Gebelikte 32. hafta

32. haftadan merhaba:) Kardeş, 29. hafta ile 31. hafta arasında bir yerde kafa geliş pozisyonunu almıştı. O yüzden artık devamlı karnımın alt tarafına çörekleniyor ve tekmeler karnımın üst tarafında hissediliyor. Bol bir tişort giydiğimde; güçlü bir tekme atarsa, tişort havalanıyor ve göbek atıyormuşum gibi görünüyorum. Çok komik:)

Biliyor musunuz; bugün çok çok mutluyum:) Ebemi gördüm! Heheheh yani doğuma girecek bir ebem var artık:) Hem de yıllar önce tek başına evde bir anne adayına sezaryen sonrası normal doğum yaptırmış.Kadın, doğum yaptıramamktan şikayetçi. Muş’ da çalışmış bir vakit. “Oradayken Muş Devlet Hastanesi sensin derlerdi” bana diyor. “Büyük şehirde, kadınlar normal doğurmaktan korkuyorlar” diye de ekledi. İkimizin de gözleri parladı. Ebem olarak el sıkısmadan önce; yani daha bunun konusu bile geçmemişti, o kadar güzel moral vermeye başladı ki! Çok cesur olduğumu, bebeğimi istediğim gibi kucaklayacağımı falan söyledi:)

Kardeş’ in karnımdaki pozisyonu; bacakları bükülmüş, ayakları çarpraz ve boynuysa öne doğruymuş. Kas dokusu tam gelişene kadar, parmakları açık duracakmış. Kaynağım, önemli noktaya değinmiş. Bu hafta oldukça hareketlenmiş olan bebeğimin; hareketlerni saymayı öğrenmem gerekiyormuş. Daha önce de yazmıştım; hareketlilik, iyilik hali belirtisi. Büyüme hızının yavaşlaması söz konusu. Bu beni rahatlatır işte! İri olan bebeğim; azıcık durulsun. Demir alımı bu aylardan sonra oldukça önemli.

Gelelim anneye; çalışan annelerin, yasal doğum izinleri bu haftayla birlikte başlıyormuş. Doktor kontrolleri çoğu zaman iki haftada bire düşermiş ki bize de öyle oldu. İlerleyen haftalarda, haftada bire düşecekmiş. Artık doğumla ilgili konuşmalar yapılmalı imiş. Bizimki hali hazırda özel bir durum olduğu için; ilk günden beri oldukça detaylı konuşmalar yapıyoruz. Sadece B planlarını ileriki haftalara atma kararı aldık. Şimdiden kafamızı bulandırmayalım değil mi?

El ve ayaklarda şişlik, mide yanması, sindirim problemleri, el, kasık ve özellikle kalça ağrılarıepey hissettiriyor kendini. Kısacası, çekilmez bir haldeyim:)

 Bütün bunlara ekolarak; geçenlerde Alpi ile masada kes-yapıştır yapıyorduk. Birden sıcak bastı. Ardından önümdekine odaklanamamaya başladım. Ben odaklanmaya çalıştıkça; görüntü kademe kademe kayıyordu sanki. Hemen sonrasında her yer karardı. Kendimdeyim ama göremiyorum. Alpi’ ye bayılabileceğimi; bunun uyumaktan farksız olduğunu, sadece o an Onu duyamayabileceğimi anlattım ve ayaklarımı havaya dikip, uzandım. Hayal meyal telefondan eşimin numarasını seçtim ve aradım. Tansiyonum 9-6 çıktı ama doğru ölçüp ölçmediğimden bile emin değilim. Telefona eşimin, annemin, babamin ve kardeşimin temsili fotolarının olduğu, tek tuşla arama app.’ ini yüklemiştim ki; acil bir şey olduğunda, Alpi numara hatırlamaya çalışmakla iyice paniklemesin. Biri açmazsa; diğeri elbette açacaktır o telefonu. Neyse ki; kısa bir süre sonra RifBaba eve geldi. Bol sıvı alımı ve dinlenmeyle 1-2 saat içinde kendime geldim. Böyle anlarda Asklepios hızır gibi yardımıma koşuyor:) Nasıl o an denk geliyor, nasıl rahatlatıyor anlatamam. O benim şifa dağıtanım; ben Onun nazlı gebesi 😉

Kaynak:WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 30. hafta

30. haftadan merhaba :)Kardeş artık aydınık ve karanlığı ayırt edebiliyormuş. Bulunduğu ortam zifiri karanlık da olsa; ışıklı bir ortama geçtiğimde fark edermiş. Ağırlığı da, doğumdaki ağırlığın üçte ikisine ulaşmış. Gün içerisinde devamlı tekme, yumruk ve zıpla ile karnımı yamult, feleğimi şaşırt şeklinde takılmaya devam ediyoruz. “Allah ne verdiyse yapıştırdı” derler ya; hah işte, aynı öyle yapıyor:) Bazi arkadaslarim anlatıyorlar; “Aa ben çok nadir hisederdim”, “Beni hiç uykudan uyandırmadı” vs diye de şaşırıyorum. Gebeliğin başka türlüsünü bilmiyorum. Zira; bizde hep böyle.

Peki yaa neler oluyor bana? Vücudumda devamlı büyüyen bir dolu şey var. Ortalama alinan kilo; 11,5-16 imiş. Ben 6,5-7 arasındayım. Bunun da neredeyse yarısı rahmin, bebeğin ve plasentanın büyümesi ile aminiyotik sıvının hacmiymiş. Böyle şeyler okuyunca ne yalan söyleyeyim; hoşuma gidiyor. Doğumdan sonra bu kez kiloyla uğraşmayacağım. Yani son ay coşmazsam. Aynen kaynağımda yazdığım gibi; artık hamilelikten sıkıldım. Yani, 24 saat bebeğimi kucağımda düşlemiyorum henüz fakat artık bu hamile bedenden kurtulmak da istiyorum. Eskisi gibi hareket özgürlüğüne kavuşmak; iyi gelecek:)
Gün boyu Braxton Hicks kasılmalarına saydırabiliyorum. Uykusuzluk problemim yok. Fakat ara ara mide yanmalarıolabiliyor. Sodaya sığınıyorum ben de. İdrar yapma ihtiyacı herdaim var zaten. Yürüyüşler sıkıntılı olabiliyor. Apışarak yürüdüğüm günler oluyor. Böyle günlerde kısa kesiyoruz. Ei & ayak şişlikleri azalsalarda devam ediyor. Kramplar da nadir de ols geri geldiler. Sadece sabah uyandığımda, gerinirsem oluyor. Ayaklarımı kaldırarak dinlenmeyi ihmal ediyorum. Bir kaç kere de bol sıvı alımını unuttum.
Kaynağım; yatış pozisyonunu tekrar anlatmış, ben de değinmek istiyorum. Kaynak der ki; “Gebelikte en uygun yatış pozisyonu, sol tarafa ve yan olarak yatmaktır. Çünkü kanı kalbe geri taşıyan ana toplardamarlar karnınızın sağ tarafında. Sol yanınıza yatmanız, bu damarların basıncını düşürür. Bu da kanın organlardan kalbe dönüşünün en iyi şekilde olmasını sağlar. (Bu şekilde uyumaya özen gösterin ve karnınızın altına bir yastık koyun.)” İnce bir yastık kullanıyorum ben de. İlk günlerde hamile yastıklarından almayı planlıyordum. Alpi’ ye gebeyken 5-6 yastıkla uyuduğumu hatırlıyorum. Fakat bu kez hiç de gerek duymadım. İnce bir tane karnımın altına, bir tane bacaklarımın arasına ve bir tane de başımın altına. Unutmuyoruz; her hamilelik farklılık gösterir.

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 29. hafta

29. Hafta haberleri başlıyor! Hala tatil devam ediyordu 29. haftada ve manzarada buydu;) Sıcacık havaya bu şekilde katlanabildik. Bu arada Kardeş de kendi vücut ısısını ayarlayabiliyormuş artık. Duyuları tamamen gelişmiş durumdaymış ve ışık, ses, tat ile kokuyu algılayabiliyormuş. Parlak ışığa doğru başını çeviriyormuş. Bunu anlattığımdan beri Alpi devamlı karnıma doğru el fenerini tutarak kardeşiyle konuşuyor. Çok sevimli bir ikili olacak bunlar; ben size söyleyeyim. Bu hafta bağışıklık sistemi gelişmeye başlarmış ve doğumdan sonra da anne sütüyle devam edermiş. Yavrunun halen bir ismi yok. Evdeki en hararetli tartışmalar, bu konuda gerçekleşiyor:)
Kaynağımda yazılanın aksine; göğüslerimde rahatsızlık veya gerginlik hissi pek yok. Sırt ve bel ağrıları; yorgunluk sonrası kendini göstermeye başladı. Uzun yürüyüş ve plaj çantasının ağırlığı yüzünden 2 kez bayılacak gibi hissettim kendimi. RifBaba İzmir’ de, benden başka taşıyacak kimse yok, dolmuş da devamlı dolu geçince; yürümeye mecbur kalmıştım. Zordu. RıfBaba’ nın tekrar yanımıza dönüşü; coşku ve özlem ile karşılandı;) Bu hafta itibariyle şişlikler artabilirmiş; oldu da. Artık parmaklarımdaki şişlik artıp inmiyor. Belli bir şişlikte sabitlendi sanki. Yüzüklerinizi çıkartmak durumunda kalabilirsiniz der kaynak. Ben kaç ay önce çıkarttığıı hatırlamıyorum bile:) Kim bilir bir daha ne zaman takabileceğim. Ayaklarımda da aynı durum söz konusu olmalı; çünkü her zamanki babetlerimi giyince sıkıyor. Terlikler tek favorim oldular. Ayak parmaklarımsa, yorgunla beraber rahatsız edici bir şişliğe gelebiliyorlar. Yorucu egzersizlerin her türlüsünden kaçınmak gerekliyken; yüzmeye doğuma kadar devam edebilirmişim. Mümkün olduğunca hafta sonları Çeşme ya da Urla’ ya kaçtık zaten. Fırsat çıktıkçada devam ederiz. Normal yüzme bir nebze de;sırtüstü yüzmek artık namümkün. Karnım, piramit gibi bir şekle bürünüyor. Aynı şekil; yattığım yerden doğrulurken de oluşuyor ve çokkötü hissettiriyor bana. O yüzden yan dönüp, yuvarlanarak kalkmaya çabalıyorum. Yüzme boyunca en eğlenceli bulduğum şey ise; aylardır sarılmak, kucağıma zıplamak için bekleyen Alpi ile kucaklaşabilmek. Hatta abartıp; suyun kaldırma kuvvetinden de yararlanarak, zıplattım, fırlattım. Çok keyifliydi:)

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 28. hafta

Lacivert dalgalardan merhaba:) 3. trimestere girmiş bulunmaktayız! 28. haftada göbek fotoğrafı yok. Bol bol bunu yaptım. Bu kitabı sizlere şiddetle öneririm. Aldığım notların bir kısmını paylaşacağım ileride.


Uyuyor, uyanıyor, gözlerini açıp kapıyor, organ ve doku gelişimi hızla devam ediyor. Haftanın heyecan verici gelişmelerinden birisi de; Kardeş sesimi tanıyormuş! Alpi ve benim cephemde bu haber seviçle karşılanırken; RifBaba pek de takmadı:P -Doğunca ne de olsa tek kahramanı ben olacağım diyor herhalde:p-
Kaynak der ki; 3. trimesterle birlikte, kalsium ihtiyacı artarmış. Bebek kalsiyumsuz kalmaz; zira o, annenin vücudundakileri vakum gibi çekiyor. Gebelik bittiktn sonra ahh saçlarım, vahh dişlerim vb şikayetlerde bulunmak istemiyorsak; bu dönemde kalsiyum alımına dikkat edeceğiz.
Bu haftada doğan bebeklerin yaşama oranları %90 imiş. Yine de solunum desteği gerekliymiş.
Boyu 26cm, kilosu ise 1,55  gr imiş. Ultrasonda cork cork sol elinin baş parmağını emiyordu. Çok tatli yahu:) Yanakları da tombik tombik:) Hala bir ismi yok.

Gelelim bana; gebeliğin en zor dönemi deniyor 3. trimester için. Yalancı kasılmalar, apış arasında ve bacaklarda ağrı, karnımın kopup da yere düşecekmiş gibi ağır gelmesi, ayakta uzun süre duramama, el ve ayak parmaklarında ara sıra şişmeler ile nadiren giren kramplar şikayetlerim oluyor. Bunlara bir de sabahın 5-6′ sı gibi uyanmaları eklemek şart. Kardeş kimi sabahlar o kadar sert hareketlerde bulunuyor ki; acil tuvalet ihtiyacı veya yatış pozisyonumu değiştirme ihtiyacıyla uyanıp, kendileri sakinleşene kadar uyuyamıyorum.
Kaynağıma göre; 7-10kg alınırmış. Ben hala bu sınırın altındayım. Rahim büyüklüğüm neredeyse kaburga sınırına yaklaşmış. Çarpıntımsı bir şeyler hissediyorum bazen. Yakında çarpıntım var yazarım herhalde.
Haftanın anne olayı; ilk süt olan kolostrumun gelme olasılığı. Böyle bir durumla karşılaşınca; çalsın davullar diyebiliyoruz fakat asla sağmaya kalkmıyoruz. Zira bu hareket, erken doğumu tetikleyebilir. Tansiyon yükselmesine dikkat deniyor fakat ben çoğunlukla tansiyon düşmesi yaşıyorum.

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 26. Hafta

Kardeş’ de göz ile ilgili gelişmeler varmış. Göz açıp kapamaya başlarmış ki; ultrasonda buna denk geldik. Gözün tabakaları gelişir, göz rengi oluşmaya başlarmış. Göz rengi tam anlamıyla, doğduktan sonraki aylarda oturur. Akciğer gelişimi doğuma kadar devam ediyor. Cilt altı, yağ birikmesiyle kalınlaşırmış. Bu haftaki en ilginç gelişmeler; bebeğn dokunmaya karşı, beyin dalgalarıyla karşılık vermesi ve karna ışık tutulduğunda, başını o tarafa çevirmesi.
Kaynak beni; vücudumdaki su tutulmasına bağlı olarak, özellikle yüzümde şişme olabileceği konusunda uyarıyor. Daha geçenlerde yüzümün ne kadar toparlaklaştığını düşünmüştüm. Bir kaç gün sonra baktığımdaysa; öyle gelmemişti sanki. Kilo aldığımı ve yüzümde toplandığını zannetmiştim; pek sevindim bak şimdi 😉 Yine kabızlık konusunda uyarı var. Kaynağım şu anda dalga geçiyor benimle! Uyumak için her fırsatıı değerlendirmelisiniz yazıyor yahu. Kim kaybetmiş o fırsatları da ben bulacağım? Sabahları RıfBaba işe giderken uyandırmaya, gün içerisinde de oğlu uyutmamaya ahh etmiş sanki! Konu açılınca, ikisi de gece erken yatmamı tavsiye ediyor. Oldu! Size soracaktım..
Hamileliğe bağlı olarak bazı ağrılar, kramplar ve baskı hissi olabiliyormuş; oluyor. Şimdi yazacaklarıma dikkat! Kaynak der ki:
“Bu haftalarda  birden bire ve durup dururken karnınızda bir sertleşme hissedebilirsiniz. Rahminizdeki anı kasılma ve gevşemeler; Braxton Hicks kasılması denilen, ağrısız regl krampları gibidir. Rahminiz, gerçek doğum ağrıları için önceden çalışma yapar. Bu dönemde erken doğum belirtilerine karşı da duyarlı olmak gerekir. Saatte dört ya da daha fazla olan kasılmalarda, doktorunuza başvurmalısınız. Erken doğum tehtidinde ise kasılmalar sürekli ve belirli aralıklarla gelir.”

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 25. Hafta

25. hafta geldi hosgeldi! Bir çok organ yerli yerine oturmuş. Halen gelişmekte olanlara göz atarsak; akciğer ve damar sistemi gelişmeye devam ediyormuş. Haftanın olayı; tat ölçüsünün gelişimiymiş. Bununla birlikte, süt dişleri de gelişiyormuş. Cildi artık şeffaf görünümünü kaybetmeye başlamış. Cilt altı yağ dokuları olgunlaşmaya devam ettiği için; hala cildi kıvrımlarla kaplıymış. Artık hareket için alanı gitgide azalıyormuş. Bu sebeple hareketleri daha sert hissediliyormuş. Artık karnımı her elleyişimde sert geliyor. Anne dinlenirken hareketler artarmış. Bu hafta itibariyle, kulağını karnına dayayan birisi, kalp atışlarını rahatlıkla duyarmış. Alpi oğlum, son zamanlarda bunu çok sık yapmaya başladı. Anatomik olarak aynısını yapıp denemem imkansız olduğundan, mualakta kalan bir konuydu. Açıklık kazanmış oldu. Kuzum, gerçekten duyuyormuş. Kilo ve boyunu bilmemeye devam ediyoruz:)

Gelelim bana.. Fotoğrafta da görüldüğü üzere; tisortlarımı çekiştirerek giymeye başladım. Aşırı yorgunluk, bacaklarda ve belde ağrı hisleriyle karşılanabilinirmiş bu hafta. Bunlara sebep; büyüyen rahmin yaptığı baskı ve dolaşım bozukluğu imiş. Sık değiştirilecek pozisyon, ılık duş ve ağrıyan bölgelere buz ile kompres yapmak öneriler arasında. Denemeye başlamam gerek :) Gözler ışığa karşı duyarlı olabilirken; göz kuruluğu da sık rastlanan bir şikayetmiş. Bende olmadı bu ikisi. Yaşayanlar için göz damlaları rahatlatıcı bir yöntemmiş. Vajinalakıntıdaki artış normal karşılanırken; sarı renkli, kokulu akıntı ve kaşıntı durumundaysa, doktorunuza başvurmanız öneriliyor.24-28. haftalarda şeker yükleme testini ihmal etmemek gerek; ben atlattim. Darısı başınıza.

Kaynak:WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 24. hafta

24. haftadan merhaba! & aylık olduk; kaldı son 3 ay. Oldukça hareketlendi. Bu sabah; 06:00’da tekmelerle uyandim ve tam 9,5 saat karnım kıpır kıpırdı!!! Daktır T. ile bunu paylaştığımızda; “Öncelikle sağ salim gelsin, bundan emin olalım, sonra da sanırım oldukça hareketli bir bebek daha geliyor diyeceğiz” dedi. Aralıksız hareket etti ve aynı noktaya peşpeşe tekmeler savurdu. Pozisyondan pozisyona girdim; sağa yattım, sola döndüm, ayağa kalktım. Kardeş hiç ara vermedi.
Artık Kardeş, gelen tepkilere rekleks olarak değil de gayet bilinçli olarak karşılık veriyormuş. Ne kadar harika değil mi? Akciğerler gelişmeye devam ediyormuş. Boyunu ve kilosunu bilmiyoruz çünkü yine sormayı unuttuk 😛 Daktır T. de sagolsun; biz sormazsak hiç tınmıyor. Kardeş’in kilosu boyu bilinmiyorsa; benimkinin de biinmesine bir gerek yok bence:P Bu haftayı rahat geçireyim bari.

Dişeti kanamaları devam ediyor fakat rahatladığımı hisseiyorum. Artık şiş değiller. Gebelik şekeri ihtimaline karşı; şeker tarama testine girdim. Bir önceki gece; 00:00′ dan itibaren yeme içmeyi kesiyorsunuz ve ertesi sabah aç karnına kan alıyorlar. 1,5-2 saat kadar bekleniyor ve 50′ lik seker yüklemesi- yarım bardak kadar şekerli su içiyorsunuz- yapılıyor. Tekrar kan alınıyor ve karşılaştırılıyor. Bu kez de yırtmanın mutluluğuyla; ayran ve poaçayı, labrotuardan çıkar çıkmaz mideye indirdim.
Korkunç bir kalça ağrısı musallat oldu! Sağ kalçamdaki ağrıya dayanmakta zorlanıyorum. Ne kadar dinlenirsem dinleneyim; ayağa kalktığım anda ağrı başlıyor. Hatırladığım kadarıyla; Alpi’ ye gebeyken de aynı ağrıdan muzdariptim. Fakat ne zaman başlamıştı, işte onu anımsayamıyorum.

Bu haftayla beraber; genellikle kokusuz, sarı-beyaz renkte, normal vajinal akıntı artarmış. Bol bol su içmem çok ama çok önemli. Erken doğum riskiyle karşı karşıya kalınmasının en büyük sebeplerinden birisi de; yaz aylarındaki sıcaklarda yeterli su almamaktan dolayı yaşanan su kaybıymış. Hatta hemen kalkıp bir bardak su içeyim. Yine de; erken doğum riskine karşın, bilgilenmeli ve olası belirtiere karşı uyanık olmak gerekiyor.

“Doğumun olabilmesi için rahimde kasılma olması ve bu kasılmaların rahim ağzını açacak kadar şiddetli ve sürekli olması gerekir.Ancak her kasılma ağrı olarak hissedilmeyebilir. Genelde belde ve kasıklarda adet sancısına benzer ağrılar hissedilebilir. Kişi bunu karnında bir sertleşme olarak algılar.
Yine halk arasında Nişan adı verilen sümüğümsü bir tıkacın gelmesi ya da normalden fazla sulu bir akıntı olması erken doğum tehdidini düşündürür. İstirahat ile geçmeyen bu tür sancılar olduğunda vakit kaybetmeden hekim ile temasa geçmek son derece önemlidir.
Bebek aşağıya doğru bastırıyor gibi bir his genelde erken doğum tehdidi altındaki pek çok kadında görülür.

  • Erken doğum belirtileri varlığında ne yapılmalıdır
    Belirtiler başladığında ne yaptığınızı hatırlamaya çalışın
  • Yaptığınız işi bırakın
  • Bir saat sol yanınıza dönerek yatın

2-3 bardak sıvı için 1 saat içinde belirtilerde gerileme olmaz ise doktorunuza haber verin”
Bu bilgiler; Dr. Alper Mumcu’ dan alıntıdır.  Ayrıntılı bilgi için  http://www.mumcu.com u okuyup; kendi doğum doktorunuza danışabilirsiniz. Ve hatta danışmalısınız da.

*Biterken; RifBaba’ nın eli karnımdayken sordum:
E: Yüz ifaden çok tuhaflaşıyor. Tam olarak ne hissediyorsun?
R: Karnının içinde kıpır kıpır! Bir can büyüyor. (Alpi’ yi göstererek) Bu da böyleydi. Kıpır kıpır, sonra doğdu ve şimdi dışarıda kıpır kıpır. Ürperiyorum hareketlerini hissedince. Tarif etmem mümkün değil. Çok heyecanlanıyorum.

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 23. hafta

Minik oğlumuz, neredeyse bir oyuncak bebek kadar olmuş:) Geçen haftadan beni duyabildiğini biliyorum. Yarın Alpi’ ye bu söyleyeyim de; kardeşinin Onu duyabileceğini öğrensin. Geçenlerde bunu sormuştu çünkü. Kardeş, çok şanslı bir kardeşsin. Şimdiden söyleyeyim oğlum:)
Vücudu büyük bir hızla doğumda göreceğim kıvama geliyor, tombullaşıyor. Göz rengi hala belli değil. Yine kumral ve kahverengi gözlü bir bebeğimizin olacağını düşünüyorum. Artık hareketleri dışarıdan çok rahat görülüyor. Karnım malum; başından beri iri gidiyordu zaten. Artık çok çok sert tekmeler yiyorum. Bazen olduğum yerde kalıyorum. Bazen de bebek hareket ettikçe; ,ç,m bulanıyor gibi oluyor ve aşırı ıdrar hissiyle beraber, tuvalete koşturuyorum.
 Sanki hamileliğe dair her şeyi unutmuşum! Anneme kızardım; Alpi’ ye gebeyken sorduğum çoğu şeye “Hatırlamıyorum” diye yanıt verirdi. Bazı şeyler hatırlanmayabiliniyormuş demek ki.
 Hala çoğunlukla karnımın sol tarafında. Solu bırakınca da mutlaka aşağıya çalışıyor. Geçenlerde kafası olduğunu tahmin ettiğim uzvunu, karnımın sağ tarafına öyle bir dayayıp ittirdi ki; Alpi büyük bir hevesle dokununca, acıdan geri kaçtım! Değişik bir yanma hissiydi. Minik savaşçım, abisine benzeyecek mi acaba?

Bendeniz en sonunda kilo almaya başladım! 6. aya 1 haftamız var. Haftaya yazacağım; bakalım
 kaç kilo almışım. Aşerme bu dönemde hızlanırmış. Hiç bilmiyordum. Her iki gebeliğimde de hiç aşermedim. 3.-4. aylarda dabiter bu durum sanıyordum. Hala olaya, “nazlanma” olarak bakıyorum. Son nazlanma günlerimi de değerlendirmeyeceğim sanırım:)
Kramplardan ses seda yok. Soda, muz ve süt üçlüsü işe yaradı demek ki. Rahmim artık idrar torbasının üzerindeymiş. Kardeş baskı yaptığında koşar adım tuvalete gitme sebebim belli oldu:) Hafif kaçırmalar da olabiliyormuş artık.
Ayakta uzun süre kalınca şişmeler olabiliyormuş; hiç olmadı. Olmaz da umarım. Alpi’ ye gebeyken son 2-3 aydı sanırım; feci şişmişti ayaklarım. Tüm gün boyunca terlik aranmıştık Balçova’ da annemle. Hımm iyi oldu hatırladığım; o terliklerim duruyor.
Uterus kaslarının gerilmesiyle, iğne batmasına benzeyen ağrılar olabilirmiş. Onlardan da olmadı. Hamileleliğin başlarında, sezaryen kesiğimin yakınlarında bir ağrı olmuştu bir gün. Ödüm kopmuştu. Arkadaşlarıma danıştığımda; bazı gebeliklerde sezaryen kesiğinin etrafının, hamilelik ilerledikçe daha da acğrıyabileceğini öğrenmiştim.Hemen Daktır T.’ ye sormuştum ve O da olabildiğini onaylamıştı. Ne üzülmüştüm ne üzülmüştüm. Tüm gebeliğimi o gerginlik ve ağrı hissiyle geçireceğimi düşünmüştüm. Her hapşurduğumda o keskin ağrının karnıma saplanacağından korkmuştum. Olmadı bir daha. Bir seferlik bir şeymiş. Siz siz olun; sorun, araştırın ama hemen başıma gelecek diye felaket senaryoları kurmayın. 2-3 hafta sonra tekrarlamayınca, “Olmayacak bana” diye telkinlere başladım. Unuttum gitti.
Yarıyı geçtik. Çok hızlı geçiyor bu kez gebelik. Plasenta ne durumda acaba? Yakında kontrolümün olacağını umuyorum. Şeker yüklemesi var 24. haftada ve randevusuz gidiliyormuş. Randevusuz gidince de ultrasona almıyor Daktır T. genellikle. Halbuki ben bebeğimizin yüzünü görmeyi çok istiyorum:)

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 22. hafta

Oğlumuzun kulakları epey keskinleşmiş. Artık seslere tepki veriyormuş. Güzel sesleri ayırt ediyormuş. Acaba neye göre güzel sesleri? İki ayrı arkadaşım vardı. Birisi heavy metal dinlerdi ve bebeğine de dinletirdi. Diğeriyse klasik müzik. Çocuklar aynı zevkleri sürdürüyorlar:) Ben Alpi’ ye ne seviyorsam onu dinletmiştim. Yani kulaklık alıp da karnıma koymadım tabii ki. Ne dinlemek istiyorduysam; açtım sesini, O da dinledi. Şimdi de öyle. Kardeş ise genellikle benim sesimi dinliyor:)
Bebeğimiz artık minyatür bir insana daha çok benzemekteymiş. Kafa vücut oranı daha da dengelenmeye başlamış. Oluşan göz kapaklarını hareket ettirebiliyormuş. Beyin gelişimi de bu hafta itibariyle hızlanmış. Erkek bebeklerde ilkel sperm yapımı başlamış.
RıfBaba ilk kez; elini karnıma koyduğunda, Kardeş’ in tekmelerini hissetti. Çok heyecanlandı.
Ayrıntılı usg randevumuz vardı. Doktorumuza yeni bir cihaz denettiklerinden, işimiz biraz uzadı. Doktorumuz, Kardeş’ in kalbini istediği gibi inceleyemedi. Bebeğimiz de bir türlü dönmedi. Alpi sıkıntıdan patladı, biz de öyle. Şekerli bir şeyler yiyip beklememizi; bebeğimizin pozisyonunu değiştireceğini umduğunu söyledi doktorumuz ve biz de 1/2 saatlik bir mola verdik. Dönüşte; bebeğimiz doktorumuzun istediği kadar olmasa da; kontrolüünü yapacak kadar dönmüştü. Fakat bize yüzünü tam göstermemeye kararlıydı. Ben çok heyecanlıydım bu gün için; sağlığının yerinde olduğunu duymak büyük bir mutluluk. Bir de yüzünü gösterseydi; tam olacaktı:) Boyu 26cm, kilosu ise 500 küsur gram imiş. Çok güçlenmiş; tekmelerden hissediliyor. Plasenta previa tam geçmese de artık egzersiz ve yürüyüş iznim çıktı:)

Bana gelirsek; aynen kaynağımda yazdığı gibi; diş hassasiyeti sebebiyle soluğu diş hekimimde aldım! Diş etlerimdeki hassasiyetin sebebi; diş etlerimin iltihaplanıp şişmiş olmalarıymış. Sebebi ise gebeliğe bağlıymış. Ayda bir diş hekimi ziyaretinde bulunacağım; evde de kürdanla diş etlerime masaj yapmam gerekiyormuş. Bu sırada kanayacak olan diş etlerim, rahatlayacakmış. Gebelik hormonları yüzünden yüzde ince kılcal damarlar görülebilirmiş. Henüz bende oluşmadı. Mide yanmaları tekrarlanmaya başladı. Magnezyum desteğini de düşünerek; elimden doğal mineralli suyumu bırakmıyorum. Bu hafta başlayan kramplara iyi geldiği duyumunu aldım ve sık içmeye başladım.Muz, süt ve soda üçgenine girdim. Hepsi/biri/bir kaçı işe yaradı:) Kramp başladığında; söz konusu kasın tersi yönde bacakları hareket ettirmek rahatlatıyor. Bacakları düz tutup; parmak uçlarından kendinize doğru germek de işe yarıyor. Vücut denge merkezi yer değiştirmeye başladığından, daha dikkatli hareket etmemek gerekiyor. Yine hormonlar sağ olsun; parmak eklemlerime kadar, tüm eklemlerimde gevşemeler olacakmış. Bak bu, yeni duyduğum bir durum. Alpi’ ye gebeyken ne doktorumdan ne de okuduğum kitap ve makalelerden, böyle bir şey hatırlamıyorum. Sonuç olarak bel ağrıları ile tanışacakmışım. Henüz böyle bir belirti de yok bende. Denge problemlerini ekleyince; elveda yüksek topuklu ayakkabılarmış. Düz babetlerden ileriye geçememiş olduğumdan; hiç de sorun değil:P

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 21. hafta

Kardeş’ in büyüme hızı azıcık yavaşlamış. Bununla beraber; tekmeleri çok kuvvetlendi. Bazen beni şaşırtıyor. Artık belli bir uyku düzeni oluşmuş. Şöyle ki; sabah tekmeleriyle uyanmaya başladım:) 13:00-14:00 civarı dinlenmeye çekiliyor sanırım. Bacak bacak üstüne atmadıysam, bağdaş kurmadıysam ve öne doğru uzun süreli uzanmadıysam; uyanıp da yerinin daraldığını haber vermiyor:) Sabah uyandığımdaysa; karnımın neresinde olduğunu net hissediyorum. 16:00-17:00 gibi tekrar hareketleniyor. Aksam yemeğine kadar ara ara hissediyorum. Sonrasında en çılgın attığı zamanlar geliyor. Gerçekten belli saatlerde uyuyup, uyanıyor. Doğduğunda hesaplaşacağız kendisiyle:P
Haftanın olayı, kalp kasının güçlenmesiymiş. Müziğe karşı tepki veriyormuş. Bu aralar en çok The Beatles dinliyorum:) “Hey Jude”
Karnım iyice büyüdü. Özellikle karnım ve göğüslerimde gerginlik hissediyorum ve hiç de rahat bir duygu değil. Tatlı badem yağı sürmeye devam ediyorum.
2 saatten fazla ayakta kalmamalıymışım. Bazen ipin ucunu kaçırabiliyorum. Bu, genellikle oda düzenlemelerinde başım geliyor. Bu hafta başında; bizim veAlpi’ nin yatak odalarını değiştirmeye karar vermiştik. Bizim yatağımızın bazası hariç; tüm odayı ve Alpi’ nin tüm odasını boşalıp, diğer odaya istifledim. Sonra da mobilyacıların gelmesine saatler kala vazgeçtik. Bu hafta, Alpi kuşumun doğum günü partisi vardı. Üstüne parti hazırlıkları, yorucu geçti. Sonra o eşyalar tekrar yerleştirildi tabii ki. Aks gibi; RifBaba’ nin da en yoğun günleri. Her şey bitince; Alpi’ nin odasına bir çalışma masası ekledik ve tüm odanın şekli yeniden değişti. Tam bir kabustu. Sonuç, tatmin edici ama çok çok yorucuydu. 2 hafta boyunca neredeyse güde2 saat oturabildim. Daktır T. duymasın!
Bol su içmeye, her zamankinden daha çok önem veriyorum. İzmir’ in inanılmaz sıcakları başladı. Haftada bir tansiyon ölçtürmek öneriliyor. Öne ilerleyen pelvis yüzünden, bel ve sırt ağrıları artarken; uterusun karın boşluğunda iyice büyümesiyle de nefes darlığı ya da nefes nefese kalma görülebiliyormuş. Ben en çok diyaframımı dilediğimce kullanamamaktan muzdaribim. Şarkı, türkü söylemekte zorlanıyorum efendi.  Gebelik ilerledikçe de artacak bu sıkıntılar. Alpi’ ye gebeyken, yine bu aylarda; İzmir Barosu’ nun Türk Halk Müziği Korosu’ ndan ayrılmak zorunda kalmıştım. Kaynağım, demir haplarımı almam konusunda beni uyarıyor. Peki madem, az sayıda da olsa içmeye devam edeyim. Yürüyüş ya da yüzme egzersizleri öneriliyor.
Kaynak:WebAnne.com

  • Share on Tumblr