
Bir kahvaltı masamızı ballandıra ballandıra anlatıp, bir de o an yiyemeyecekleri delirtmek amacıyla fotoğraflarını koymakta da bir sakınca görmemişim. Islak odunla dövün beni!

3 numara : Köylüleri neden öldürmeliyiz?
Gıcığım ben! Hepsini yokedip, tahta tek başıma geçeceğim.
2 numara : Evde çocukla yapılabilecek aktiviteler.
Çalışmayan anne olarak “Evdeyim ama bakıııınnnn; bende hala iş var” psikolojisiyle hababam örnekleri sıraladığım bir posttur. Devamı bu sonbahar yağmurlarını bekliyordu. Şimdilerdeyse “Sınıfta 16 çocukla faaliyet manyağı olduk, Alpi’ de öyle zaten. Bi tanecik haftasonumuz var; okulda yaptıklarımı koysam, kimsenin ruhu duymaz” diye şeytana uymak üzereyim.

Veee numero unooo : İzmir Montessori semineri.

Bir başka istatistik sonuçları da şunları ilk 5′ e almış:
5. Upuzuun bir post
4. Hakkımda
3. Her ilk heyecanlıdır
2. Çocuğunuza yaşam döngüsünü anlatırken ölüm
1. Antik Mısır

Tam blogger egosu ok.şatacak bir sobe :) Ses verin dediğim; beni izlemeye alan 5 blogger:
İçimi Isıtan Ayaz, Deli AnneBal Böcükleri, Hayalet ve Ayci.

* Biterken yağmur durdu ve düğüncüler sokağa çıkıp bu saatte (02:00) son ses kuduruyor; Türkiyem! 2 önceki postun fotoğrafları Elif’ in Ege’ sinin doğumgününden. Baştaki fotoğraf da Nurturia İzmir kızlarının bir toplantısından. Annelerin Dünyası kafa iznim bitmiştir: ta-tammm! Pazartesi ilk veli toplantım var: anam! Alpi çok geç uyudu, sabaha 4 gün aradan sonra yeni bir sınıfa geçecek: aman! Numero u no, İstanbul seminerini hatırlattı; halim: yaman! Özge, RifBaba yüzünde gülümsemesiyle uyudu: kıyamam! Yarın haftanın son günü: Olleeeyyyy! Mutlu hafta sonları :)
  • Share on Tumblr

Gece gezmeleri


Yarimada’ yi geziyorduk degil mi en son? Çok özledim de ara ara fotoğrafları koyunca depreşiyor avunuyorum. Saklambaç oynayan çocuklar..

Bu salıncak engelliler için düşünülmüş. Ben, ilk defa gördüm. Ahşap köprücükten geçip, yeşil alanda duruluyor.

Sonra köprücük kapatılıyor ve muhafazalı salıncak kullanıma hazır. Ne yalan söyleyeyim; garip bir duygusallıkla başa çıkmaya çabaladım orada bulunduğumuz süre. Bir yandan engelli bebekleri, çocukları düşündüm öte yandan “Gerçekten düşünmeye mi başlıyorlar acaba? Sevinmek için çok mu erken?” diye düşündüm.

Var mı Alpi’ yle empati kuramayacak??

Yeter bu kadar karanlık fotoğraf.

Bodrum çıkışı. Ne olduğunu bilen ya şimdi konuşsun ya da sonsuza dek sussun 😛

Milas yakınlarında bir tesis. Dönüş yolunda illa ki uğrarız. Bir de ahşap merdivenli “Aile bölümü!!!” var. Tavsiye ederim. Birşey yemişliğimiz veya yiyeceğimiz yok! Ama çok dinlendirici bir ortam.

*Biterken Alpi çizgi film izliyor. Kaçan keyfimi gören var mı? İnatla müzik dinlemiyorum, pes! Cuma RifBaba kızları almaya gelecek. Nurturia’ da olmayanlar için özet: 2 hafta önce Alpi’ nin 3 yeğeni & Halası 4 günlüğüne bizde kaldılar ve köye geçtiler. Pazar günü 10 günlüğüne geliyorlar:)) 12, 9, 4 ve 2,5 yaşında 4 çocuk nasıl bir yerde aynı anda eğlendirilir? Yardım.

* İzmir Montessori semineri için turboya taktık, çalışıyoruz.

*Bugün fotoğrafları öylesine koydum; kafam hala dağınık. Yazmak istiyorum da toparlayamıyorum. Sıcak tda sıcak yaaani!
* TIK lamayı unutmayın:)

  • Share on Tumblr

Kaç kişiydik o zaman, kaç kişi kaldık şimdi..

Söz konusu Bodrum  olunca fotoğrafların hepsini&yazımı bikaç gün içerisinde ard arda eklerdim. Karışığım diye yazmıştım yaaa. Çok kritik kararlar  bekliyor beni bu dönem. Zor.. Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal cinsinden..İki ucu ohooooo değneklerden. Yine de unutmak istemiyorum ayrıntıları. Bodrum’ da nihayet Melike, eşi & Batıkan ile tanıştık. Melike , inan 5 kez sıkıştırıp fotoları yollamyı denedim. Gmail, hotmail, yahoo. Nçıkkk!! Yarına bi daha söz :)

Mevkii versem mi vermesem mi? O konuda da kararsız kaldım. İşte yarımadanın en güzel koylarından birine uğradık bu samimi aileyi ziyaret etmek için. Melike & eşi bizi elleriyle beslediler. Anam porsiyonlar küçük, doyamadım ben o köftelere! Bi daha isteriz:)

Cidden çok yoğun bi saate denk geldik. Uslu uslu sıramızı bekledik. Oturup köfteleri lüplettik. Yazmama gerek var mı? Alpi ekmeğin sadece bi kısmını bıraktı. Kalktı, dolaştı, esnafla dalaştıracaktı bizi, ellemediği hediyelik eşya bırakmadı. Büfe’ nin dekoruna el attı, olmadı sandalyeleri düzenledi, yetmedi “Nerde kaldı köftelerim? Haa?” diye taciz atışları yaptı.

En sonunda küçük makinayı kaptı ve elleyemediklerinin fotoğraflarını çekti :) Nasıl ciddi!

Yemek faslı bitene kadar Melike’ nin de işi bitti. Can yoldaşını da kapıp, uyanan Batıkan’ı da ekleyip sohbete daldık. RifBaba, “RifBaba” olmayı kanıksamaya başladı. Özellikle Alpi’ nin doğum gününden sonra, tanıştırdığım blog uzantılı arkadaşlarımın “Vee siz de RifBaba”larına sırıtarak karşılık veriyor. Napiim canım, yıllarca başımın etini yedin: “Halk beni istiyor. Beni hayranlarımdan uzaklaştırdın” diye. Al, bak tanımadığın insanlar seni tanıyorlar :) -laf aramızda ben RifBaba’ yı ilk gördüğümde Anadolu rock yapan grubuyla sahnedeydi :P-Sohbet bitiminde kısa bir tur attık. İyice sıkılan Alpi’ nin özgürlüğe koşuşu bu:)

Ertesi gün yapacakları, minik adamın doğum günü partisine katılamayacağımız için; Melike hazırlanan süsleri gösterdi. Bize arabamıza kadar eşlik ettiler. Batıkan RifBaba amcasına yardım etti: “Geel geel! Hooop!” Buna en çok Alpi güldü:))1 ay sonra yanınızdayız.

Yolu uzatıp kıyı şeridinden gezintiye çıktık. Kargı, Bağla, Turgutreis, Akyarlar, Karaincir, Ortakent, Yahşi..Eşlik eder misiniz?

Bebeğini böyle güzel bekliyor. Hızla giderken, arabadan çektim. Bilsem kim olduğunu yollayacağım da..

Nihayet, aylardır beklediğim an: Gümüşlük.

Her yerde yazılıp çiziliyor ya “Bu sene bomboş Bodrum” diye; benim şahsen hiç bi şikayetim yok. Küçük su 25kuruş iken 1.5’a satan, yepyeni makina halılarını aylarca güneşte bekletip el dokuması, kök boya, antika halı diye yutturmaya çalışan, yabancı turistlere muazzam paketler sunarken yerli turiste “Yerimiz yok!” deyip yüzüne bakmayan ben miydim? Bana mı sormuşlardı süpersonik satış stratejilerini? Kıçı kırık, döküntü, harabeden bozma rutubetli evleri dudak uçuklatacak rakamlara kiraya verirken ben mi vardım yanınızda? Ben en çok yarımadayı kışın severim. Aklı başında, huzur ve keyif almasını bilenler Ekim’ de gelirler hep buralara. “Sarı yaz” denir. Denizin en durgun, sıcak zamanı, havanın en ılık olduğu dönemdir. Daha az insan olur, daha az gürültü olur, daha az pislik olur. Yarımada bu sene sezon başından beri sarı yazı yaşıyor…

Alpi, Gümüşlük’ te dayanamadı lacivertin çağrısına. Sıpa, ne sözler veriyordu bana İzmir’ de: Tek kollukla yüzücem, denizden hiç çıkmayacağım”. Babasıyla girmeye yanaşmadı, benim de keyfim kaçık ya; girmeyince denize, O da kumsalda kum oyuncaklarıyla oynamayı yeğledi. Söz oğlum, 1 ay sonra acısını çıkartacağız.

Güneşin batarken ki renk oyunlarına bayılırım. Ama en çok buradan

Eve döndük ve bizi resmen bir ziyafet bekliyordu. Yolda Alpi ile şöyle bir konuşma geçmişti aramızda:

A: Anne, dedemlere gideceğimiz için çok mutluyum. Orada en sevdiğim yemeği yiyeceğim.
E: Neymiş o oğlum?
A: Balıkkk!
E. Alpiciğim, sakın dedenlere gidince balık istiyorum vs deme. Biz, misafir olarak gidiyoruz & hazırladıkları herşey  zaten bizi düşünerek koyulacak masaya. İnsanları ziyarete gittiğimizde, önümüze konanı teşekkür ederim, elinize sağlık diyerek yiyip, kalkarız. (Mesajı vermişken tal olsun mantığı:) Sonra da masayı toplamaya yardım ederiz, ellerimizi, ağzımızı yıkarız.
A: Tamam anne!

İlk gece yatmaya çıkarken kulağıma fısıldadı: “En sevdiğim yemek yoktu masada ama ben bişey söylemedim”
İkinci gece olacakmış yavru kuş :) Yalnız evde bu kadar iştahla dalmıyor. Burayla özdeşleştirdiği bir yemek herhalde. Belki de dedesinin ellerinin değmesi gerekiyor :)

Devam edecek..
*İzmir Montessori Semineri’ ni ihmal etmeyin. Yaz mevsimiydi, tatildi, alışverişti demeyin. Çalışanlara sözüm yok :)

 *Her Cuma benim için AD günü; buyrun,  bizde çocukla tatil nasıl oluyor: TIK!

*Anne ve Bebisi, AD’ ye yorum bırakmışsın; bi karşılaşabilsek.. Benim seninle konuşmak istediğim neler var neler! Öptüm ikinizi :)

 *Biterken, Alpi & RifBaba uyuyor, müzik yok, sessizlik hakim eve. Bu haftasonu çoluklu çocuklu deniz keyfi yapın, pikniğe gidin; olmadı rakı şişesinde balık oluverin :)

  • Share on Tumblr

pembe tavşan


Oldukça kasvetli ve sıkıcıyım bu aralar. Arkadaşlarım şaşırıyorlar hallerime, gel-gitlerime, suskunluğuma. Ne gerçeği ne sanalı kesmiyor beni. Biliyorum derdimi ben. Bodrum’ um geldi benim. Yoksa bu kadar nalet olmam. O laciverti arıyor gözlerim. O deniz kokusunu, suratıma çarpan esintiyi. Burada öyle mi? Toz, saçma sapan bir rüzgar, site manzarası, sonradan yeşillendirilmiş alanlar. İçtiğim çaydan keyif alamaz oldum. Acil benim durum acil! Serin sularıma koşturmam lazım.

Bahar nihayet geldiğinde böyle hisler yoktu yakınımda.

Pır pır olup Alpi’yle dağ bayır geziniyorduk ne güzel. Ah şu güneş alerjisi olmasa işim daha kolaydı. Ne çok şikayet ettim iki satır yazıda. Ne yapayım? Her gün lay lay lom olamıyor insan. Ama “Anne, pembe tavşanıma göz kulak olur musun? Azıcık işim var” diyen o bacaksızım var benim. İyi ki de var; yoksa kim toparlayacak dağıldığımda?

 

İlerleyen günler için beklediğim arkadaşlar var. Mesela Nuran‘ ın ikinci turunda yanıbayına koşturacağız, Esra‘ cığım gözüm yollarda, Ege’ min annesi iyileş artık. Okudunuz mu anneciğin başına gelenleri? Melike ile yarım kaldı. Var mı atladığım kimse? Kusura bakmasın, kafamın karışıklığına versin. Bir de İstanbul gezisi hayal olacak diye korkuyorum. Kaç yıldır görmediğim akrabalarım, yeğenlerim ve o gıdısına göz koyduğum bebekleri var. Bak keyiflendim biraz biraz.
Kıştan, bahardan kalma fotoğraflar varmış. Unutmadan..

Kaçan topların derdinde

Odasına ilk girdiğimde farkedememiştim desem?

Legoland

Doğum günümden

Son bir kaç haftamız kare kare..
 

Metro istasyonunda. Elindekini dikkatli kullanması gerektiğini öğrendi; 3 hafta sağ gözünün altı hafif mor & azıcık yarık gezdikten sonra.

Evet büyükler farkındayım :) Leblebi parmaklar ve tombik ayaklar bunların içinde rahat ettiler. Biz Boyner’ den 42 küsura aldık & Söke Adidas Outlet’ te  22′ ye gördüm 1 hafta sonra. Bir daha kodunu alıp da telefonda ayırtmayanı…

 Neredeyse unutuyordum: TIK!

*Biterken Alpi Sümbel Bob izliyor ben de Orhan Baba dinleyecek kıvama geldim bile yok artık!

  • Share on Tumblr

Gözüm dönmeden kendimi dizginlerim

Anneler bu hafta ev ekonomisinden bahsediyor. Bir TIK lütfen.

  • Share on Tumblr

Haziran ortası fırtınaya yakalanmak ayrı bir şanstır

Geçtiğimiz haftasonu erteleye erteleye bir hal olduğumuz köy yolculuğumuzu gerçekleştirdik. İzmir serindi. Şimdiki gibi 38′ lerde nemle sürünmüyorduk. Yolculuk rahat geçti. Artık 4 yaş veledi olan Alpi, apar topar hazırladığım araba aktivite tepsisinin büyüsüne kapıldı. Çok uyduruk bişey oldu, yenisini özenle hazırlayacağım, fotoğrafını da ondan sonra koyarım. Tünele gelmeden uyuyakaldı 4 yaş abisi. Sınırlarını nasıl deniyor bu aralar. Fakin for yazısı yakında:)


“Anne, artık 4 yaşındayım ya; biggisaar oyunu oynayabilir miyim?”
“Tabii ki evet oğlum”
“:) Hani şu gazetenin verdiği gibi savaş fotoğrafı olanlardan?”
“Tabii ki hayır oğlum!”
“Pekiii, kalton netvölk izleyebilir miyim?”
“Ya Amatar?”
“Bahçede abi arkadaşlarımla dövüş oynayabilir miyim?”
“Boks yapabilecek miyim?”
“Daha kalın masal kitabım olacak mı?”
“Televizyonda gördüm anne; Mec Danılds Gingılbledmen veriyormuş; alacaksın değil mi?”
“Akvaryumum büyüsün mü artık? Çöpçü balığı da koyalım”
“Büyüyünce alaba alıp, Gülçim’ i gezdireceğim. Söz verdi”
“Doğum günü balonlarım sönüyor. Sen onları şişir, kimseyle paylaşmak istemiyorum! Eğer alırlarsa kafalarına bi vurarım!”
“Berk bahçeye sakız getirmiş. Herkesle paylaşmadı. Benimle de paylaşmadı! Ona bi vurarım!”
….

Liste uzar gider. Hep şiddet hep şiddet. Nereye kadar bakalım. Bu boks merakı da bir oyun salonundan kaldı. Yeni bir oyun alanı açılmış diye parkta duydum. Arka sokakta olduğunu öğrenince hemen koşup keşfe çıkalım dedik. Girişte büyük bir akvaryum, arkasında kasa ve arkasında pijamalarıyla oturmuş bir teyze. Hoppala! E hadi ciddiyetsizlik insanlık hali diyelim. Ahşap platformalar, kaydırak, top havuzu, salıncak, air hokey, boks ringi, zıpzıp. Ne???? Boks ringi mi? Çüşşş artık! Ardımıza bakmadan kaçış…
Konu nereden nereye geldi. Yoldaydık ve köye gidiyorduk. RifBaba hala grafiker bulamadı. İnsafınız kurusun! Kocamla tatile çıkmak istiyorum lan bu sene. Buluverin bu tatil seraplarıyla bulanmış beyinli çifte bi grafiker!
15:00 te planlanan yolculuk 19:00 da başladı. 01:30 da köydeydik! Alpi uyudu uyandı, eve girdiğimizde şansımız döndü ki tekrar uykuya dalmıştı. Babaannesine yarım ağızla bir “Nelaba” 4 yaş ve hala nelaba :) ve tekrar uykuya teslimiyet. Hemen arkasından biz de..
Sabah uyanır uyanmaz, alabalık çiftliğine gittik. Herkes orada bizi bekliyordu. Alpi’ nin hala oğlu önceki geceyi “Gelmeyecekler mi? Nerede kaldılar?” diye söylenerek geçirmiş. En küçük kuzen de 1 yaşın izin verdiği ölçüde yürüyerek aralarına katıldı. Kahvaltı masası hazırlanan kadar oyuna başlamışlardı.

Zorla bişeyler yedirdik. Bu 4 yaşla beraber, hele ki yaza denk geliyorsa; yeni bir iştahsızlık dönemine giriyorlar. Nasıl desem; sanki terrible two’ nun katmerlisi. Yine inatlaşmalar, yine sınır denemeleri, daha becerikli olduğunun farkına varılan elleri daha çok kullanma isteği, Bakugan merakları..

Aklımız kirazlardaydı ya en son, hemen kontrole çıktık.

Eh işte diyelim. Peşpeşe gelen yağmurlar çoğuna zarar vermiş. Yedik yine bir sürü, yanımızda da getirdik. Ama asıl parti 15 güne kadar olacak :) 15 gün sonra RifBaba’ nın kızkardeşi &3 çocuğu geliyorlar bize. Ev şenlenecek orası kesin :) Birlikte yine köye gideceğiz. Alpi ilk ve son kez 1 yaşın içindeyken görmüştü onları. 3 numara henüz annesinin karnındaydı. Amcası ile bir hesap yaptık: Bir sonraki gidişimizde Alpi’ nin 7 kuzeni de orada olacaklar. 8 enik! Alpi, benim hayallerimdekini mi yaşayacak ne?

Çok şanslı bir çocuk benim Alpi’ m. Bunları tadabildiği için:

Bunları koklayabildiği için:

Ve bunları yapabildiği için:

devam edecek…

 *”Biterken” yapmayı unutmuşum; imzayı ekleyeyim bari.

  • Share on Tumblr

Oradan buradan duyduklarım

Birikmiş, “mutlaka” dedigim haberlerim var paylaşılmayı bekleyen. Bazıları benim için güzel, bazılarına “A-aa!Ne güzel deyip de başkaları için önemli olabilecek.

*Bir minik Alpi varmış
  Yaramazlık yaparmış
  A – rı bız bız bız
  A – rı bız bız bız  TIK.

*Terzi söküğünü dikemezmiş misali; kardiş blog “Anne Bunu Yaptı” ile anca ilgilenebiliyorum. Dün gece yakaladım enseseinden RifBaba’ yı, oturttum bilgisayarın başına, iki banner hazırladık + sevgili Esra’ nın bitmek bilmeyen sabrıyla ortaya sol yanda görülenler çıktı. Dilediğiniz birini seçip alttaki kargacık burgacık kodları kopyalayıp kendi bloğunuzun şöyle en afilli köşesine yapıştırıyorsunuz. “Haa, ben ikisini de sevcdim, çifte destek vercem” derseniz hayhay efenim:) “Anne Bunu Yaptı” yı sevelim, sevdirelim:))
Birincisi için:

Anne Bunu Yaptı

İkincisi için:

Anne Bunu Yaptı

*Bir ödül için teşekkürüm vardı. Sevgili Eylül kuzusunun annesi Bahar ve Ensar Bera’ nın tatlı annesi Sirar‘ dan gelmiş. Ben teşekkür edene kadar almayan kimse kalmamıştır diye kimseye de iletmiyorum :) Sirar’ cığım; bir önceki ben de yanıtlanmış bir sobelemeydi :) Sana bir çocuk odası sözüm vardı, hatırımda.

*Okunacak bir kitap buldum, eskilerden: Barbiana Öğrencilerinden Mektup. Tavsiye Başak‘ ın babasından:))

*Annelerin Dünyası’ nın yeni bir görüntüsü var. Giyindi, kuşandı, yaza hazır. Benden duymuş olmayın ama çok güzel konular ve yazılar geliyor.  Buyrun bir TIK.

*Iraz’ ı bilirsiniz. Rüzgar oğlanın annesi. Yeni bir iş, özlediği şehir ve güzel bir işe imza atıyor şimdilerde. Bana gönderdiği mail üzerine Alpi’ yi hazırlamaya çalışıyorum bu sıralar:

Herkese merhaba!!!
Su anda calistigim rehabilitasyon merkezine bir kutuphane kurmak istiyorum(z);  odayi, dolaplari ve bilgisayarlari hazırladik elbirligi ile, kutuphane sorumlusu da tespit ettik, geriye en onemli kisim yani kitaplar kaldı!!! Bunun icin bir bagis kampanyasi baslatmak istiyorum, kampanya cok buyuk laf aslinda, yakinlarimdan kitap bagislamalarini isteyecegim. Dileyenler sifir alabilirler ama ikinci el kitaplari da kabul edecegiz. Hem veliler hem de cocuklar icin. Engelli rehabilitasyonu “0” aydan basliyor- dogustan engelli bireyler icin- ve yas icin bir ust sinir yok. Yani bu durumda bagislanabilecek kitaplarin turu ile ilgili bir sikinti yok. Sadece siyasi ve dini icerikli kitap bagisi kabul edilmeyecek tahmin edersiniz ki..Bir de ansiklopedi; cocuklar icin olanlar olabilir ama AnaBritannica falan olmamali..Ve yetiskinlerin okumasi icin de kitap bagisi kabul edilecek, yani sadece cocuk kitapları degil!!!Kitap gonderen herkese kurum bir tesekkur mektubu iletecek kutuphanenin acilis davetiyesi ile birlikte(adres belirtmeniz halinde). Bir cocuGun kitabı ise bagislanan, mesela ben oglum Ruzgar’ in bir kitabini bagisliyorum; tesekkur bir engelli cocugun agzindan Ruzgar’ a  yazilacak, ben bunu saklayip Ruzgar’ a verecegim kendimce uygun buldugum bir zamanda gibi(Bu durumu ayrica belirtmeniz gerekiyor)..Bagislar kurum adresine kargo ucreti gonderici tarafindan karsilanarak gonderilecek. Ve neticede rehabilitasyonun en onemli kismi olan kitaplara kavusacak yuzlerce engelli cocuk ve ailesi!!!
Ne dersiniz, gidip bir kutuphaneye goz atmali sanki :) Ve de bu duyuruyu mail listenizle paylasmali..
 
Gorusmek uzere, sevgiler!!!! 
Psikolog Iraz Toros Suman

iraztoros@yahoo.com

*”Mevcut eğitim sisteminden mutlu olmayıp, daha iyi bir yapı oluşturmak için, Emel Çakıroğlu Wilbrandt’ ın eğitim danışmanlığında biraraya gelen anne-babalarız”. diyorlar. “Kar amaçlı olmayan, veli insiyatifi ile kurulmuş bir okul olacağız diyorlar.”
http://montessoriokul.blogspot.com
daha ayrıntılı bilgi için:  montessoriokul@gmail.com
Seda Aydın:0 532  473 70 28

* Oyuncak mağazalarında oldukça uzun zaman geçiriyoruz değil mi? Sizleri ebeveyn-Damlacığım, bak:))- olarak rahatsız eden oyuncakları bana bildirir misiniz? alpiharikalardiyarinda@gmail.com
*Blogcu Anne & Çalışan Gebe  Emzirme Reformu” nu başlattılar. Bu akşam haberlerde umut verici birşeyler dinledim tesadüf bu yaa.. Bu iki hanımefendiye destek vermeliyiz.
* Şu, hissetmeli yartıcılıklı oyun Mothercare’ den elimize geçti. Şiddetle tavsiye ederim. Olmadı Gamze‘ ciğime bir uğrayın. İnsan, yeter ki istesin:)
*Yağdanlığın içinde, yıkadıktan sonra hala lekeler varsa; az su & pirinçle salla babam sallaymış. O‘ nun gibi ben de denedim, yedi vallahi:))
*Bir dilek listem vardı benim. 6 ay sonra bakalım neler olmuş, neler beklemede:
Alpi’ nin bebek egzamasından eser kalmamış, Aternatif eğitimle ilgili sürprizim geri tepti, Bodrum’ a yerleşmek hala rüya ama haftabaşı oradayım :), Mükemmeliyetçilikten manyamış annelerden hiç kalmadı etrafımda(Bingo!), Kar yağdı, bol bol oynadı cüce, Hımmmm…bu madde sakat, birşeylere inancımı daha fazla kaybettim, 4. dövme belki yaz ortası, Kendime fazlasıyla zaman ayırdım son 6 ay içinde de tiyatro miyatro hak getire, Country konusunda ilerleme var-kendim hallediyorum-, Çadırı kaldırdım bilgisayar masası için yer açıldı, Balkon için 2 hafta sonra-Bodrum dönüşü- harekete geçiciim, İstemiyorum üniversite falan, işe girip çalışmaya devam isteği ağır basmaya başladı, Yüzme öğretme işi uzun tatilde, bisikletten ailecek vazgeçtik scooterla çok mutlu, Arden hayal oldu, Bebek hayallerine veda ettim edeli odalarını tasarlamak işkenceye dönüştü, Boyalarıma elimi sürmüyorum -içimden gelmiyor, A-haa!!! Dikiş makinem var ama artık :) Bir sürü basma aldım&RifBaba’ yı delirtme pahasına country evlerindeki yastıkçıklardan dikiciimm, GB & JD in fotolarına bakmakla yetiniyorum, Atölye işi çok zor.
*Ayip ayip, bu devirde yuh diyorum:

*Grimm Masalları ‘ nın siparişi verildi. RifBaba pek heyecanlı yeni bişeyler okuyabilcek diye:))
*Yarışmaya az kaldı. Oylar verildi mi? Dilerseniz bizim için TIK.

*Biterken Alpi&RifBaba horul horul, 118… ler bitti nereden duyduysam “yanayım yanayım kırmızı dudaklarından…” diye yenibişey takıldı duduklarıma. O dudaklarımı kendi ellerimle büzücem:)

  • Share on Tumblr