YENİ ADRES

www.elf-ana.com ile taze bir merhaba. Yeni siteyi daha önce çıtlatmıştım. Hala yapılması gereken düzenlemeler var. Zamanla, yazarken, vakit oldukça tasarım oturacaktır. DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr

Kardeşimi kıskanıyorum

cats

Her şey Alpi’ nin bir itirafıyla hız kazandı: “Anne, itiraf ediyorum; kardeşimi çok kıskanıyorum! Bazen böyle duygulanıyorum ve ne yapacağımı da bilmiyorum. Ona zarar vermek istemiyorum ama o an sadece benimle ilgilenin istiyorum!” diyerek gözyaşlarına boğuldu. Kuzi uyuyordu. Alpi’ ye … DEVAMI

  • Share on Tumblr

Bir varmış, bir yokmuş

Bir varmış, bir yokmuş, kadın varmış, erkek varmış. Her birinin kendi ışığı varmış. Etraflarını aydınlatırlarmış. Çok neşelilermiş ama yalnızlarmış. Tesadüfen karşılaşmışlar, aşık olmuşlar. Elele tutuşup, beraber yürümeye başlamışlar. Artık ikisinin ışığı tek, büyük bir ışıkmış! Etrafı oldukça iyi aydınlatıyormuş.


Derken bir gün bir bebekleri olmuş. Bebeğin etrafından bir an olsun ayrılamazlarmış. Bebeğin öyle duru, öyle saf bir ışığı varmış ki; gözleri kamaşırmış seyrederken… Bebekleri onları çok sevmiş, onlar da bebeklerini hep sevmişler. Artık üçünün ışığı tek, büyük bir ışıkmış! Etrafı aydınlatırken, pırıltı ve mutluluk saçıyormuş.

Bebek ışık büyümüş, çocuk ışık olmuş. Yüreği bir kardeş için pıt pıt atıyormus. Anne ve babasına çok sabredeceğini, kardeşi büyüyene kadar bekleyeceğini, ona arada kızsa da, onu hep ama hep seveceğini söylemiş. Anne ve babanın yürekleri kardeş için pıt pıt atmış…

Derken bir gün kardeş olmuş. Bebeğin etrafından bir an olsun ayrılamıyorlarmış. Bebeğin öyle duru, öyle saf bir ışığı varmış ki; gözleri kamaşıyormuş seyrederlerken… Abi çok mutluymuş. Yüreği yeni doğmuş bebek kardeşi için pıt pıt atıyormuş. Bebek kardeşin de kalbi abisi için pıt pıt atarken ona gülümsüyormuş. Elele tutuşup oyunlar oynuyorlarmış. Akşamları sarılıp birlikte düş kurarlarmış. Artık dördünün ışığı tek, dev bir ışıkmış. Meşaleden de büyükmüş, güneşten de sıcakmış, aydan da parlakmış! Sevgileri çok büyükmüş. Dördünün de sevgisi hep var olacakmış. Onlar artık çok güzel bir aileymiş. Bir varmış, bir yokmuş, onların masalı yeni başlamış…

 
  • Share on Tumblr

Kardeş kıskançlığı kabusa döner mi?

İşte iki kardeşin ilk buluşma anları! “Yıllarca sürse de bekleyeceğim” demişti kara gözlü kuzum. Sabırla, heyecanla bekledi 39 haftayı..Her sabah uyandığında ve her akşam uyumadan önce, Kardeş’ e karnıma günaydın ve iyi geceler öpücüğü kondurmayı hiç ihmal etmedi. Kardeşinin hazırlıklarını gebelik süreci boyunca birlikte yaptık. Giysileri beraber düzenledik, park yatağını babasıyla yıkadılar, 3. aydan sonra kontrollere beraber gittik, uyumadan önce doğduktan sonra yapacaklarını planladi ve biz de mutlulukla dinledik. Alpi’ yi sürece oldukça iyi hazırladığımızı düşünüyorum. Kendisi de hasretle bekliyordu zaten Kardeş’ i.

“Doğduktan sonra göreceksiniz!”, “Başlarda böyle gibi olur da sonra yüzünü nasıl da tırmalayacak. Sonra da *Seviyordum ben, diyecek!” “Hahaha sizi hareketli günler bekliyor. Kıskanmadan geçmeyecek ki bir gününüz!” diye etrafımızda uçuşan felaket kuşlarına inat; günlerimiz güllük gülüstanlık geçiyor. Kıskançlık elbette olacak. Bu çocuk 6 küsur yılını bizim tek yavrumuz, ilgi odağımız, her şeyimiz olarak geçirdi. Hani derler ya; tahtın sarsılması, işte onu yaşamasından daha normal ne olabilir ki? Bunun normal boyutlarda kalması bizim elimizde diye düşünüyorum.
Bizim evin kara gözlüleri, birbirlerine ilk el salladıkları andan itibaren; aralarında özel bir bağ oluştırdular. Bunu nasıl başardıklarını sormayın. İnanın bilmiyorum. Gebeliğimin son aylarında; Kuzicik oldukça zorlayıcı hareketler yapıyordu.Yüzümü ekşittiğimde veya gayri ihtiyari ağzımdan bir “ayh!” çıktığında; Alpi kuşum koşarak yanıma gelir ve karnıma ağzına dayayarak “Kardeşim, lütfen sakin ol. Annemin canını acıtma. Biz seninle doğunca oyunlar oynayacağız.” diye konuşurdu. Karşılığında ise-evet bir karşılık olurdu- anında sert hareketler biterdi. Muhteşem bir şey değil mi?

Anne ve bebişi‘ nden duyduğum, çok hoşuma giden bir söz var: “Anamın ilki olacağıma; dağdaki tilki olaydım.”
Nasıl da güzel özetliyor durumu. Genellikle gözlemlediklerim ve dahi tecrübe ettiklerim; abi ya da ablanın hayatının alt üst olduğudur. Sadece anne ve babaları için çarpan minicik kalpleri kırılıyor, yalnız kalıyorlar, güvensiz ve desteksiz hissediyorlar, altından kalkamadıkları sorumluluklar yükleniyor, kıskanma duygusu yüzünden suçlanıyorlar. Sonuç olarak; bunların hepsi ağır geliyor, başa çıkamıyorlar ve ne yapacaklarını şaşırıyorlar.  “Nasıl davransam da eskisi gibi benimle ilgilenseler?” “Reklamın iyisi, kötüsü yoktur; şu bebeği azıcık mıncırayım..”
Büyük çocuğun en büyük korkuları “Artık beni sevmeyecek misin?”,  “Beni daha mı az seveceksin?” düşünceleri oluyor. Bu sorularla kendilerini güvende hissetek istiyorlar. Ebeveyne düşen; bunun aksini sözlü ifade ettiğimiz kadar; vücut dilimizle de belli etmek. Aslında büyük kardeşin yaşı ne kadar büyükse; durum o kadar kolay kotarılabiliyor. ya da genellikle böyle oluyor. 6 yaş, gayet rahat izah yapılabilen bir yaş. Daha küçük çocuklar için her şey daha zor.

Kıskançlık sinyallerini anlamak aslında hiç de zor değil.
Büyük kardeşe kardeş için bir şeyler yapma fırsatı verilmeli. Yeni doğan bebeğin anneye bağımlılığını ve gördüğü ilgiyi anlamlandıramazlar. Hissedilen öfke ve/veya kırgınlığı bebeğe ve/veya ebeveynlerine gösterir ya da içine kapanır. Her zamanki gibi davranmamaya başlar: Bebeğe zarar vermeye çalışmak, ebeveynlere karşı gelmek, dinlememek, her şeye “hayır” demek, bebekleşmek, ebeveynleriyle uyumak istemek, yemeğini ebeveynlerinin yedirmesini talep etmek, biberon veya meme istemek, parmak emmek, altına yapmak, huysuzluk, hırçınlık, saldırganlık veya ebeveynle iletişimi kesmek.

 Yaş farklarından önce; evdeki çocuğu , gelecek olan kardeş fikrine alıştırmaya değinmek istiyorum. Bizim evde işler kolaydı. Alpi, 2-2,5 yaşından beri deliler gibi kardeş istediğinden midir artık bilmem; evde neredeyse hazır bir çocuk vardı. İlk hazırlamaya çalıştığımız konu;bunun uzun bir bekleyiş olacağıydı. “Kardeşin olacak” müjdesinden sonra, bu bebek hooop diye doğmayacak. Bunu okul öncesi dönemindeki bir çocuğa anlatmak zor oluyor ama imkansız da değil.
Alpi’ ye kardeşi gelmeye karar verdikten sonra uzun bir süre geçeceğini anlattık. Tahmini olarak karnımın ne kadar büyüyeceğini gösterdik.

* Karnım bu kadar olduğunda,
* Bütün hazırlıklarımız bittiğinde,
* Bu kış bitecek, karlar eriyecek (Gebeliğim Şubat’ ta başlamıştı. Görsel olarak desteklemek için, kar varken ve eridikten sonra Spil ve Bozdağ a götürdük.). Ardından yaz gelecek ve karnım büyümüş olarak denizde yüzeceğiz. Tatil bittikten sonra okullar açılacak ve sen büyük okuluna başlayacaksın. Harf calışmaları yapacaksınız. Okumaya başladığında kardeşin doğacak. Ayrıca; kumaş bir takvimimiz vardı ve Advent Calender mantığıyla, günleri tek tek takip ettik. Bebeğin gelmeye karar verdiği gün; sen anneannenle oynarken, ben de babanla doktor amcanın yanına gideceğim. Bebek doğunca da baban sizi hastaneye getirecek. Ne yazık ki; hiçbir şey böyle olmadı. Büyük bir stres yaşadı kara gözlü kuzum.

Yeni bebekli çiftleri gözlemek ve ziyaret etmek de iyi bir tecrübe olabilir. Biz sevgili Evo&Dodo’ nun minik kızlari Lila’ yı ziyareteimize Alpi’ yi de dahil etmiştik. Bu, Alpi için bir ilkti. O zamana kadar hiçbir yenidoğana ilgi göstermeyen ve hatta salyalar yüzünden bebeklerden uzak duran oğlum, Lila’ yı büyük bir merakla inceledi. Yüzünde hiç bitmeyen bir gülümseme ile gözlerine, ellerine, boyuna posuna baktı. Oturdu, kalktı ve tekrar tekrar baktı. Annesi emzirirken de kaçamak bir bakış atıp, babasından telefonunu istedi. Gözlem bitmişti ve oyuna dönebilirdi:) Bu tecrübeden sonra günlerce Lila’ dan bahsetti. Etrafındaki 2 yaş altı bütün bebekler hakkında yorumlarda bulundu.

Kardeşin gelirken büyük kardeşe getirdiği hediye bu aralar pek revaçta. Biz uygulamadık cünkü Alpi bunu yiyecek yaşta değil:) Siz denemediyseniz; deneyebilirsiniz. 

Kendi fotoğraflarına baktık, videolarını izledik. Kardeş’ in de böyle küçücük olacağını, ilk zamanlar bize ağlayarak bir şeyler anlatacağını ifade ettik. Alt metin; bu geçici bir dönem. Kardeşin de büyüyecek. Burada Evren‘ e çok çok teşekkür ediyorum. Bebek dili hayatımıza renk getirdi.Bebek dili sayesinde; bozulan oyun anları bile eğlenceye dönüştü. Acaba altını mı temizlememizi istiyor yoksa acıktı mı? Koştura koştura başında alıyoruz soluğu. Böylelikle; doğal olarak Alpi de sürece dahil edilmiş oluyor. Abiye, kardeşle ilgili sorumluluklar veriyoruz. Acıkma alarmında, birkaç dakikaya ihtiyacım varsa; emziği yetiştirmek Alpi’ nin görevi. Altını temizlerken oyalamak, gerekli alet ve edavati getirmek yine Alpi’ nin görevi. Hatta Kuzi’ nin başında iddialaşıyoruz. Acaba altını temizleme anında, elime kaka yapacak mı? Çişini üzerime fışkırtabilecek mi? Gerçekten kahkahalarla gülüyor:)))
Kendi fotoğraf ve videolarına bakarken, bebekliği ile ilgili anılara değindik. Komik ve duygusal anıları kucak kucağa yad ettik. İtiraf ediyorum; bu bana da çok iyi gelmişti. Sonrada kardeşinin yaşaması muhtemel komik durumları hayal ettik. Sonrasında kendisi döküdü zaten. Kardeş ile ilgili hayallerini ve planlarını anlattı. Birlikte yorumlar yaptık. Bunların hepsi 4 kişilik hayata hazırlıktı.
Kardeşe gelen hediyeler çok kalp kırıcı oluyor. Kesinlikle doğru olan; büyük kardeşe küçük bir hediye getirmektir. Abi oldun hediyesi, durumu oldukça keyifli hale getirecektir. Bu yüzden evde minik, acil durum hediyeleri bulundurmak iyi fikir.

Büyük ile geçirilen zaman konusunda; hal ve hareketlere çok fazla dikkat etmek gerekiyor. Şimdiye kadar Alpi’ nin paylaşım talepleri bugüne kadar en fazla ertelenmiştir. Bugünlerdeyse telafi edilemeyecek şekilde havada kalabiliyor. Büyük çocuğunuzla bir paylaşım esnasında; bebek ağladığı için ara vermeniz gerekirse; bir zararsız yalana başvurulabilir: Bebek yüzünden değil de, başka bir sebepten ötürü kalkmam gerek! Kuzi her ağladığında; başka bir sebepten ötürü kalkmamı ne kadar yer bilemiyorum.

Konuyla ilgili hikaye kitaplarını birlikte okumak.Daha önce sağlam bir liste çıkartmıştım. Eklemeler de gelmişti. Eve yeni gelen kardeş ile ilgili kitaplara buradan ulaşabilirsiniz.

Evde bebek icin yapılan değişiklikleri; büyüğe de uygulamak mantıklı geliyor bana. Bebeğe bir oda hazırlandıysa; büyük kardeş için bu cok cazip bir gelişme olacaktır. Ona da bir oda hazırlamak ya da birlikte odasına eklemeler, düzenlemeler yapmak iyi gelebilir. 29 haftalik gebeyken bu işe girişmiştim. Kuzi için yapılan alışverişler, önden gelen hediyeler ve yatak odamızdaki düzenlemeler yoğunlaşmıştı ki; Alpi’ nin de heyecanla ortada dört döndüğünü fark etmiştim. Bu durumuda değerlendirmeden edemezdim! Kendi bebeklik giysilerini beraber inceledik. Giymeye çalıtı bazılarını. Yenidoğan bodylerinin küçüklüklerine inanamadı -ben de! Kuzi’ nin geçici konaklayacağı odayı hazırladıktan sonra; sıra Alpi’ nin odasına gelmişti. -Dolap ve kitaplıkları boşaltıp; RifBaba’ nın gelmesini beklemiştim. O gün erken gelcek olan eşim, kaldı mı mesaiye! Karşı komşu ve apartman görevlmizin yardımıyla, büyük ve ağır parçalar taşınmıştı. Zavallı eşim de geldikten sonra bana yardım etmişti. Ertesi sabah, kahvaltıya arkadaşlarımız gelecekti. Yetiştiremeyip, ertelemiştik.-
2 günde Alpi’ nin odası ile daha birkaç ay önce yerleştirdiğim hobi odamı taşıdık. Çok zor olmuştu, akşamı bebeğe bir şey olacak diye korkudan titrediğimi hatırlıyorum :) Kuzi turp gibiydi tabii ki ve Alpi’ nin gözlerindeki ışıltı görülmeye değerdi. Çok daha büyük bir odaya taşınmıştı -benim hobim odam da çok daha küçük bir oda olmuştu- Yeni hiçbir şey almadık, mevcut eşya ve oyuncaklar gözüne yeni gibi gelmişti yavru kuşun.

Büyük kardeşe haddinden fazla sorumluluk yüklememek gerek. Sen abisin, sen ablasın, sen artık büyüdün böyle davranmamalısın türünden yaklaşımlar büyük haksızlık. Ebeveynler, büyük kardeşin de hala küçük bir çocuk olduğunu unutmamalı. Kendi küçüklüğümü hatırladım bir an için. Bu konuda “Fazla yüklenilen abla grubu” ndayım. Ne zaman bir yere gitsek, keyif alamadan döndüm bir dönem. Annem ve babam devamlı kardeşimi oyalamamı, ona göz kulak olmamı tembihleyip duruyorlardı. Hatta ortadan kaybolduğunda sorumlusu ben oluyordum. Ben artık kendi halimde coşamazdım, koşup oynayamazdım, istediğim kadar oyalanamazdım. Çünkü artık “abla” olmuştum. Eee bu bebeği ben istemiştim, şimdi arkasını toplamak zorundaydım. Bu cidden korkunç bir haksızlık. Eğer cocuklarınıza, uzun sürecek bir rekabet duygusunu aşılamak istiyorsanız yapın bunu. İki çocuklu anne, 2. aydan sonra ne yaptığının farkına varıyor :) Bir nefes almak isteniyor, sorumululuğun paylaşılması bekleniyor ama bütün bunların muhatabı büyük çocuğunuz olmamalı. Bunu bir yetişkinle halletmeniz gerekiyor. Her iki ebeveyn de çocukların bakımında aktif rol oynamalı. Dönüşümlü olarak çocukları paylaşmak ne kadar iyi bir fikirse; düzenli olarak çocukları paylaşmayı bir rutin haline getirmeye calişmamak gerek. Bu, anne için çok yıpratıcı olacaktır. Çocukların bununla kendileri de baş edebilmesi gerekiyor.
Aynı şekilde, öfke patlamalarının sorumlusu da büyük çocuk değildir. O, sadece ne yapacağını bilemeyen, sizi anne yapanınız. 
Büyuk kardeşe sözlü uyarı yapılacağı zaman; küçüğe de yapılmalı. Aynı şekilde; küçüğe bir övgü söz konusuysa büyüğü de göz ardı etmemeli. Böylelikle eşitlik sağlanmış olacaktır ve çocuğun gözünde “adil” konumuna gelinecektir. Yani ebeveyn olarak taraf olunmamalı. Çocuklar her zaman gözde olmak için uğraşırlar. Problem anında/sonrasında, problemi dinleyip konuyu kısaca hatırlatıp geri çekilmek gerekiyor. Hem taraf olup kıskançlığa ve itilmişlik hissine sebep olunmaz hem de problemi kendi aralarında çözmeleri için fırsatları olur. Aslında kriz daha çıkmadan müdahale etmek en doğrusu. Bazı hal ve hareketlere karşı daha müsamahalı davranabilirsiniz. Yani kuralları biraz gevşetmekten bahsediyorum.

Kardeşlerin, hangi yaşta olursa olsunlar kıyaslanmamaları gerek. Her çocuğun gelişimi kendi içinde değerlendirilmeli. Huyu suyu, ilgi alanları, oyunları ya da davranışları  kıyaslanmamalı; artıları ön plana çıkartılmalı.

Büyük kardeş küçük kardeşi hırpalayarak seviyor olabilir. İlk önce kendi sevgi gösterimize bakacağız:) Unutmuyoruz ki; onun ilk rol-modeli bizleriz.Kardeşine yaklaştığında; vahşi bir korsanmış gibi çığlıklar atarak müdahale için koşturmak yerine, tetikte olup bunu belli etmemek ve gözlemeye devam etmek daha güven verici. Bütün ilgi ve koruma duygusunun kardeş üzerine olduğu hissini engelleyebilir. İstenmeyen bir davranış söz konusuysa; kalkıp hemen müdahale etmek gerekli.

Doğumun gerçekleşeceği gün hakkında da konuştuk. Gebeliğimde kritik dönemlerim oluyordu ve doğumun ne şekilde başlayacağı hakkında herhangi bir tahminim yoktu. Bu yüzden paniklemesini ve strese girmesini istemiyordum. Bebeğin çok güçlü tekmeler atarak anneye artık bizimle tanışmaya hazır olduğunu hissettireceğini söyledim. Bunlar, o kadar güçlü tekmeler olacaktı ki; anne heyecandan çığlık atabilirdi. Hemen doktor amca muayene etmek isteyebilirdi. Gece uyurken de gelmeye karar verebilirdi. Bu durumlardaki planımızı anlattım. Anneannesi gelecekti, Berk’ lere gidecekti, evde bekleyecekti ve sonunda hastaneye gelecekti.
Tüm bunları zamana yayarak uyguladık. Gebelikten aylar önce konuya dair önbilgiler vermeye başladık. Bebek mağazalarında daha uzun zaman geçirdik. Oralardaki ve parklardaki bebekleri, abileri ve kardeşlerini gözlemledik. Sorular sormasına izin verdik. Biz, sürece böyle hazırlandık.

Alpi kuşum bir gün dedi ki; “Anne, kardeşim doğdu! Onun için iyi ki doğdun pastası keselim; mumlarını da ben üfleyeyim.

Pastayı da Sevda, Alpi’ nin ab olmasını kutlamak için almıştı:)

Alpi’ yi sıkmayacak ve endişelendirmeyecek dozda konuşmalarla, yavrumuzu sürece hazırladık. Okulunun psikoloğu da bizimle hemfikir. Bebeğimiz 6 haftalık -bebek oldu 3 aylık ve ben anca yazımı bitirdim!- ve herhangi bir olumsuzluk yaşamadık bu konuda. Tabii şimdilik:)

 Konuyla ilgili tavsiye edeceğim yazılar:

http://yavrusu.blogspot.com/2012/07/kardesli-hayata-hazrlk.html

http://yavrusu.blogspot.com/2012/09/kardesli-hayata-hazrlk-vol2-ebeveyn.html

http://pratikanne.com/2008/12/kardeslerde-paylasma-ve-kiskanclik-bolum-1-ilk-6-ay.html

http://pratikanne.com/2008/12/kardeslerde-paylasma-ve-kiskanclik-bolum-2-ikinci-6-ay.html

http://pratikanne.com/2009/05/kardeslerde-paylasma-ve-kiskanclik-1-5-sene-sonra.html 

http://alternatifanne.com/kardes-kiskancligi-ve-kardesler-arasindaki-iliskiler/ 

  • Share on Tumblr

Abiler, Ablalar ve Kardeşleri için kitap önerileri

 İlk çocuğu kardeş fikrine hazırlarken ve kardeş kıskançlığına bir çözüm ararken yararlanılabilecek kitapların listesini çıkartmıştım. Listeye eklemek istediğiniz kitap varsa; lütfen sizler de ekleyin. Keyifli okumalar:

Ada Fransa’da / Kardeşimi Birazcık Seviyorum – Şule Tankut Jobert

Aliş’ e Kardeş Geliyor – Canan Tan

Aramıza Girme! Kardeş Kıskançlığı Üzerine bir Hikaye – Pedagog Ayşen Oy

Ayşegül / Kardeşimi Çok Seviyorum – Gilbert Delahaye, Marcel Marlier

Benim Çirkin Kardeşim – İlker Köksal

Benim Küçük Kardeşim – Berta Garcia Sabates

Bir Minicik Kardeş – Mustafa Bülbül

Cemile’ nin Kardeşi Oluyor – Aline de Petingy

Ece ile Yüce / Ece’ nin Kardeşi Doğdu – Gülten Dayıoğlu

Eve Kardeş Geldi – Ali Çankırılı

İki Kardeş Kuş – Hülya Düzgün

Kardeş İsteyen Çocuk – Aytül Akal

Kardeşim Geliyor – Evren Yiğit

Kardeşim Konuşacak – Gülçin Alpöge

Kardeşim Olmadan Yüzüm Gülmez – Zeynep Sevde Paksu

Kardeşim ve Ben – Aygören Dirim

Karıncanın Kardeşi – Z. Suna Dölek

Kızkardeşim Doris – Liz Pichon

Kupi Kardeşiyle – Hacer Azman

Louie Kardeşini Seviyor – Yves Got

Melis’ in Kardeşi Oluyor – Fanny Joly

Nerden Çıktı Bu Kardeş? – Aytül Akal

Nina’ ya Kardeş Geliyor – Christine Naumann-Villemin

Paki Kardeşimi Kıskanmıyorum – Rena Rossi Zairi

Prenses Gelincik İkiz Kardeşlerim – Janey Loise Jones

Tali’ nin Kardeşi Doğuyor – Berrin Göncü Işıkoğlu

Tatlı Kardeşimin Doğum Günü – Aytül Akal

Üff, Keşke Kardeşim Olsa – Evelyn Daviddi, Manuela Monari

Yaşasın Kardeşim Oldu – Sergi Camara, Valenti Gubianas

  • Share on Tumblr

Yavrumuz kollarımızda

Abisinin beklediği; anne ve babasının ikinci baharı minik yavrumuz artık kollarımızda. 16 Ekim Salı akşamı, saat  20:20′ de, 3540gr’ lık cüssesiyle, tüm sevimliliğiyle gözlerini açtı. Yani bugün tam 1 aylık :) Kahvemi (kafeinsiz) alıp da bilgisayar başına geçtiğiimde; ilgili sensörleri harekete geçip ağladığından, anca yazabiliyorum. Doğum hikayemizle en kısa zamanda dönmeyi umuyorum. Kuzi uyanmadan ben kaçayım. Abi kardeş kucaklaşmasıyla sizleri başbaşa bırakayım. Kalın sağlıcakla 😉

  • Share on Tumblr

Gebelikte 33. hafta

İlk kez hıçkırdı! Çok şaşırdım, hiç beklemiyordum. Elimi koydukça hissettim. Belki de bu güne kadar o yüzden hissetmedim. Alpi’ ye gebeykenki duygularımı anımsadım:) RifBaba ilk kez hissetti. Daha önce bebeklerin hıçkırdıklarını duymamış. Kelimenin tam anlamıyla şok oldu. Çok mutlu olduk:) Alpi kuzuma da denk gelsin isterim. Son zamanlarda attığı her tekmeyle; sadece karnım değil de tüm vücudumun sarsıldığını hissediyorum.

 Kardeş 2,830kg olarak bu hafta iriliği ve hızlı gelişimiyle bizi korkuttu. Duyuyor, hissediyor ve bulanık da olsa görüyor. Akciğer gelişimi neredeyse tamamalanmış.

Bana gelince; yürüyüşüm zorlaştı ve hareketlerim ağırlaştı.Vaow! Rahim, gebelik öncesine göre tam 500 kat genişlemiş! Gece tuvalet ziyaretleri iyice sıklaştı.
Dün gece 00:00′ da ekmek arasını lüpleten ben, kurt gibi aç uyandim:S Kendimden ve yeme potansiyelimden korkuyorum!

 Doktorumuz  sabah aradı ve “Yetişebilirseniz 1/2 saate burada olun; riskli bir doğum var” dedi. Kahvaltıya gitmiştik ve apar topar kalktık. Tam muayenehaneye girdik ki; doktorumuz “Çok üzgünüm, durum acilleşti ve hemen çiıkmam lazım” dedi. Yeni bir randevu belirlememiz gerekti. RifBaba da coşmuş; “Pazartesi sabaha olur” diyor :) Umarım kritik doğum, başarıyla gerçekleşmiştir. Kocacığıma da artık çocuğumuzun okullu olduğunu hatırlatıverdim:D

 Yine bu hafta ailecek, hummalı bir temizilik işine giriştik. Kileri temizledim; 2 battal boy çöp torbası çöp çıktı! Sprey boyalar, Alpi’ nin kullanmadığı oyuncakları, vs. çok çeşitliydiler:) Her şeyi de atamıyorum; arkadan gelen var. Evde 6 yaşında bir çocuk var. 6 yıllık birikim. Atsam; Kardeş büyürken tekrar almam gerekecek. Saçma değil mi? Bebek küveti, portbebe vb çok yakında kullanacaklarımızı da çıkarttım. Alpi geçenlerde bir açtı kileri; resmen odun toplar gibi bir sürü sazlık kamışı sokuşturmuş:) Başka bir gün taş boyama için taşları yığmıştı:)Taa bizim üniversite zamanından kalma resim dosyaları ve malzemelerimiz, yazdan boşalan saksılar falan filan. Boşaltıyoruz işte:) Kardeş büyüdükçe elden çıkartırım her şeyi diyordum; annem geçenlerde carladı “Aaa kardeşin yaza gebe kalırsa; Ona lazım olacak! Kilerde tut!” Hahaha dedim ki “Yer yok artık. Çok istiyorsan getireyim sana?” ses yok:P
————
Temizlik devam ediyor:) Aşırı yorgunum. Eşimle öyle bir girişmişiz ki eve ve eşyalara; O hala devam ediyor. Kileri yıkayıp; bebeğin eşyalarını öne yerleştirdik. Eşim tekno atıklarını ayırdı. Bebek arabası, ana kucağı, park yatağın hafif parçaları söküldü ve yıkandı. Alpi ile babası park yatağı yıkadılar. Yatağı balkona çıkartırken gözümüz zilyon yıldır görmezden geldiğimiz stor güneşliklere takıldı. Bütün perdeler söküldü; RifBaba şu anda storları yıkıyor. Ben de makinaya tülleri atacağım fakat öncesinde hafif de olsa pencerelere bir dokunuş gerekli. Arkdaşlarım, “Çok feci “nesting” modundasın” diye gülüyorlar bana:)
——-
Her sey kurudu, kuruldu, makinada son parti tüller. Astıktan sonra gönül rahatlığıyla doğurabilirim:P
 
Akşam üzeri dışarı çıktık ve çok tatlı bir Nurturia annesi&yavrusuyla; Duygu&Balca ile tanıştık:) Sonracığıma, ev tipi ana kucağımıza kavuştuk.
Bu hafta böyle geldi geçti. Alpi’ nin bombalarıyla bu haftayı kapatayım:

“Anne, bu çocuk sportik olacak bence! Çok acayip tekmeler atıyor.” Karnımda sert hareketler yapan kardeşiyle öyle tatlı konuşuyor ki; her seferinde dayanamayıp, dalıyorum:)

“Seni rahatsız ettiğim için çok üzgünüm anneciğim”. Bahçeye inmeden önce evde bırakmaya karar verdiği oyuncağını; 10dk sonra almaya geldi. Kapıyı açtığımda böyle dedi:)

*Biterken; Alpi’ nin okulu açılmadan önceki gün alışverişteydik. Formasını almıştık ve b fotoğraf da kabinden çıkmasını beklerken çekildi. 33. haftamıza denk geldi okulun ilk haftası.

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 29. hafta

29. Hafta haberleri başlıyor! Hala tatil devam ediyordu 29. haftada ve manzarada buydu;) Sıcacık havaya bu şekilde katlanabildik. Bu arada Kardeş de kendi vücut ısısını ayarlayabiliyormuş artık. Duyuları tamamen gelişmiş durumdaymış ve ışık, ses, tat ile kokuyu algılayabiliyormuş. Parlak ışığa doğru başını çeviriyormuş. Bunu anlattığımdan beri Alpi devamlı karnıma doğru el fenerini tutarak kardeşiyle konuşuyor. Çok sevimli bir ikili olacak bunlar; ben size söyleyeyim. Bu hafta bağışıklık sistemi gelişmeye başlarmış ve doğumdan sonra da anne sütüyle devam edermiş. Yavrunun halen bir ismi yok. Evdeki en hararetli tartışmalar, bu konuda gerçekleşiyor:)
Kaynağımda yazılanın aksine; göğüslerimde rahatsızlık veya gerginlik hissi pek yok. Sırt ve bel ağrıları; yorgunluk sonrası kendini göstermeye başladı. Uzun yürüyüş ve plaj çantasının ağırlığı yüzünden 2 kez bayılacak gibi hissettim kendimi. RifBaba İzmir’ de, benden başka taşıyacak kimse yok, dolmuş da devamlı dolu geçince; yürümeye mecbur kalmıştım. Zordu. RıfBaba’ nın tekrar yanımıza dönüşü; coşku ve özlem ile karşılandı;) Bu hafta itibariyle şişlikler artabilirmiş; oldu da. Artık parmaklarımdaki şişlik artıp inmiyor. Belli bir şişlikte sabitlendi sanki. Yüzüklerinizi çıkartmak durumunda kalabilirsiniz der kaynak. Ben kaç ay önce çıkarttığıı hatırlamıyorum bile:) Kim bilir bir daha ne zaman takabileceğim. Ayaklarımda da aynı durum söz konusu olmalı; çünkü her zamanki babetlerimi giyince sıkıyor. Terlikler tek favorim oldular. Ayak parmaklarımsa, yorgunla beraber rahatsız edici bir şişliğe gelebiliyorlar. Yorucu egzersizlerin her türlüsünden kaçınmak gerekliyken; yüzmeye doğuma kadar devam edebilirmişim. Mümkün olduğunca hafta sonları Çeşme ya da Urla’ ya kaçtık zaten. Fırsat çıktıkçada devam ederiz. Normal yüzme bir nebze de;sırtüstü yüzmek artık namümkün. Karnım, piramit gibi bir şekle bürünüyor. Aynı şekil; yattığım yerden doğrulurken de oluşuyor ve çokkötü hissettiriyor bana. O yüzden yan dönüp, yuvarlanarak kalkmaya çabalıyorum. Yüzme boyunca en eğlenceli bulduğum şey ise; aylardır sarılmak, kucağıma zıplamak için bekleyen Alpi ile kucaklaşabilmek. Hatta abartıp; suyun kaldırma kuvvetinden de yararlanarak, zıplattım, fırlattım. Çok keyifliydi:)

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 18. hafta

Kardeş, 18 haftalık ve 212 gram!!! Kaynağıma göre; 130-140 gr civarında oluyor bu haftada bebekler. Alpi’ de ultrasonda 2 hafta ileride gözüküyordu. Bakalım, Kardeş de bu şekilde mi devam edecek?

Kalsiyum ihtiyacımızı yeterince karşılıyor olmamız gerekiyor. Bebeğin kemikleri hala lastik kıvamındaymış. Ben, sütten pek haz etmem. Alpi’ ye gebeyken, kendimi zorlayarak içerdim. Bu kez hiç istemedim ve kendimi de zorlamamaya karar verdim. Yumurta ile ise bir dargın bir barışığım. Alpi’ den önce, bir gebelik hikayem daha oldu. Hüsranla sonuçlandıktan sonra; yumurtaya karşı bir antipatim oluştu. Alpi’ ye gebe kaldığımdaysa, başlarda çok zorlandım, yiyemedim. Sonraları ise unuttum ve tekrar yemeye başladım. Hatta Alpi ek gıdaya geçtiğinde; Onunla birlikte günaşırı yerdim. Sonralarda tekrar kokusu rahatsız etmeye başladı. tekrar bir soğuma oldu ve bir dahada istekli olarak çok nadir yiyebildim.
Ne zaman ki Alpi de yumurta yememeye başladı; o günden beri, en kötü ihtimalle haftada bir gün yumurta pişiririm.
Süt ve yumurta, her ne kadar sallantıda olsa da; peynir, ayran, cacık ve yoğurdu inanılmaz çok yerim. Mümkünse kahvaltıda çeşit çeşit peynir olsun, akşam yemeğinde mutlaka yoğurt veya cacık da bulunsun.
Kalsiyum ile ilgili ayrıntılı bilgi için TIK.

Bu hafta ile ilgili bana ilginç gelen; belirli uyku ve uyanık kalma periyodları oluyormuş bebeklerin. Bunun olup olmadığını merak ederdim.
Kaş ve kirpikleri oluşuyormuş. Kız bebeklerde, yumurtalıklarda, ilkel yumurtalık hücreleri ile rahim oluşmuş. Erkek bebeklerde de prostat bezleri oluşmuş.
Nefes alıp verme hareketleri devam ediyormuş. Ultrasonda bebeğin parmağını emmesini veya elerini açıp kapatmasını görebilirmişiz. Plasentanın gelişimi tamamlanmış. Artık kalınlaşmaya devam etmez; çapı artarmış.
Ben kilo almamaya devam ediyorum:) Yine de karnım büyük bir hızla büyüyor. Bu dönemde Alpi, gözlerini kaçırmaya başlamıştı ki; tam zamanında olaya el attım. Karnımın daha da büyüyeceğini söyledim. Bunun hiçbir şekilde beni rahatsız etmediğini ve etmeyeceğini anlattım. Karnımın içindeki Kardeş’ in de canımı acıtmadığını; karnımın içinin yavaş yavaş suyla dolduğunu ve Kardeş’ in de burada rahatça büyüdüğünü anlattım. Eğer bir çocuğunuz daha varsa; vücudunuzda gerçekleşen değişiklikleri ona açıklamak onu rahatlatacaktır.
Gece uykularını rahatlatmak için, yastık desteklerine başlanabilirmiş. Sol tarafa yatmanın, kandolaşımı açısından daha iyi olacağı söylenir. Çoğunlukla sırtüstü olarak uyanıyorum 😛 Vajinal akıntıda artış görülebilirmiş. Meme etrafındaki çizgiler koyulaşmış olabilirmiş ve karındaki cizgi de belli olmaya başlarmış.
Kardeşi hala, neredeyse 2 hatada bir adam akıllı hissediyorum. Kalan zamanlarda tık yok:) 35 yaş üstündeki gebelerden; 3′ lü tarama testi ile birlikte, amniyosentez istenebiliyor. Hattarutin uygulama olarak bahsetti Daktır T. Hala yırtıyorum durumdan ve isteneilir diye çok endişelenmiştim. 3′ lü tarama testimizi bu haftada yaptırdık ve sorunsuz çıktı. Hastalıklara dikkat etmek gerek; çok fazla ilaç alma şansımız yok.

Kaynak:Web Anne

  • Share on Tumblr

Alpi’ ye kardeşi olacağını anlattık:)

10. haftayla birlikte, ilk trimester sona erince ki; bu bizim için şu demek oluyor: Tehlikeli dönem btti ve artık Alpi’ ye beklediği resmi açıklamayı yapabiliriz.:))  Nil‘ in deyimiyle törenle anlatacağımız gün gedi çattı. Aldık karşımıza ve karnımda artık Alpi’ nin kardeşinin olduğunu anlattık. Önce dondu kaldı, gözleri koca koca açıldı. O kısacık saniyelerde aklından neler geçti bilemem ama sonrasında yumuşak bir gülümseme yayıldı güzel yüzüne. “Yaşasın! Çok eğleneceğiz büyüyünce kardeşim!” dedi. Fazla üzerinde durmadık. Öğrendi ve şimdilik konu kapandı.
Bir kaç gün sonra doktor kontrolümüz olacaktı. Bir gece önce; Alpi’ ye doktora gideceğimizi ve isterse bizimle gelebileceğini söyledik. İlk önce doktor deyince, benim diş hekimim zannetmiş ve balıkları anlatmaya başladı. Bu sefer ki doktor ziyaretimizin kardeşiyle ilgili olacağını hatırlattık. Ekranda kardeşini görebileceğini de ekledik. Kara gözlümden gelen ilk tepki hiç de beklediğim gibi olmadı:
“Nasıl görülecek? Canın acıyacak mı?”
Doktorun, karnımda mouse’ a benzeyen bir alet gezdireceğini, bu aletin rahat hareket etmesi için de karnıma önce bir jelin sürüleceğini anlattım. Bir kez daha karnımın acıyıp acımayacağını sordu. Sakinleşmesi için kucağımıza aldık ve bunun kamereyla çekmek gibi bir şey olduğunu anlattık. “Tamam” dedi ve konu tekrar kapandı.
Muayene günü hazırlanıp çıktık, yolda bebekten bahsetmemeye gayret ettik. Daha çok kendisiyle sohbet ettik. Bir süre sonra oyun oynamaya daldı zaten. Muayenehane çok kaabalıktı o gün ve 1 saat beklemek zorunda kaldık. İlk yarım saat gayet iyi dayandı Alpi ve son yarım saat zaptedebilene aşk olsundu! Doktorun ofisine girdiğimizdeyse çoktan Kardeş’ e olan ilgisini kaybetmişti. Soru cevaptan önce hızla ultrason odasına girdik. Her türlü alet ve edavatı kurcalamak istedi. Babası, ilgisini 1-2 dakikalığına ekrana çevirebildi ve bebek göründü! Hiç hareket etmeden durdu önce. O sırada Kardeş yan duruyordu. Hareketlendi ve ellerini sallamaya başladı.
Alpi:”Kardeş bana el salladı!” diye bağırdı:) Ardından ağzı kulaklarında, gamzeleri belli ede ede sırıttı. Sonra da “Gördüm! Artık içeriye gidebilir miyim?” diye sordu :) RifBaba, cep telefonunda bir oyun açarak Alpi’ yi ofise oturtup geldi. Bu süre içinde de kardeşin el, kol ve bacaklarını sallayışını kameraya çekemedi :)
Cuma günü oldu bunlar. 3 gündür “Kardeşin olacakmış Alpi?” diye soran herkese “Evet! Gördüm, O da bana el salladı” diyor. O kadar güzel denk geldi ki; bu kadar olur:)) veee ağlamadım bu tanışma faslında 😉
Aslında canlandırmak istediğim bir sahne var. Araya hastalık girdi. Cuma akşamı konuyu fazla deşmek istemedim. Cumartesi öğleden sonra keyifsizleşti ve akabinde hastalandi. Bugün eh işte diyelim. En azından ateşi düştü. Daha iyi olduğunda, kafasında kardeş ile ilgili kaygılar oluşmadan bunu yapmak istiyorum.
Anlatırken, yanımızda RifBaba da olsun ki; fotoğraf çekebilsin. Alpi’ ye anlattıktan sonra, buraya da yazacağım.

  • Share on Tumblr