Katkısız Sevgi

IMG_20140913_232459

Bebeklerle kedileri birbirlerine çok benzetirim. Evde ikisinden de birer adet olunca, gözlemlemek daha da keyifli hale geldi. Zorlukları yok mu; elbette var. Bazı gerçekler, Minnoş hayatımıza girdikten epey sonra kafama dank etti. Artık bir süre daha bana 3 çocuklu anne gözüyle bakabilirsiniz. Durumu en iyi böyle özetleyebilirim.

DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr

Yavrumuz kollarımızda

Abisinin beklediği; anne ve babasının ikinci baharı minik yavrumuz artık kollarımızda. 16 Ekim Salı akşamı, saat  20:20′ de, 3540gr’ lık cüssesiyle, tüm sevimliliğiyle gözlerini açtı. Yani bugün tam 1 aylık :) Kahvemi (kafeinsiz) alıp da bilgisayar başına geçtiğiimde; ilgili sensörleri harekete geçip ağladığından, anca yazabiliyorum. Doğum hikayemizle en kısa zamanda dönmeyi umuyorum. Kuzi uyanmadan ben kaçayım. Abi kardeş kucaklaşmasıyla sizleri başbaşa bırakayım. Kalın sağlıcakla 😉

  • Share on Tumblr

Gebelikte 33. hafta

İlk kez hıçkırdı! Çok şaşırdım, hiç beklemiyordum. Elimi koydukça hissettim. Belki de bu güne kadar o yüzden hissetmedim. Alpi’ ye gebeykenki duygularımı anımsadım:) RifBaba ilk kez hissetti. Daha önce bebeklerin hıçkırdıklarını duymamış. Kelimenin tam anlamıyla şok oldu. Çok mutlu olduk:) Alpi kuzuma da denk gelsin isterim. Son zamanlarda attığı her tekmeyle; sadece karnım değil de tüm vücudumun sarsıldığını hissediyorum.

 Kardeş 2,830kg olarak bu hafta iriliği ve hızlı gelişimiyle bizi korkuttu. Duyuyor, hissediyor ve bulanık da olsa görüyor. Akciğer gelişimi neredeyse tamamalanmış.

Bana gelince; yürüyüşüm zorlaştı ve hareketlerim ağırlaştı.Vaow! Rahim, gebelik öncesine göre tam 500 kat genişlemiş! Gece tuvalet ziyaretleri iyice sıklaştı.
Dün gece 00:00′ da ekmek arasını lüpleten ben, kurt gibi aç uyandim:S Kendimden ve yeme potansiyelimden korkuyorum!

 Doktorumuz  sabah aradı ve “Yetişebilirseniz 1/2 saate burada olun; riskli bir doğum var” dedi. Kahvaltıya gitmiştik ve apar topar kalktık. Tam muayenehaneye girdik ki; doktorumuz “Çok üzgünüm, durum acilleşti ve hemen çiıkmam lazım” dedi. Yeni bir randevu belirlememiz gerekti. RifBaba da coşmuş; “Pazartesi sabaha olur” diyor :) Umarım kritik doğum, başarıyla gerçekleşmiştir. Kocacığıma da artık çocuğumuzun okullu olduğunu hatırlatıverdim:D

 Yine bu hafta ailecek, hummalı bir temizilik işine giriştik. Kileri temizledim; 2 battal boy çöp torbası çöp çıktı! Sprey boyalar, Alpi’ nin kullanmadığı oyuncakları, vs. çok çeşitliydiler:) Her şeyi de atamıyorum; arkadan gelen var. Evde 6 yaşında bir çocuk var. 6 yıllık birikim. Atsam; Kardeş büyürken tekrar almam gerekecek. Saçma değil mi? Bebek küveti, portbebe vb çok yakında kullanacaklarımızı da çıkarttım. Alpi geçenlerde bir açtı kileri; resmen odun toplar gibi bir sürü sazlık kamışı sokuşturmuş:) Başka bir gün taş boyama için taşları yığmıştı:)Taa bizim üniversite zamanından kalma resim dosyaları ve malzemelerimiz, yazdan boşalan saksılar falan filan. Boşaltıyoruz işte:) Kardeş büyüdükçe elden çıkartırım her şeyi diyordum; annem geçenlerde carladı “Aaa kardeşin yaza gebe kalırsa; Ona lazım olacak! Kilerde tut!” Hahaha dedim ki “Yer yok artık. Çok istiyorsan getireyim sana?” ses yok:P
————
Temizlik devam ediyor:) Aşırı yorgunum. Eşimle öyle bir girişmişiz ki eve ve eşyalara; O hala devam ediyor. Kileri yıkayıp; bebeğin eşyalarını öne yerleştirdik. Eşim tekno atıklarını ayırdı. Bebek arabası, ana kucağı, park yatağın hafif parçaları söküldü ve yıkandı. Alpi ile babası park yatağı yıkadılar. Yatağı balkona çıkartırken gözümüz zilyon yıldır görmezden geldiğimiz stor güneşliklere takıldı. Bütün perdeler söküldü; RifBaba şu anda storları yıkıyor. Ben de makinaya tülleri atacağım fakat öncesinde hafif de olsa pencerelere bir dokunuş gerekli. Arkdaşlarım, “Çok feci “nesting” modundasın” diye gülüyorlar bana:)
——-
Her sey kurudu, kuruldu, makinada son parti tüller. Astıktan sonra gönül rahatlığıyla doğurabilirim:P
 
Akşam üzeri dışarı çıktık ve çok tatlı bir Nurturia annesi&yavrusuyla; Duygu&Balca ile tanıştık:) Sonracığıma, ev tipi ana kucağımıza kavuştuk.
Bu hafta böyle geldi geçti. Alpi’ nin bombalarıyla bu haftayı kapatayım:

“Anne, bu çocuk sportik olacak bence! Çok acayip tekmeler atıyor.” Karnımda sert hareketler yapan kardeşiyle öyle tatlı konuşuyor ki; her seferinde dayanamayıp, dalıyorum:)

“Seni rahatsız ettiğim için çok üzgünüm anneciğim”. Bahçeye inmeden önce evde bırakmaya karar verdiği oyuncağını; 10dk sonra almaya geldi. Kapıyı açtığımda böyle dedi:)

*Biterken; Alpi’ nin okulu açılmadan önceki gün alışverişteydik. Formasını almıştık ve b fotoğraf da kabinden çıkmasını beklerken çekildi. 33. haftamıza denk geldi okulun ilk haftası.

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

2. bebeğe hangi eşyalar gerekli?

 Aynadan da görüldüğü üzere; burası yatak odamız.Sağdaki giysi dolabımızın yanına sıkıştırıverdiğimiz eski banyo dolabı ve sağına da son dakikada tıkıştırdığımız şifonyerimiz. Banyo dolabı artık Kardeş’ in giysi dolabı görevini üstlenmiş durumda. Alpi ile aynı odayı paylaşana dek; yeni bir eşya daha almak istemedim. Ev dolup taşıyor sonra. Hiç ama hiç ihtiyacımın olduğu bir durum olmyacaktı. Alanımız biraz daha küçülecekti. Mevcut eşyalar değerlendirilebilir mi bir deneyeyim dedim ve evet; gayet de işlevselmiş.

Üst kapakta bulunanlar bu kadar. En üst rafta; astronot tulumlar, banyo filesi, sling, şapkalar, emzirme örtüsü ve bir adet yastık bulunuyor. Orta rafa 3 aylık giysiler, baharlıklar, şapkalar, yıkanabilir göğüs pedleri ile tulumlar duruyor. En alt rafta ise; kolsuzlar, kisa ve uzun kollu bodyler ile yazlık giysiler ve 0-2 aylık bir kaç kışlık var.

 Dolabın çekmecesinnde; çoraplar, eldivenler, patikler , banyo filesi, bilek çıngarağı ve bez kitap duruyor.

En alt kapak üst rafa 3-6 aylık giysileri hazırladım. Alt bölmede ise yorgan, yastık, bir kaç yumuşak oyuncak, atta çantası, kullan at göğüs pedleri, süt saklama poşetleri, biberon ve ayakkabılar var.

Hepsini bu şekilde kategorize ettiğime memnunum. Alpialerjik bir bebekti ve hem yediklerine hem de giydiklerine çok dikkat etmek zorundaydık. Metal zımbalı bodyler, sert giysi etiketleri ve dahi naylon dikişli giysiler; kocaman, kırmızı ve bol kaşıntılı kabarcıklar halinde geri dönüyordu. Özellikle etiketlerin hepsini kestiğim için kategorize ederken çok zorlandim. “Bu, kesinlikle 0-3 ay kıyafetidir” dediğim giysiyi gerçekten 0-3 aylığına rastladıktan sonra 6-9 ay bölümüne yerleştirmek çok şaşırttı beni. O kadar unutmuşum ebatları :) Bebek doğduktan sonra iyice kafam karışmasın diye hepsini şmdiden ayarladım. Zaten yeni bir şey yok denecek kadar az.

“Aaaaa! Banyo dolabından giysi dolabı mı olur?”
–  “Şaşırdınız mı?” diye sormak istiyorum. Hep al al al, eve sokuştur tıkıştır; yok bana göre değil. Dolabımızdan memnunuz. Hatta tavsiye ederim. Zaten bir süre sonra abisiyle aynı odayı paylaştığında elimde bir gereksiz eşya daha istemem.

“Bebek yapacaksanız azıcık paraya kıysanıza”
– Paramıza kıyamadık valla 😛

“Ben bile bir giydiğimi ikinci kez giymekten sıkılıyorum”
–  Bizim bebe Fashion Tv’ den fırlamayacak; bazı kıyaftler 15 gün bile üst üste giyilmiyor. Çok gereksiz.

“Bu bebeğin günahı ne; öncekinin eskileriyle büyüyecek?”
–  Eskitemedim diyorum giysileri; cidden bak; daha 5-10 bebe büyür eldekilerle :) Bir de mevsimleri tutturaydık 😛

“İnsanın gözüne çok eski ve modası geçmiş görünüyorlar”
–  Modası geçmiş; içlerinden en çok güldüğüm oldu. Bu sene zürafalı bodyler out; ayılılar in de benim haberim mi yok?

“Lekeli lekeli mi giydireceksin?”
–  Çok titizimdir bu konuda; lekeli hiç giysi yok elimde. Bir dönem Omo Baby, sonrasında da HacıŞakir granül kullanmıştım. Haricinde ne leke çıkarıcı ne de çamaşır suyu değdirmedim.
 
“Alpi ya dalga geçecek ya da{Benim o, ver!} diyecek”
– 6,5 yaş olacak neredeyse aralarında. Alpi o kadar çok isterse; 3 aylık body ile gezebilir. Bu özgürlüğü var yani:)
diye güzel duygu ve dileklerini sunan tüm eş ve dosta selam olsun.     

Koskoca bir şifonyeri yıllardır tek başıma gasp ediyormuşum resmen! Üst çekmeceyi kendime ayırdım ve kalanlara; Kardeş’in battaniye, pike ve nevresim takımlarını sığdırdım.

Bu grup da yeni aldıklarımız. Bir de süt sağma pompası eklenecek.

Alpi’ nin park yatağı gayetiyi durumda. Hatta yaklaşık 3,5 yıldır kilerde beklemekten kirlenmemiş olsa; az önce aldım diye yutturabilirim. Şifonyerden boşalan alana da park yatağı yerleştireceğiz. Bu hafta sonundan çok umutluyum. Bir aile etkinliği ile balkonda park yatağı yıkamayı planlıyoruz. Kuruyunca da odaya açarız herhalde artık.
Bir ara yine kilere dalmamız gerekecek. Anca 2 ay olmuştur temizleyip, düzenleyeli. Bence bir evin en derinden ama sağlam dağılan bölümü kiler! Alpi’ nin bisikleti, scooterı ve patenlerinden tutun da Kardeş’ in müstakbel mama sandalyesine kadar her şey orada. Kardeş’ in kullanacağı eşyaları, tozlanmasın diye dev torbalarla istiflemiştik. Şimdi de hangisi hangisidir bilemiyoruz. Bir ara el yordamıyla küvetini de bulsam iyi olacak.
Çok ama çok uzun süre düşündükten sonra bebek arabasına noktayı nihayet koyabilmiştim. Hatrı sayılır aylar boyunca Stokke Xplory’ yi hayal ettikten sonra; vazgeçmem epey zor olmuştu. Halbuki boyu boyuma, huyu huyuma denk idi. Hala 200m.lik bir çemberdeki tüm Stokke Xplory’ leri anında tespit edebilitem var. Karşılıksız aşkımı kalbimin derinliklerine gömüp; bir araba araştırmasına giriştim. Travel system olanlara bakıyordum ağırlıklı olarak. Sonuç olarak hepsine bir kulp takıp; Stokke gibi bir tasarıma rastlayamayacağıma kanaat getirdim. Zaten en fazla 6-7 ay kullanacak olmam; sonrasinda da baston pusete dönecek olmam, tecrübe ile sabitti.
Bir gün ismini vermeyeceğim, sahile bakan bebek mağazalarından birine girdik. Otomatik adımlarla bebek arabalarına yöneldim. Tasarım benim için hep ön plandadır. Herhangi bir ürün ilk önce beni tasarımıyla cezbedecek ki; ergonomisi ve diğer detaylarıyla ilgileneyim. Birisi tam yatmaz, birisi jip haricinde hiçbir bagaja sığmaz, çok güzeldir ama çok ağırdır, rengi güzel olanı, tekstili deri olanı… 6-7 yıl öncesine göre çeşitlilik inanılmaz artmış! Ben yine uzuun uzuun Stokke’ yi seyredalmışken; arkama bir döndüm, A-aaa aynı Stokke ama yarı fiyatına başka bir araba! Şöööyle bir kez daha baktım ve en yakınımdaki satış görevlisinden yardım istedim. Gayet isteksizce geldi yanıma ve anlatmaya başladı. Bu arada devamlı beni daha basit ürünlere yönlendirmeye çalışıyor. En sonunda dedim ki;
“Ben bu arabayla sadece Stokke’ ye benzediği için ilgileniyorum. Göstereceğiniz diğer arabaları biliyorum ve hiçbiriyle ilgilenmiyorum. Bana bu arabayı anlatın.”
Görevli durdu durdu ve o süt beyazı caaanım araba için dedi ki;
“Bu bebek arabasının malzeme kalitesi çok kötüdür. Kesinlikle tavsiye etmem. Çok şikayet alıyoruz.”
Hiç bu kadar dürüst bir satış elemanıyla karşılaşmamış olduğum için; ufak çaplı bir şok yaşadım:) Elimizdeki bebek arabasını hatırlattı eşim. Görevli sorunca; “Jane Energy” dedim. Bu arabanın +0 olduğunu, başka bir bebek arabası almaya aslında hiç de ihtiyacım olmadığını ısrarla tekrarladı. Önceden RifBaba ile bir tanışıklığı var mıydı acaba? 😛 Travel system modeller kısa süreli kullanıldığı gibi; doktorların uzun süre ana kucağını tavsiye etmediklerini de hatırlattı. Alpi, evde de ana kucağında dururdu, evet ve belini hep yastıklarla desteklerdim. Mutlu mesut çıktık mağazadan. Yakın zamanda bir arkadaşımızdan ana kucağı gelecek. Bizim bebek arabamızın ön barı olmadığı için, kullanamayacaktık. Tanıdık bir firmada bebek arabalarına bakarken bunu sordum ve BİNGO! Artık ön barlar ayrı olarak satılıyormuş. 1-2 hafta içerisinde bir bebek mağazasına arabamızla gidip; ön bar ve şemsiye ile bardaklık alacağım. Uzun yürüyüşlerde en sevdiğim şey, bir şeyler içebilmektir.
Hazırlıklar hiç durmadan devam ediyor. Doğana kadar yolu var:)

  • Share on Tumblr

Gebelikte 29. hafta

29. Hafta haberleri başlıyor! Hala tatil devam ediyordu 29. haftada ve manzarada buydu;) Sıcacık havaya bu şekilde katlanabildik. Bu arada Kardeş de kendi vücut ısısını ayarlayabiliyormuş artık. Duyuları tamamen gelişmiş durumdaymış ve ışık, ses, tat ile kokuyu algılayabiliyormuş. Parlak ışığa doğru başını çeviriyormuş. Bunu anlattığımdan beri Alpi devamlı karnıma doğru el fenerini tutarak kardeşiyle konuşuyor. Çok sevimli bir ikili olacak bunlar; ben size söyleyeyim. Bu hafta bağışıklık sistemi gelişmeye başlarmış ve doğumdan sonra da anne sütüyle devam edermiş. Yavrunun halen bir ismi yok. Evdeki en hararetli tartışmalar, bu konuda gerçekleşiyor:)
Kaynağımda yazılanın aksine; göğüslerimde rahatsızlık veya gerginlik hissi pek yok. Sırt ve bel ağrıları; yorgunluk sonrası kendini göstermeye başladı. Uzun yürüyüş ve plaj çantasının ağırlığı yüzünden 2 kez bayılacak gibi hissettim kendimi. RifBaba İzmir’ de, benden başka taşıyacak kimse yok, dolmuş da devamlı dolu geçince; yürümeye mecbur kalmıştım. Zordu. RıfBaba’ nın tekrar yanımıza dönüşü; coşku ve özlem ile karşılandı;) Bu hafta itibariyle şişlikler artabilirmiş; oldu da. Artık parmaklarımdaki şişlik artıp inmiyor. Belli bir şişlikte sabitlendi sanki. Yüzüklerinizi çıkartmak durumunda kalabilirsiniz der kaynak. Ben kaç ay önce çıkarttığıı hatırlamıyorum bile:) Kim bilir bir daha ne zaman takabileceğim. Ayaklarımda da aynı durum söz konusu olmalı; çünkü her zamanki babetlerimi giyince sıkıyor. Terlikler tek favorim oldular. Ayak parmaklarımsa, yorgunla beraber rahatsız edici bir şişliğe gelebiliyorlar. Yorucu egzersizlerin her türlüsünden kaçınmak gerekliyken; yüzmeye doğuma kadar devam edebilirmişim. Mümkün olduğunca hafta sonları Çeşme ya da Urla’ ya kaçtık zaten. Fırsat çıktıkçada devam ederiz. Normal yüzme bir nebze de;sırtüstü yüzmek artık namümkün. Karnım, piramit gibi bir şekle bürünüyor. Aynı şekil; yattığım yerden doğrulurken de oluşuyor ve çokkötü hissettiriyor bana. O yüzden yan dönüp, yuvarlanarak kalkmaya çabalıyorum. Yüzme boyunca en eğlenceli bulduğum şey ise; aylardır sarılmak, kucağıma zıplamak için bekleyen Alpi ile kucaklaşabilmek. Hatta abartıp; suyun kaldırma kuvvetinden de yararlanarak, zıplattım, fırlattım. Çok keyifliydi:)

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 28. hafta

Lacivert dalgalardan merhaba:) 3. trimestere girmiş bulunmaktayız! 28. haftada göbek fotoğrafı yok. Bol bol bunu yaptım. Bu kitabı sizlere şiddetle öneririm. Aldığım notların bir kısmını paylaşacağım ileride.


Uyuyor, uyanıyor, gözlerini açıp kapıyor, organ ve doku gelişimi hızla devam ediyor. Haftanın heyecan verici gelişmelerinden birisi de; Kardeş sesimi tanıyormuş! Alpi ve benim cephemde bu haber seviçle karşılanırken; RifBaba pek de takmadı:P -Doğunca ne de olsa tek kahramanı ben olacağım diyor herhalde:p-
Kaynak der ki; 3. trimesterle birlikte, kalsium ihtiyacı artarmış. Bebek kalsiyumsuz kalmaz; zira o, annenin vücudundakileri vakum gibi çekiyor. Gebelik bittiktn sonra ahh saçlarım, vahh dişlerim vb şikayetlerde bulunmak istemiyorsak; bu dönemde kalsiyum alımına dikkat edeceğiz.
Bu haftada doğan bebeklerin yaşama oranları %90 imiş. Yine de solunum desteği gerekliymiş.
Boyu 26cm, kilosu ise 1,55  gr imiş. Ultrasonda cork cork sol elinin baş parmağını emiyordu. Çok tatli yahu:) Yanakları da tombik tombik:) Hala bir ismi yok.

Gelelim bana; gebeliğin en zor dönemi deniyor 3. trimester için. Yalancı kasılmalar, apış arasında ve bacaklarda ağrı, karnımın kopup da yere düşecekmiş gibi ağır gelmesi, ayakta uzun süre duramama, el ve ayak parmaklarında ara sıra şişmeler ile nadiren giren kramplar şikayetlerim oluyor. Bunlara bir de sabahın 5-6′ sı gibi uyanmaları eklemek şart. Kardeş kimi sabahlar o kadar sert hareketlerde bulunuyor ki; acil tuvalet ihtiyacı veya yatış pozisyonumu değiştirme ihtiyacıyla uyanıp, kendileri sakinleşene kadar uyuyamıyorum.
Kaynağıma göre; 7-10kg alınırmış. Ben hala bu sınırın altındayım. Rahim büyüklüğüm neredeyse kaburga sınırına yaklaşmış. Çarpıntımsı bir şeyler hissediyorum bazen. Yakında çarpıntım var yazarım herhalde.
Haftanın anne olayı; ilk süt olan kolostrumun gelme olasılığı. Böyle bir durumla karşılaşınca; çalsın davullar diyebiliyoruz fakat asla sağmaya kalkmıyoruz. Zira bu hareket, erken doğumu tetikleyebilir. Tansiyon yükselmesine dikkat deniyor fakat ben çoğunlukla tansiyon düşmesi yaşıyorum.

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 23. hafta

Minik oğlumuz, neredeyse bir oyuncak bebek kadar olmuş:) Geçen haftadan beni duyabildiğini biliyorum. Yarın Alpi’ ye bu söyleyeyim de; kardeşinin Onu duyabileceğini öğrensin. Geçenlerde bunu sormuştu çünkü. Kardeş, çok şanslı bir kardeşsin. Şimdiden söyleyeyim oğlum:)
Vücudu büyük bir hızla doğumda göreceğim kıvama geliyor, tombullaşıyor. Göz rengi hala belli değil. Yine kumral ve kahverengi gözlü bir bebeğimizin olacağını düşünüyorum. Artık hareketleri dışarıdan çok rahat görülüyor. Karnım malum; başından beri iri gidiyordu zaten. Artık çok çok sert tekmeler yiyorum. Bazen olduğum yerde kalıyorum. Bazen de bebek hareket ettikçe; ,ç,m bulanıyor gibi oluyor ve aşırı ıdrar hissiyle beraber, tuvalete koşturuyorum.
 Sanki hamileliğe dair her şeyi unutmuşum! Anneme kızardım; Alpi’ ye gebeyken sorduğum çoğu şeye “Hatırlamıyorum” diye yanıt verirdi. Bazı şeyler hatırlanmayabiliniyormuş demek ki.
 Hala çoğunlukla karnımın sol tarafında. Solu bırakınca da mutlaka aşağıya çalışıyor. Geçenlerde kafası olduğunu tahmin ettiğim uzvunu, karnımın sağ tarafına öyle bir dayayıp ittirdi ki; Alpi büyük bir hevesle dokununca, acıdan geri kaçtım! Değişik bir yanma hissiydi. Minik savaşçım, abisine benzeyecek mi acaba?

Bendeniz en sonunda kilo almaya başladım! 6. aya 1 haftamız var. Haftaya yazacağım; bakalım
 kaç kilo almışım. Aşerme bu dönemde hızlanırmış. Hiç bilmiyordum. Her iki gebeliğimde de hiç aşermedim. 3.-4. aylarda dabiter bu durum sanıyordum. Hala olaya, “nazlanma” olarak bakıyorum. Son nazlanma günlerimi de değerlendirmeyeceğim sanırım:)
Kramplardan ses seda yok. Soda, muz ve süt üçlüsü işe yaradı demek ki. Rahmim artık idrar torbasının üzerindeymiş. Kardeş baskı yaptığında koşar adım tuvalete gitme sebebim belli oldu:) Hafif kaçırmalar da olabiliyormuş artık.
Ayakta uzun süre kalınca şişmeler olabiliyormuş; hiç olmadı. Olmaz da umarım. Alpi’ ye gebeyken son 2-3 aydı sanırım; feci şişmişti ayaklarım. Tüm gün boyunca terlik aranmıştık Balçova’ da annemle. Hımm iyi oldu hatırladığım; o terliklerim duruyor.
Uterus kaslarının gerilmesiyle, iğne batmasına benzeyen ağrılar olabilirmiş. Onlardan da olmadı. Hamileleliğin başlarında, sezaryen kesiğimin yakınlarında bir ağrı olmuştu bir gün. Ödüm kopmuştu. Arkadaşlarıma danıştığımda; bazı gebeliklerde sezaryen kesiğinin etrafının, hamilelik ilerledikçe daha da acğrıyabileceğini öğrenmiştim.Hemen Daktır T.’ ye sormuştum ve O da olabildiğini onaylamıştı. Ne üzülmüştüm ne üzülmüştüm. Tüm gebeliğimi o gerginlik ve ağrı hissiyle geçireceğimi düşünmüştüm. Her hapşurduğumda o keskin ağrının karnıma saplanacağından korkmuştum. Olmadı bir daha. Bir seferlik bir şeymiş. Siz siz olun; sorun, araştırın ama hemen başıma gelecek diye felaket senaryoları kurmayın. 2-3 hafta sonra tekrarlamayınca, “Olmayacak bana” diye telkinlere başladım. Unuttum gitti.
Yarıyı geçtik. Çok hızlı geçiyor bu kez gebelik. Plasenta ne durumda acaba? Yakında kontrolümün olacağını umuyorum. Şeker yüklemesi var 24. haftada ve randevusuz gidiliyormuş. Randevusuz gidince de ultrasona almıyor Daktır T. genellikle. Halbuki ben bebeğimizin yüzünü görmeyi çok istiyorum:)

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 16. hafta 21-27mayıs

“Aksam, bir dizi tekme attı”. İlk tekmeleri kuvvetli hissettiğim anlardan biriydi. Kardeşin göz ve kulakları, beklenen yerlerine gelmişler. Hatta göz kırpmaya başlamış. Bebeğimizin vücudu, daha orantılanmış. “Mekonyum” diye adlandırılan fetal dışkı birikmeye başlamış. Fetusun yuttuğu amniyon sıvısı, dökülen hücreler ile sindirim sistemi salgılarından oluşurmuş. Sinir sistemi ile ilgili çok önemli gelişmeler, yine bu haftada gerçekleşmeye başlarmış. Bebein hıçkırıkları bu haftada hisedilirmiş; bu da solunum için ilk hazırlıklar olarak görülüyor. Bizde henüz olmadı böyle bir his. En son 14 haftalıkken rahatlıkla hissettiğim hareketlerini, bir de bu hafta bir kez hissedebildim. O daderbinin olduğu geceye denk geldi. Nasıl heyecan yaptıysam:P Halbuki Alpi’ yi çoktan hissetmiştim bu haftalarda. Bebeklerin cinsiyetleri en doğru olarak bu haftada tespit edilirmiş.
Kaynak:Webanne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 14. hafta

Müjdemi isterim, uyku halleri ortadan kalkıyor. Benim için herhangi bir şey değişmedi, değişmeyecek de. Eni topu 5 kez 1′ er saat uyuyabildim; Alpi sağ olsun… Normalde kendini gayet de başarılı bir şekilde oyalar, hatta bazen hiç ulşmaz ve bulaşılmasını da istemez. Ne hikmetse; ne zaman uyusam, tam dalarken ya da hemen sonrasında, ya kakası gelir ya da canı sıkılmıştır. Gebeliğe kadar bir kez bile – evet, yaklaşık 6 yıl boyunca 1 kez bile – beni sıkıldığı için uyandırmamıştı. Artık bunu yapıyor. Zaten gündüz es kaza uyursam acaip sinirli uyanan bir insandım, iyice saçalamaya başladım. Yaramıyor o saat uykusu bana. Uyuyup uyanınca, normal bir insan gibi davranmam 1 saati buluyor. Elimde değil tabii bu dönemlerde. Tüm bunlara sebep, plasentasyonun tamamlanma süreciymiş. Neyse kurtuluyormuşum.

Karın iyice belli oluyor. Benimki her aman belliydi:) Bulantılar bitmiş olsa bile, mide rahatsızlıkları devam edebiliyormuş.
2′ li tarama testimiz için kan verdik ve test sonuçlarımız beklediğimiz gibi çıktı. Sırada 3′ lü tarama testi var.
Bir çok kadın, kaybettikleri libidolarına tekrar kavuşurmuş yine bu dönemde. Doğum doktorunuz ekstra bir uyarıda bulunmadıkça, gebeliğin son dönemlerine kadar ilişki serbet oluyor.

Doğum esnasında işe yarayacağına inandığımız için, doktoruma tavsiye edebileceği bir hamile pilates veya hamile yoga programı var mı diye sorduğumda, yüzme önermişti. Uygun ph değerlerinde bir havuz bulabilen gebeler için en yararlı egzersiz programının yüzme olacağını belirtti doktorum. Tam da ben araştırırken previa durumuyla karşılaştığımız için, hevesimiz kursağımızda yarım bıraktık araştırmalarımızı.

Bu dönemde Daktır T., karın, bel ve göğüslerde oluşabilecek çatlaklar için önlem almamı hatırlattı. Ünlü iki markanın kremlerini tavsiye ettiğini anlattı ve bunlardan veya başka herhangi bir şey kullanmak zorunda olmadığımı belirtti. Ben, tatlı badem yağını tercihettim. Vücudumda Alpi’ ye gebeyken oluşan 3-5 çatlak var. Annemi dinleseydim, onlar da olamayacakmış diyor annem. O zamanlar bebe yağı kullanmıştım. Ben de bu kez dinlemeye karar verdim. Facebook’ da üye olduğum gruplardan birisindeki annelere bu kremleri danıştım. Hatta bu kremleri kullananların tecrübelerini de sordum ve hep birlikte bu işin kesinlikle kalıtsal olduğuna karar verdik. Yine de badem yağını kullanıyorum. Özellikle göğüs uçlarını yumuşatıp, rahatlatıyor.

14 hafta 3 günlük gebeyken, Kardeş’ in hareketlerini nihayet hissettim:) Aynı gün, sadece saatler sonra; karnımı izlerken ai bir hareket gözlemledim. İk gebelikten tecrübeli olduğum için, aynı gün hem ilk kez hareketleri hissedip hem de hareketlerini dışarıdan görmemin pek mümkün olamayacağını biliyordum. Önce plasenta yer mi değiştiriyor acaba diye acayip bir heyecan yaptım. Sonra gelen yorumlarla gaz olduğunu düşünüp, hayal kurmayı bıraktık.

Artık hamile tekstiline terfi edilebiliyor. Ben yine bunu haftalar önce yapmıştım. Her gebelik, kendine hasmış. Hele ki sonraki gebeliklerde; ilk gebelikten kalan izlerin ne zaman ve ne şekilde ortaya çıkacağı bilinmezmiş:)

Kardeş, başını dik tutmaya başlamış. Tüm vücudu lanugo adı verilen; doğumdan sonra dökülecek olan renksiz ve yumuşak tüylerle kaplanmaya başlamış. Alpi’ nin omuz, sırt bölgesindekiler gayet koyu renkteydi ve çok geç dökülmüşlerdi. Taze annelik işte; ne paniklemştim bebeğim öyle tüylü kalacak diye. Kalmadı, döküldüler tabii. Hatta saçlı doğan oğlumun saçları da 5,5. ayda tamamen dökülmüştü. O kadar tüysüz kalmıştı:) Yutkunma ve idrarını yapabilme, buaylara rastlarmış. İhtiyacı olan tüm besin ve oksijeni plasenta yardımıyla anneden alıyor bebekler ve bu sebeple alkol ve sigara kullanan anne adayları, bunu bir kez daha düşünsünler derim.
Kaynak:Webanne

  • Share on Tumblr

Gebelikte 9. hafta

9. haftanın sonundayız, zor yetiştim:) Kardeş sevdalısı Alpi ile karşılıyorum sizleri. Hala resmi bir açıklama yapmamaış olmamızı Alpi hiiiiç umursamıyor. Bütün gün kardeşten bahsediliyor, bütün gün illa ki aynı kıyafetlerle geziyoruz, göbeği açık yakalayamazsa da açıp ya sarılıyor ya da öpücükler konduruyor. Her akşamki uyku öncesi kitap rutinimizde mutlaka blogu görmek istediğini söylüyor. Kitabı kapatıp, “Alpi Harikalar Diyarında” yı açıyoruz. Maksat, sağ üstteki bebek app.inin görmek. “Bakalım kardeş ne kadar büyümüş:)” Bu gece uyku saatinde üçümüz birlikte uzandık yatağa ve kaşla göz arasında, RifBaba’ nın elini karnımdayken gördü. “Çek len elini! O, benim kardeşim!!!” len olayına hiç girmiyorum da bu sahiplenmenin sonu hayrola.

 9. hafta itibariyle yemek sıkıntısı geri geldi. Porsiyonlar yine küçüldü. Fiziksel olarak çok daha iyi durumdayım. Tam da erken uyumaya başladım derken, kabuslar başladı. Alpi’ den hatırladığım kadarıyla, daha işeriki aylarda başlamalıydı bu kaygılar. Böyle düşünmemin sebebi, hala aklı başında bir insan olarak görüyorum kendimi:P Ağlama veya herhangi bir duygusallık belirtisi göstermeden film ve haberleri izleyebiliyorum, her şeyi okuyabiliyorum. Alpi’ yi beklerken neydi o öyle? Taş Devri’ ni izlerken; Fred Dino’ ya bağırdı diye ağlamıştım:) Bu hafta sonu doktor randevusu almayı düşünüyoruz. Bakalım kardeşi rahat bir pozisyonda görebilecek miyiz?
O zamana kadar çeşitli kaynaklardan okuduklarımla yetiniyorum. Mesela bu hafta itibariyle; el ve ayaklar daha belirgin hale gelmiş. Parmak çıkıntıları belirginleşmiş. Artık bir boynu varmış. Hareketlenmiş, ultrasonda görülebilirmiş fakat ben bunlari henüz hissedemezmişim. Bebeğin poposundaki kuyruğumsu uzantı gitmiş. Bu, çok komik görünüyordu:) Yüzdeki bütün organlar gelişiyor ve belirginleşiyor. Beyin hala en büyük organmış. Birçok iç organ oluşmaya başlarken; ince bağırsaklar uzar, böbrek oluşumu tamamlanır ve ilk kez idrar üretmeye başlarmış! Alpi bu hafta içinde sormuştu bana,
-Kardeş şu anda karnındaysa çişini de karnının içine mi yapıyordur anne?
Ben de saf saf “henüz değildir tatlım” demiştim. O-hoooo ortalık çoktan şenlenmiş de haberim yokmuş!
Dış genital organlar farklılaşmaya başladığı halde; cinsiyet haka bilinmiyormuş. Alpi’ deki  gibi 5,5. ayda öğrenmeyiz umarım. Çok heyecanlı bu:)

Ben, böyle görünüyorum; kardeş ise böyle:) Aşağı yukarı bir çilek kadarmış.

Fotoğraflar 8. haftaya aitler. Kaynaklara göre; rahmim büyüyor&ben karnımın büyüdüğünü hissediyormuşum fakat henüz dışarıdan bakılınca gebelik fark edilmiyormuş! E yukarıdaki fotoğraf nedir sevgili kaynakçalarım??? Yine geçen hafta bir bebek mağazasındaki satıcı; karnıma şöyle bakarak “2-2,5 aylık anca var bebeğiniz” demişti de küçük dilimi yutuyordum! İlk kez birisi dışarıdan kardeşi fark etti:) Hatta bir arkadaş “Cinsiyetini de sorsaydın bari” dedi:))))
Hazımsızlık, gaz ve mide yanması devam edermiş; bildiler. PMS deki duygusallık görülebilirmiş; bilemediler. Göğüsler dolgunlaşmaya devam ediyor ve sütyen mevzusu… Kaşıntı yapmaması önemli benim için. Sporcu modelleri uzun süre rahat ettirir diye düşünüyorum.
Geldik en ihmalkar olduğum bölüme: Günlük kalori ihtiyacım, 300 kalori kadar artmış ve ben süt içmiyorum. Alpi’ ye gebeyken de sadece o dönem ve emzirmenin başlarında içip bırakmıştım. Yumurta ile olan küskünlüğümüz; Alpi’ yi beklediğim ayların ortalarından itibaren devam ediyor. Bol yoğurt ve peynirle idare etmeye çalışıyorum. 
Herkes bana ilk trimester bitince başlayacağım destek haplardan bahsediyor. Bense folik asitin bitmesi için can atıyorum. Bu destek konusunu doktorlarım ile enine boyuna konuşacağım. Bir de yurt dışındaki arkadaşlarımla.
Kardeş hala tıbben embriyo olarak anılsa da; biz kendi aramızda ismini mırıldanmaya başladık.
*Biterken hava yağmurlu. Nerde o açık hava? Nerede o incecik yağan nisan yağmurları? Hava kapalı. 
  • Share on Tumblr