Kitaplarını unutan çocuk

Hayatım inanılmaz bir tempoya girdi. Bu kadar yoğun olacağımı hayal bile edemezdim. Olmasa olur mu? Elbette..fakat olması hepimiz için daha doğru sanki. ya da alternatifim yok ve böyle görmek işime geliyor :)

Alpi, ilkokul 1. sınıf öğrencisi. Okuma-yazmayı öğrendi artık. Yine de hala desteklenmesi gerekiyor. Destek zayıfladığı anda gerileme başlıyor. Harflerin hepsi bitti ve artık bol bol okuma yapıyorlar. Bebekliğinden beri hep kitapları vardı. Artık çok geniş bir kitaplığı var denebilir. E biz bu aralar ona okuyamıyoruz ya; kendisi okuyabilecek garibim.. İlk zamanlar bebeğimizi idare etmek çok kolay oluyordu. Ne var bir yenidoğanı eğlemekte? Memeden iki cork, hooop uyku. Gün içerisinde 2 saat anca uyanık kalıyordu. Kuzi biraz daha büyüyünce, emzirirken kitap okumaya devam ettik. Alpi hafiften bozuluyor ama renk vermiyordu. Bense en çok sayfa çevirirken zorlanıyordum. Sonra gündüzler de zor olmaya başladı. Alpi okula giderken, memede bebekle uğurlamaya başladım. Derken, kolikli geceler başladı. 2,5 ay sürdü. Biliyorum, çok şanslıyız. Yıpratıcı bir süreç. O dönem çocuğumu okula hiç uğurlayamadım. Birkaç sefer bebeği uyuyan babasına bırakıp, okula kadar Alpi ile yürüyebildim.
Kolik döneminden azıcık bahsetmek istiyorum. Çocukların ihtiyaçları çakıştığında, tam bir kargaşa başlıyordu. Zaten ilk üç ay süren gaz sancılarının sağı solu belli olmuyor. Üstüne bir de kolik, yeme de yanında yat! Sabah hortlak gibi oluyor insan. Yataktan bebek ağlamasına sürünerek çıkıyordum. Tekrar uyumak yok çünkü birkaç saat sonra Alpi öğle yemeğine eve gelecek, yemek yapmak gerek.Yemek hızla hazırlanır ve ev üstünkörü toparlanır. Alpi’ nin eve gelme saati ve bebeğin uyku+kaka+emme saati çakışır. Bir şekilde o saat atlatılır, Alpi okula yollanır, bebek yatağına bırakılır ve 2 saat kadar oturma şansım ya var ya yok. Zira akşam yemeği beni bekler. Yemek hazırlanır, Alpi gelir, oyna, bebek uyansın, onu da al oyna ve dırınınımmm! Ödev saati ve kolik saatimiz çakışır! İlk günler Alpi de korku ve dehşetten ağlıyordu. “Anne, kardeşime ne olacak? Neden böyle ağlıyor? Ölecek mi?” Kuzi’ nin çığlık çığlığa ağlamalarından, Alpi cevabımı bile duyamaz ve yatağına sığınırdı. Yastığıyla kulaklarını kapatıp, üzerine de yorganı çekerdi. Kara gözlü kuzum için çok üzülürdüm. Evin hangi odasına kaçsam, ses duyuluyordu. Nihayet; o dönem hava ısındı da abiyi kolik saatlerinde bahçeye postalayabildim. Bir de akşam 22:10′ da başlayıp 01:10′ da biten ikinci posta kolik krizi vardı. Onda RifBaba’ dan destek alıyordum. Artık vücudun ve beynin yorgun düştüğü saatler olsa da; Alpi duymuyordu ve RifBaba ile paslaşarak idare ediyorduk.
Uçak pozisyonu, emzirme, kolda taşıma sadece kısa süreli rahatlatıyordu. En etkilisi sling idi. 10 dakika içinde sakinleşerek uykuya dalardı. Dalardı dalmasına da; her zaman etkili olmuyordu. Koliğin sebeplerini araştırmaya başlamıştım. İç karartıcı geliyordu her makale. Anne-baba platformlarında sorular sormaya başladığım günlerde bir mesaj aldım. O arkadaş benim olaya bakış açımı tamamen değiştirdi. “Belki ağlamaya ihtiyacı vardır?” Değil mi ya! Belki o şekilde rahatlıyordur? Aynen ÇokBilmiş‘ in tavsiye ettiği gibi; ağlarken rahat ettirmeye çabaladım, sarılıp aşina olduğu bir ninniyi fısıldadım, emzirdim, hafifçe salladım ve hatta 1E 1K izledim :) Ben o yazışmadan sonra bir daha kolik ağlamaları sırasında hiç stres yaşamadım. O kadar damla, rahatlatıcı yağ, makale, uzman yazısından sonra; sevgili ÇokBilmiş’ in sıcacık bir anne mesajıydı bizde işe yarayan. Ve ben rahatladıktan kısa bir süre sonra kolik ağlamaları azalarak bitti. O kadar doğal gelişti ki süreç; bir gece RıfBaba’ ya şunu söyledikten sonra fark ettim: “Yaklaşık iki haftadır, eskisi kadar ağlamıyor değil mi?”

Bu süre zarfında RifBaba tablet üzerinden okumaya ve yıllardır okuduğumuz, iki mizahdergsini okumaya devam etti. Bense yenidoğanlar, kardeş kıskançlıkları ve uyku eğitimi üzerine okudum. Yıllardır özen gösterdiğim Alpi’ nin uyku öncesi rutini bırakın sarsılmayı, yerle bir oldu! RifBaba cok yoğun bir iş temposundan yeni yeni çıkıyor. Kuzi kuzusu benim çok vaktimi alıyor ve uyku saatleri çakışıyor. Dahası erkenden diş çıkartmaya çalışınca, kucağımdan bırakamaz oldum. Alpi de okumayı iyiden iyiye salladı. Bende fırtınalar kopuyor ama ne çare? Hava azıcık güzelse, okul çıkışı bahçeye. Sonra ev ödevi, oyun, akşam yemeği, babayla vakit geçirme, banyo ve uyku. Araya kitapları sokuşturamadım çünkü Kuzi kucağımda mütemadiyen ağlıyor. Baba uyku saatinde pestili çıkmış geliyor. Sonuç olarak; ilk kez aldığımız kitaplar, kapakları bile çevrilmeden kitaplıkta kalakaldı. Aksi gibi; ben de sabahları boş olduğum için,kitabımı o saatlerde okuyorum. Alpi evde kitap okuyan kimseyi görmüyor. Bu da beni çok rahatsız ediyor. Öte yandan bu aralar Kuzi’ ni en sevdiği şey, bez kitabını kemirmek, sayfalarına bakmak ve yeniden kemirmek:)
Netice itibariyle, yukarıdaki resimdeki gibi huzur dolu okuma saatlerimiz bitti. Alpi’ yi kitaplarına döndürmek için bir önerisi olan var mı?

*Resimler Google gorsellerden.

  • Share on Tumblr

Abiler, Ablalar ve Kardeşleri için kitap önerileri

 İlk çocuğu kardeş fikrine hazırlarken ve kardeş kıskançlığına bir çözüm ararken yararlanılabilecek kitapların listesini çıkartmıştım. Listeye eklemek istediğiniz kitap varsa; lütfen sizler de ekleyin. Keyifli okumalar:

Ada Fransa’da / Kardeşimi Birazcık Seviyorum – Şule Tankut Jobert

Aliş’ e Kardeş Geliyor – Canan Tan

Aramıza Girme! Kardeş Kıskançlığı Üzerine bir Hikaye – Pedagog Ayşen Oy

Ayşegül / Kardeşimi Çok Seviyorum – Gilbert Delahaye, Marcel Marlier

Benim Çirkin Kardeşim – İlker Köksal

Benim Küçük Kardeşim – Berta Garcia Sabates

Bir Minicik Kardeş – Mustafa Bülbül

Cemile’ nin Kardeşi Oluyor – Aline de Petingy

Ece ile Yüce / Ece’ nin Kardeşi Doğdu – Gülten Dayıoğlu

Eve Kardeş Geldi – Ali Çankırılı

İki Kardeş Kuş – Hülya Düzgün

Kardeş İsteyen Çocuk – Aytül Akal

Kardeşim Geliyor – Evren Yiğit

Kardeşim Konuşacak – Gülçin Alpöge

Kardeşim Olmadan Yüzüm Gülmez – Zeynep Sevde Paksu

Kardeşim ve Ben – Aygören Dirim

Karıncanın Kardeşi – Z. Suna Dölek

Kızkardeşim Doris – Liz Pichon

Kupi Kardeşiyle – Hacer Azman

Louie Kardeşini Seviyor – Yves Got

Melis’ in Kardeşi Oluyor – Fanny Joly

Nerden Çıktı Bu Kardeş? – Aytül Akal

Nina’ ya Kardeş Geliyor – Christine Naumann-Villemin

Paki Kardeşimi Kıskanmıyorum – Rena Rossi Zairi

Prenses Gelincik İkiz Kardeşlerim – Janey Loise Jones

Tali’ nin Kardeşi Doğuyor – Berrin Göncü Işıkoğlu

Tatlı Kardeşimin Doğum Günü – Aytül Akal

Üff, Keşke Kardeşim Olsa – Evelyn Daviddi, Manuela Monari

Yaşasın Kardeşim Oldu – Sergi Camara, Valenti Gubianas

  • Share on Tumblr

Oradan buradan duyduklarım

Birikmiş, “mutlaka” dedigim haberlerim var paylaşılmayı bekleyen. Bazıları benim için güzel, bazılarına “A-aa!Ne güzel deyip de başkaları için önemli olabilecek.

*Bir minik Alpi varmış
  Yaramazlık yaparmış
  A – rı bız bız bız
  A – rı bız bız bız  TIK.

*Terzi söküğünü dikemezmiş misali; kardiş blog “Anne Bunu Yaptı” ile anca ilgilenebiliyorum. Dün gece yakaladım enseseinden RifBaba’ yı, oturttum bilgisayarın başına, iki banner hazırladık + sevgili Esra’ nın bitmek bilmeyen sabrıyla ortaya sol yanda görülenler çıktı. Dilediğiniz birini seçip alttaki kargacık burgacık kodları kopyalayıp kendi bloğunuzun şöyle en afilli köşesine yapıştırıyorsunuz. “Haa, ben ikisini de sevcdim, çifte destek vercem” derseniz hayhay efenim:) “Anne Bunu Yaptı” yı sevelim, sevdirelim:))
Birincisi için:

Anne Bunu Yaptı

İkincisi için:

Anne Bunu Yaptı

*Bir ödül için teşekkürüm vardı. Sevgili Eylül kuzusunun annesi Bahar ve Ensar Bera’ nın tatlı annesi Sirar‘ dan gelmiş. Ben teşekkür edene kadar almayan kimse kalmamıştır diye kimseye de iletmiyorum :) Sirar’ cığım; bir önceki ben de yanıtlanmış bir sobelemeydi :) Sana bir çocuk odası sözüm vardı, hatırımda.

*Okunacak bir kitap buldum, eskilerden: Barbiana Öğrencilerinden Mektup. Tavsiye Başak‘ ın babasından:))

*Annelerin Dünyası’ nın yeni bir görüntüsü var. Giyindi, kuşandı, yaza hazır. Benden duymuş olmayın ama çok güzel konular ve yazılar geliyor.  Buyrun bir TIK.

*Iraz’ ı bilirsiniz. Rüzgar oğlanın annesi. Yeni bir iş, özlediği şehir ve güzel bir işe imza atıyor şimdilerde. Bana gönderdiği mail üzerine Alpi’ yi hazırlamaya çalışıyorum bu sıralar:

Herkese merhaba!!!
Su anda calistigim rehabilitasyon merkezine bir kutuphane kurmak istiyorum(z);  odayi, dolaplari ve bilgisayarlari hazırladik elbirligi ile, kutuphane sorumlusu da tespit ettik, geriye en onemli kisim yani kitaplar kaldı!!! Bunun icin bir bagis kampanyasi baslatmak istiyorum, kampanya cok buyuk laf aslinda, yakinlarimdan kitap bagislamalarini isteyecegim. Dileyenler sifir alabilirler ama ikinci el kitaplari da kabul edecegiz. Hem veliler hem de cocuklar icin. Engelli rehabilitasyonu “0” aydan basliyor- dogustan engelli bireyler icin- ve yas icin bir ust sinir yok. Yani bu durumda bagislanabilecek kitaplarin turu ile ilgili bir sikinti yok. Sadece siyasi ve dini icerikli kitap bagisi kabul edilmeyecek tahmin edersiniz ki..Bir de ansiklopedi; cocuklar icin olanlar olabilir ama AnaBritannica falan olmamali..Ve yetiskinlerin okumasi icin de kitap bagisi kabul edilecek, yani sadece cocuk kitapları degil!!!Kitap gonderen herkese kurum bir tesekkur mektubu iletecek kutuphanenin acilis davetiyesi ile birlikte(adres belirtmeniz halinde). Bir cocuGun kitabı ise bagislanan, mesela ben oglum Ruzgar’ in bir kitabini bagisliyorum; tesekkur bir engelli cocugun agzindan Ruzgar’ a  yazilacak, ben bunu saklayip Ruzgar’ a verecegim kendimce uygun buldugum bir zamanda gibi(Bu durumu ayrica belirtmeniz gerekiyor)..Bagislar kurum adresine kargo ucreti gonderici tarafindan karsilanarak gonderilecek. Ve neticede rehabilitasyonun en onemli kismi olan kitaplara kavusacak yuzlerce engelli cocuk ve ailesi!!!
Ne dersiniz, gidip bir kutuphaneye goz atmali sanki :) Ve de bu duyuruyu mail listenizle paylasmali..
 
Gorusmek uzere, sevgiler!!!! 
Psikolog Iraz Toros Suman

iraztoros@yahoo.com

*”Mevcut eğitim sisteminden mutlu olmayıp, daha iyi bir yapı oluşturmak için, Emel Çakıroğlu Wilbrandt’ ın eğitim danışmanlığında biraraya gelen anne-babalarız”. diyorlar. “Kar amaçlı olmayan, veli insiyatifi ile kurulmuş bir okul olacağız diyorlar.”
http://montessoriokul.blogspot.com
daha ayrıntılı bilgi için:  montessoriokul@gmail.com
Seda Aydın:0 532  473 70 28

* Oyuncak mağazalarında oldukça uzun zaman geçiriyoruz değil mi? Sizleri ebeveyn-Damlacığım, bak:))- olarak rahatsız eden oyuncakları bana bildirir misiniz? alpiharikalardiyarinda@gmail.com
*Blogcu Anne & Çalışan Gebe  Emzirme Reformu” nu başlattılar. Bu akşam haberlerde umut verici birşeyler dinledim tesadüf bu yaa.. Bu iki hanımefendiye destek vermeliyiz.
* Şu, hissetmeli yartıcılıklı oyun Mothercare’ den elimize geçti. Şiddetle tavsiye ederim. Olmadı Gamze‘ ciğime bir uğrayın. İnsan, yeter ki istesin:)
*Yağdanlığın içinde, yıkadıktan sonra hala lekeler varsa; az su & pirinçle salla babam sallaymış. O‘ nun gibi ben de denedim, yedi vallahi:))
*Bir dilek listem vardı benim. 6 ay sonra bakalım neler olmuş, neler beklemede:
Alpi’ nin bebek egzamasından eser kalmamış, Aternatif eğitimle ilgili sürprizim geri tepti, Bodrum’ a yerleşmek hala rüya ama haftabaşı oradayım :), Mükemmeliyetçilikten manyamış annelerden hiç kalmadı etrafımda(Bingo!), Kar yağdı, bol bol oynadı cüce, Hımmmm…bu madde sakat, birşeylere inancımı daha fazla kaybettim, 4. dövme belki yaz ortası, Kendime fazlasıyla zaman ayırdım son 6 ay içinde de tiyatro miyatro hak getire, Country konusunda ilerleme var-kendim hallediyorum-, Çadırı kaldırdım bilgisayar masası için yer açıldı, Balkon için 2 hafta sonra-Bodrum dönüşü- harekete geçiciim, İstemiyorum üniversite falan, işe girip çalışmaya devam isteği ağır basmaya başladı, Yüzme öğretme işi uzun tatilde, bisikletten ailecek vazgeçtik scooterla çok mutlu, Arden hayal oldu, Bebek hayallerine veda ettim edeli odalarını tasarlamak işkenceye dönüştü, Boyalarıma elimi sürmüyorum -içimden gelmiyor, A-haa!!! Dikiş makinem var ama artık :) Bir sürü basma aldım&RifBaba’ yı delirtme pahasına country evlerindeki yastıkçıklardan dikiciimm, GB & JD in fotolarına bakmakla yetiniyorum, Atölye işi çok zor.
*Ayip ayip, bu devirde yuh diyorum:

*Grimm Masalları ‘ nın siparişi verildi. RifBaba pek heyecanlı yeni bişeyler okuyabilcek diye:))
*Yarışmaya az kaldı. Oylar verildi mi? Dilerseniz bizim için TIK.

*Biterken Alpi&RifBaba horul horul, 118… ler bitti nereden duyduysam “yanayım yanayım kırmızı dudaklarından…” diye yenibişey takıldı duduklarıma. O dudaklarımı kendi ellerimle büzücem:)

  • Share on Tumblr

İzmir Kitap Fuarı, Nurturia ve Lunapark

Yarısına gelmeden okumaktan vazgeçen olursa, anlayışla karşılanacaktır:) Geriden gele gele gına geldi. Unutuyorum yazmak istediklerimi. Kafası karma karışık anneden dökülecek inciler:
23 Nisan da İzmir Kitap Fuarı’ndaydık. Takvime baktım resmen, unutuyorum:( Bayrama da denk geldiği için çok kalabalık idi.
 Mert yayınları’ nın Sizinkiler serisinden Kaleideskop boyama. Adından anlaşılacağı üzere; Limon & Zeytin’ in kaleideskop uyarlamaları:) Çok eğlenceliydi, bitirdik bile kitabı. Değişik örneklerini internetten arayacağım.

Tübitak popüler bilim kitapları’ dan Yanardağlar ve Köpekler. Seri olarak biriktirmeye çabalıyoruz.

Veee, en sevdiğimiz: Günışığı kitaplığı- Betül Sayın’ ın, 5 Çocuk 5 İstanbul. İnceleyin, tavsiye edilir. Hikaye, Günümüz İstanbul’ unda başlıyor. Bir eşyaya takılıp bir önceki dönemi olan Osmanlı Dönemi İstanbul‘ a gidiliyor. Yine bir eşya ve hoop Bizans kenti Konstantinopolis‘ e geliyoruz. Oradan Antik Çağ Kenti Bizanton ve nihayet İstanbul’ da Bir Mağaraya ulaşıyoruz. İzmir versiyonunu hazırlamak için fotoğraf biriktiriyorum:))


 Tudem’ e yine içim/iz gitti. Mısır’ ın Gizemi, ni Alpi görünce yerinde duramadı. Mısır ile ilgili herşeye karşı resmen aç çocuğum:) Çok seviyor. Ege Üniversitesi kampüs içindeki Tarih Müzesi’ e götüreceğim de, 6′ lı yaşlara bir gelse. Yok ya; mumya görmek için kaç yaş uygun acaba? Aklı çıkmasın sonra, hatları pek belli. Neyse Tudem’ e bayıldığım kadar satıcılardan nefret de ettim. 4 yaşında, alalım da alalım diye ağlayan çocuğu fırsat bilip, bu kitabı yaşına çok uygun diye inatla kakalamaya çalışan bayan satıcıya sınır oldum! Kitap zaten 45tl. Yaşına hiç mi hiç uygun değil. Çocuk raydan çıkmak üzere. Kınıyorum sizleri!!!
Bir saçmalık da  YKY’ na aitti. Grimm Masalları ve Tarık Demirkan’ ın Bahar Masalları, Güz Masalları, Kış Masalları & Yaz Masalları; serisini almak için o günü beklemiştim. Ucuz bir tutar çıkmıyor ortaya ve sürpriz, sadece yk nın kendi bankasının kartına taksit varmış. Onlara da sinir oldum. Bu kitapları hem kendim hem  de Alpi için çok istiyordum. Şimdi baktım da internetten satış söz konusu olunca, her karta taksit var. Fuar dönemini iyi değerlendirememiş oldular bence.
İki kez gittik kitap fuarına ve çok kalabalık sattlerdi, internet üzerinden almaya karar vereceğim galiba. Ama ancak öbür aylara:))
Fuar’ a Sevda ile birlikte gitmiştik. Seviyorum ben bu arkadaşı. Kendisi bir blogger değil; okul öncesi öğretmeni. Birikimlerini, deneyimlerini bir paylaşsa…:) Fuarda yürürken, neden daha önce hiç gitmediğimizi sorduğumuz bir müzeye girdik. Toplam 5 ziyaretçi, 3-4 de görevli vardı. İzmir Tarih ve Sanat Müzesi.

Önce bahçesinde epey bi koşturdu. Sonra içeride epey bi koşturdu:)

Müzeye giriş sadece 3TL. Müzekart da geçerli.

Canlandırmaya takıldı, kaldı. Günlerce elinden broşürü düşürmedi. “Anne, baba, bu gemi gerçekten sallanıyordu. O, gerçekti. Yerdeki ağlar, beni şaşırtmadı” dedi durdu. Sonra unuttu:)

Sonunda dayanamayıp uyuakaldı & Sevda ile bize Alsancak sokaklarında dolaşmak için gün doğdu. Şunu yazmadan geçemeyeceğim: Aralık ayındaki fuar anılarımızı hatırlıyor musunuz? Gözümüz heryerde Uğur Gürsoy’ u aradı. Fılat kitabını imzalatacaktı. Yollarda Yiğit Özgür’ ü bile gördük ama Fılat‘ ın çizerini göremedik. Çok üzüldü, çok heyecanlıydı çünkü. Fırat’ ı vücuda gelmiş, kanlı canlı görmeyi falan umuyordu galiba Uyuyakaldıktan 10dk sonra en karizmatik çizer Bahadır Baruter ve en delici bakışlara sahip eşi, yazar Mine Söğüt ile burun buruna geldik.daha çok arkadan dürterek merhabalaştık
Alpi, Biki & Miki’ yi bizim kadar olmasa da seviyor. Miki’ yi fotograflardan, Biki’ yi de dergiden tanıyor. Onların da orada olabileceğinden bahsetmiştim. Uyandıktan sonra fotoğrafı gösterince, o alt dudak büküldü. Sonra yazın Cemile & Yiğit ses vermediniz hiç; arayamam siz aramadan :(  de kabul ederse Şirin’ i görmeye gittiğimizde Onları da çağırabilirler dedim, yatıştı:)İnsanın çocukluğundan beri tanıyormuş hissi beslediği  insanlarla karşılaşması ne tuhaf duygudur:)

Ertesi gün de Ersin Karabulut‘ u kelimenin tam anlamıyla ensesinden yakaladık. Alpi çok değişik teoriler sunar Sandğın üzerindeki korkmuş adamla ilgili:)

Öncesine dönelim; Nurturia İzmir anne& bebekleri buluştuk. Tanışma, kaynaşma faslındar sonra geldik biz. Otobüsün azizliği, durakta çok bekledik Alpi ile. Keyfimiz kaçmıştı biraz geldiğimizde. Ben pek kaynaşamadım doğrusu. Tutukluk yaptım:) Başka anneleri ellerinde fotoğraf makinasıyla görünce dikkat kesiliyorum, neden acaba??? Dönüşte fuarda uzun bir yürüyüş yaptık. Üstüne Nurturia yazışmaları hararetli gidiyor şimdilerde. 2. buluşmamız 22sinde olacaktı. Hava durumu yağış uyarısı verdi. 29′ unda Alpi’ nin doğum günü partisini yapacağım. Belki bizde buluşulacak. Bakacağız.
Nerede kalmışım, evet, uzun yürüyüş sırasında Hulya’ nın “Lunaparka gidelim mi?” fikrine acaip çamur attım. RifBaba’ nın yanına gitmeye karar verdik Alpi ile. Yürüyüş parkurunda giderken -ki buna kesinlikle Tuna’ nın ağ ağ ağ diye koşturmaları sebeptir:))- ağaçlarda ki kuş yuvalarına takıldık.

Alpi’ nin Ender&Gülçim’ i sürpriz yapıp cüceyi lunaparka götürmeye kalktılar. Biraz önce tektim ya, Hülya’ yı caydırmıştım ya, kısa bir an için “Adi miyim neyim?” diye aklımdan geçirip, sevinç naralarıyla kabul ettim bu teklifi!! Bir kez daha kitap fuarına uğradık. Sonrası çok eğlenceliydi.
Yine de şu vatandaşlara bir çift sözüm var: RifBaba, Alpi,Ender ve Gülçin; bir daha şu çarpışan araba zımbırtısına beni dahil etmeye çalışmayın. Nefret ediyorum! Üstelik, bu kez Alpi kucağımdan fırlamasın diye kendimi bırakınca, dizimle parmağımı ezdim! Alpi, seninle de bi daha cüce kayığına binmem! Gulliver gibi hissettim kendimi. Sen, boyuna göre emniyet zımbırtısına tutunup kikirderken ben, bacaklarım sığmadığı için, salak kayık sallanmaya başladığında, pop.o.m havada, yeri öpmemek için bir öndeki koltuğun demirine yapışıyorum. Nçık nçık nıçk! Hiç eğlenceli değil, gel ben seni kendi boyuma uygun kayığa bindireyim bakalım o bünye bir daha aksiyon istiyor mu!!
Yine de fuarın kalabalığı ilk kez bunaltmadı beni.

Yıllardır içimdeydi, Ege Güneşi’ ni istediğim gibi görüntüleyebildim:)

*Biterken, aklım hala annemler için baktığımız evlerde, Alpi & RifBaba uyuyor; nefeslerini dinlemek ne kadar güzel.

  • Share on Tumblr

ALIŞVERİŞ

Son birkaç haftadır tuhaf bi telaş vardı üzerimde. Bir yanım “Anne Bunu Yaptı” ya, bir yanım ev içi düzenlemeye, Alpi’ nin bitmek tükenmek bilmeyen “oyun oynayalım anneeeaaa” larına, kitaplarıma, yağmursuz hava avcılığına, vsss bölündü de bölündü. Bunalmadım desem yalan olur! Artık gözüm grilere bürünmüş gökyüzü görmek istemiyor. Melike ‘ de anlatıp duruyor zaten; Bodrum’ um geldi benim yine:)))


“Her aya bir proje” de de aksaklıklar oldu. Yağmur yüzünden bir türlü istediklerimi gerçekleştiremeyince askıya aldım. Bugün yarın peşpeşe iki projeyi birden yayınlamayı planlıyorum. yine de söz veremiyorum; bahar mı çarpmaya başladı nea?

Alpi ile bir arkadaşımı uğurluyorduk ve ” ‘av lav yu’ lu I love you yağmurlar yağmış” diye uyardı:))

Alışveriş yaptık bu hafta. Sezon sonuna doğru Alpi’ nin bütün kıyafetleri küçülmeye devam ediyor. Yedekte giysisi yoktu. Hem kollar hem paçalar çok kısalınca artık mecburi bir alışveriş yaptık. 4 yaşa doğru yine nızlanıyor gelişimleri. 2,5-3 arası uzun bir süre yerinde saydı. Sonra da atak üstüne atak! Blogcu Anne ne güzel bahsetmişti. Her yer indirim zaten de en çok güldüğüm MotherCare’ den yaptığımız alışveriş oldu. Soldaki botları aldıktan sonra hala günlük bir ayakkabı ihtiyacımız olduğunu hatırladım. İçerisi de fazla kalabalık değildi, bir şansımızı deniyelim dedik.
Sonra soldaki iki ayakkabıyı da alıp çıktık. Biri 60 küsurlardan biri 80 küsurlardan çok düşük fiyata  inmiş:)) İyi fiyat değil mi? Sağ alttakine RifBaba’ yla kasıklarımızı tuta tuta gülüyoruz. Basbayağı adam ayakkabısı. Alpi bunları giyince ki zaten büyükler paytak paytak, öyle sevimli yürüyor ki! İkide bir de ayağından fırlıyorlar! Cüce bi adam oluyo hehe:))
Burasi eklemeyi unttugum icin sonradan yazdigim yer oluyor:)) Bu fotograftaki ayakkabilar ozellikle camurlu birakildi. Cüceye kendi ayakkabilarini boyatacağım artık. Ah bi de zararsız ayakkabı boyası olaydı yakınlarda:(
Hava bi öyle  bi böle İzmir’ de. Mesela pazar için planımız Atlı Kulüp iken geceden başlayan yağmur bizi şaşırttı. Alpi oyuncaklarına daldı, RifBaba pazar uykusunda, ben de Alpi Harikalar Diyarında’ ya yazayım bari dedim:) Öğleden sonra ne yaparız belli degil:)
Alışverişten bahbetmişken; bizim evde kitaplara her zaman çok bütçe ayrılmıştır:) 1. el olsun, 2. el olsun farketmez.  Ve hepsi de çok kıymetlidir. Geçtiğimiz haftalarda yine kitapçıları taradım. 
Üstteki, bizim ilk Keloğlan kitabımız. Yazarını da çizerini de yıllardır beğenirim. Bu kitap International Childeren’s Digital Library‘ de de var.Kitabın linkini ararken bir de “Çocuk edebiyatı ölçütleri” ne rastladım.
Tübitak’larımıza son gaz devam. Minik erkek çocukları 4-5 yaş dönemlerinde bir dinazor merakına kapılıyorlar. Bizimkinin de farkı yok:) Resimler ve renkler çok hoş. “Dinazorlar dünyamızda yaşasaydı nasıl olurdu?” dan seçenekler sunulmuş.
Kurbağalar, yine çok eğlenceli mini kitaplardan. Pek çok ilginç bilgi içeriyor.
Kök yayıncılık; içerik isimlerden tahmin edilebilinir:) 3,5-4 + derim ben.
Blogcu Anne‘ nin tavsiyesiyle aldım bu kitabı. Diş temizliğinin önemiyle ilgili. Kitap bittikten sonra , az önce dişlerini fırçalamış olan maymunum, kakıp bi tur daha fırçaladı:)
 “Mumuk Harfleri Öğreniyor” uzun zamandır aklımda olan kitaptı. Ne mutlu bize, kavuştuk. Selçuk Demirel’ in çizgilerini beğenenler; Paşabahçe‘ ye bi uğrayın ve sevimli kedilere bir bakın. Biz bayıldık:)

Tıkır top, benim Alpi’ ye hazırladığım bir kitap. İnternette kolayca resimlere ve öyküye ulaşabilirsiniz. Spiralden önce iki delik açmıştım.Alttaki gibi hazırlarım diye.. Bulamadım tabii.. Var mı bulabileceğim bir matbaa, kırtasiye, vs bilen?
Aşağıdakiler de bu aralar Alpi’ nin elinden pek düşürmediği eski göz ağrıları.
 Aslında yeni aktivitelerimden bahsedecektim ama biraz stres var üzerimde. En son, o beğendiğim okul da fos çıkınca -3 yaş grubundan itibaren ev ödevleri ve ertesi sabah kontrol varmış!!!Buna yanaşmayan veli de CAHİL diye adlandırılıyor- aldı beni bir düşünce! Ani bir kararla bir okula başvurdum ve pazartesi 9:30 da görüşmem var:) 2 yıldan sonra iş hayatı… Alpi ile aynı sınıfa düşebilme hayalleri..Maaş konuşulurken, çocuğu bahane edip asgari ücretin altında kapatmaya çalışan çakalların anımsanması.. Yine mutfak & tuvalet denetlemeleri…Sabah olsun da bi bakalım:)
*Anne Bunu Yaptı da  ne cin fikirler var bi bilseniz. 
*Biterken Alpi arkadaşıyla odasında, RifBaba film izliyor-az bekle dedik geliyorum- Cem Karaca – Safinaz çalıyor.  

  • Share on Tumblr

KARMAKARIŞIK

GABY HOMESCHOOLS JUANITA 😛 Geçen hafta oldu bu. Bu haftaya biter diyordum da devam ediyorlar. Ben de bir Ivana istesem:P

Yılbaşı gecemiz epey bi atraksiyonlu geçti. 2 arkadaşımız davetliydi. Biri henüz kakari kukuri yemek hazırlarken 3. birayı devirmişti! Yemekte ne zaman, nasıl olduğunu anlayamadan 1 şişe şarap&bikaç minicik shotcıklarla tekilaaaa.. 12 ye cidden az kalmıştı Alpi’ yi havayi çiçeklerine kavuşturmak için evden fırladığımızda. Kimse bu “ayaklı alkol dişisini” farketmedi. Arabada panik halinde Allah’ ım hayatımdaki en büyük heyecana bak!ha yetiştik ha yetişiciiz derdindeyiz. RifBaba; trafik iyice kitlenince bizi kışkışladı arabadan&Gündoğdu meydanına kadar bir maraton başladı. Önde ben, kucağımda Alpi, arkamızda 1 numaralı ayık misafir, en arkada da 1 numaralıya yaslanarak koşmaya çalışan 2 numaralı misafir. Evlere şenlik!! Bu arada 3′ erli gruplanmış 6 hayvanın tam burnumuzun dibinde kovboyculuk oynamaları pek eğlenceli değildi.. Dışarıdan müdahale eden kahramanları beyaz bir arabanın arkasına siper alarak bekledik. Hayvanlar uzaklaşınca maratona devam!

Geri sayım bitti& ilk havayi çiçeklerle çimlerin üstündeydik! O adını hala bilmediğim sprey zımbırtısını bizim 1 & 2 numaraya boşalttı Alpi. Resmen mest:) Maskesini&parlaklı şapkasını da geçirdi; çimlerde koşturan bi cüce :P. Sonra bizim 2 numaranın canı sıkıldı& Alpi’ ye sardırmaya başladı. “Sarılacağım” & “Öpüjem”ataklarını savsaklayamayan Alpi; sıklıkla üstünde ve ya altında 2 numara ile yerlere yuvarlandı. Bi yandan çocuğumu 2 numaradan kaçırmaya çalışırken; bi yandan da “Allaam yaa! İyiki maskesi falan var” diye elimden kurtulup yüksek volum dans sesi duyduğu bara kendini atan Alpi’ yi yakalamaya çalışıyorum:)))

Dans etti, tepindi, kovalamaca oynadı, 3.5 yaşa göre fazla eğlendi, yoruldu, pili bitti, dönüş yolunda inatla dayandı&eve girdikten sonra uyudu.

Kısa bir  gectigimiz hafta analizi:
 
“3 yazdır alsam mı, almasam mı?” derdinde olduğum bir anahtarlıktı bu. Hani bu çerçevenin mavisinden boyanmış eski Bodrum evlerinden arıyordum ya; bu anahtarlık onları temsil ediyor benim için. Gerçi onları da buldum&ilk Bodrum’ a gidişte dalacağım o dar sokaklara:)) 
 
Kendini dağıtmış minik aşcım:P 

 Bundan sonra böyle yaratıklı maratıklı sürpriz kahvaltıları kayıtta tutayım bari.
 
 Bir hayat ağacı projesi düşürdü aklıma bu ağaç. Pek yakında.
 
 
  
Wall-e & manitası:P
 
Bunlar da Alpi’ nin kitaplığının en son konukları.  Bu serinin boyama kitapları haricindekileri tamamlamış olduk. Ah çocuğum; havalar soğuk gidiyor bu hafta. Kim bilir; belki de kardan adam hayaline yaklaşmışızdır. Yine strafor ufala ElfAna:(
 
 
 
 Bu üçüne pek yüz vermedik. Aslında vakit de kalmadı. Yeni materyaller & proje yorucu oldu. Geçtiğimizay gripti mripti derken yaydık ya kendimizi:) Sanırım proje konularının 3′ ünü bu başlıklar oluşturacak. Serinin devamı getirile:)))
 
 
Biz pek beğendik bu kutu oyununu! Üstünde yazdığı gibi okuma yazma bilinmesine gerek yok. Küçük kas gelişimi için birebir. Dikkat geliştirici. Sayı kavramı, şekil kavramı, sırasını bekleme…ve bol eğlence. Ayy, canım benim!! Büyüdü de anasıyla oturmuş Jenga oynuyor:))) Tipi mipi değişti bu aralar. Bakışı, ifadesi, tavırları falan.. Bi de büyüme ataklarının en babasını geçirdi. Bir ayda 7,5cm uzamış:))Bodrum’ a giderken yanima aldıklarımı çekmiş gibi giydi:)) 2′ şer 3′ er almalara başladık. Çoraplara üzüldük ikimizde. Gitmeden önceki gün almıştım veee küçük geliyorlar. H. sonu çorap seçeceğiz yine cüceyle! Bakalım ne zamana kadar cüce kıvamında kalacak:P
  
 
Bunu da çok seviyoruz. 3D puzzle. A-aa! Aklıma gelmişken Maxi Toys/Joker’ lerde ülkeler puzzle’ ları var. 3 küsura düşmüş. Arayan varsa diye:) Bunu da oradan almıştım da yenilerini bekliyorum:)
 
*Biterken baba-oğul uyuyorlar & Grup Gündoğarken – Dert Olur çalıyor.
  • Share on Tumblr

KİTAP MİMİ

DenizKızı‘ nın anneciği mimlemiş beni. Konu eğlenceli.

1. Şu an okumakta olduğunuz kitap/kitaplar, kısaca konusuyla?
 Aynı anda birçok şeye konsantre olabilirim. Okulda da böyleydim: ders dinlenir, not alınır, bir şeyler çizilir/karalanır, sağa sola bulaşıp laf yetiştirilirJ Durum kitaplarda da böyle:

Çocuğunuza Sınır Koyma-bir türlü bitiremiyorumL– çocuğa problem çözme becerisi sunarak kesin& anlaşılır bir dilde nasıl sınırlar koyulabileceği anlatılıyor.

 Sanatın Öyküsü: İlklerden başlayarak günümüzdeki sanat akımlara kadar ki dönem. Kaçıncı okuyuşum bilmiyorum ama bu sefer Alpi ile okuyoruz.

Enişte Gözüyle Bodrum: Adi üstünde işte; “enişte” Bodrum’ u anlatıyor.

Okul Öncesi Dönemde Matematik Etkinlikleri: Çoklu zeka kuramıyla okul öncesi çocuklarına matematiği yaşatma.

 

 

2. En son aldığınız kitap/kitaplar?

Alpi’ ye Tübitak yayınlarından Rüzgarlı Bir Gün, Dört Element, Duyularımız.

Kendime yeni bir kitap almadım; teyzeden aldıklarımı eritmeye çabalıyorum.

 

3. Şimdiye kadar okuduğunuz kitaplar içinde en çok sevdikleriniz?

Oğuz Atay / Tutunamayanlar

İhsan Oktay Anar / Puslu Kıtalar Haritası

Amin Maalouf / hangisi olursa ama en çok da Semerkant.

Bir de her daim Nihat genç kitapları.

 

4. Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de sizi okurken illallah ettiren kitap/ kitaplar?

 

Herman Hesse- Bozkır Kurdu. 50. sayfadan dönüp dönüp baştan okumuştum. Hem de 6-7 kere. Biraz ara verdikten sonra nihayet kafamı toparlayıp büyülenmiştim bitirdikten sonra da.

5. Elinizdeki bitince okumayı düşündüğünüz kitap?

Eski Testi Doktorunun Anıları

 

Ben de Pratikanne Burcu’ ya, Basak’ in Adası Basak’a, Orecem Ece’ ye & Bilge’ nin annesi Şule‘ ye devrediyorum bayrağı. 

*Biterken Alpi doğa materyallerini inceliyor, RifBaba iste & Oya-Bora  Sevmek Zamanı çalıyor. 

  • Share on Tumblr

ALPİ KÜTÜPHANEDE

Geçtiğimiz haftalarda zımpara kağıdı harfleri / sandpaper letters için paspartu kartonu almaya gittiğimizde bir değişiklik yaptık. Alsancak gar durağında otobüsten inince; garın karşısındaki TCDD’ nin İzmir Müze ve Sanat Galerisi’ ne girdik. Daha ön bahçe kapısında tarih kokusu alıyorsunuz. Oymalı kapılar, cumbalar, havuz derken bir baktık böceklerle ilgili bir fotoğraf sergisi varmış. Tonton bir görevli amca gayet güleryüzlü, çaldığımız kapıyı açtı ve bizi buyur etti. Sergi için geldik dedik ama girişte bizi karşılayan maket lokomotif pek ilgimizi çekti; bütün müzeyi dolaştık. Merak edenler için: İzmir Müze ve Sanat Galerisi. En alttaki müze bölümü, sanat galerisi ve tarihi resimlere bakmayı unutmayın.
Oradan çıkıp 3 bina ilerledik ki; karşımızda Kent Kütüphanesi. Burası da hoş bir bina ve sıcak, ilgili çalışanları var. Kaydımızı yaptırıp; Alpi’ nin ilk kitabını mırın kırınlar eşliğinde aldık: Dağınık Karga. İlk andan itibaren istemiyorum diye elinin tersiyle ittiği kitabı şimdilerde: sabah 1, öğle uykusundan önce 3, uyumadan önce insafına kalmış kereler okuyoruz. İade günümüz yaklaştıkça da gözleri yaşlı ” çok sevdim, geri vermeyelim”ler artıyor. Hemen patlatıyorum “Taş Bebek” i-izinsiz alma üzerine bir masal-. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Resimlemesi olsun, her masaldan önceki tekerlemeleri olsun çok güzel. Kıssadan hisseleri de yanımıza kar. 

 Bu arada ElfAna’ da kitaplarına boğulmuş durumda. 


* Deneylerle Bilim 2. Kitap -nihayet kavuştum.
* Okul Öncesi Dönemde MatematikEtkinlikleri-henüz başlamadım

* Çocuğunuza Sınır Koyma –iyi gidiyor             

* Montessori ile ilgili kitaplarım – hep baştan alıyorum
* Alpi’ ye Ay’ da kitabını da aldık. Uzay konumuzu nasıl işlediğimiz kaynaklarıyşla beraber bir sonraki posta saklıyorum. 
Sıradakiler:

    Alpi’ de Dağınık Karga okutmadığı veya tersten düzden alıp incelemediği zamanlar; veriyor kendini makas işlerine. 
     Güzel eşleştirmeler hazırladık yine Shelly Lovett sağolsun. Ben de Alpi’ den gaza geldim ve pek kreatif(!) craft siteleri keşfettim. Onları depoluyorum. MontessoriMom&Montessori For Everyone ya da Wikisori gibi kaynak sitelerden edindiğim kartları bir güzel Türkçeleştirdim. 2 günümü aldı arşivimi toparlamam ama değdi yaa! 
    En son 5 ay önce kendimi bu kadar çaresiz ve bedbaht hissediyordum. İte kaka idare etmeye çalışıyordum ki GDO’ larla şu sıralar; çiğnediğim her lokmayı kusma hissiyle yutmaya çalışıyorum.
    Dün gece sabahın 3,5 una kadar kendimden geçerek Conicim Depciğimin “Public Enemies” ini izledim. Kafam mı dağıldı yoksa kendimden iyice mi geçtim karar veremedim:P
    Bu aralar bizim evin halleri böyle…

    Biterken Alpi uyuyor, RifBaba Public Enemies’ i izliyor, yağmur daha bi güçlü&Depeche Mode-I Feel You çalıyor.

    • Share on Tumblr

    YENİ KİTAPLARIMIZ

    Genellikle iki ayda bire denk geliyor yeni kitaplar. Arife günü eski kitapçımıza bir uğrayalım dedik. Yeni yerleride kendilerini ziyaret ettik. Sokak aynı fakat 2-3 dükkan ileriye taşınmışlar. Arka&ön olmak üzere iki girişi var. İçerisi alışılagelmiş eski kitapçılardan oldukça farklı. Ferah, düzenli. 2 okuma köşesi oluşturulmuş. Birincisi kendi oturma odanız&kitaplığınız hissi veriyor. İkincisi de pilakların, bir pikabın, eski bir radyonun ve eski dergilerin eşliğinde mini bir okuma köşesi. Oldukça nostaljik ve çay&kahve eşliğinde sesiz sedasız güzel bir alan.
    Kitaplar büyük kitapevlerindeki gibi kategorize edilmiş. Toz yığını içinde boğuşmuyorsunuz. Bir de çocuklar için okuma köşesi oluşturulsa tam olacak. Güler yüz ve ilgi istemediğiniz kadar var. Bu arada çaylar da şirketten:) Pek güzel olmuş; tekrar hayırlı olsun diyeyim. Gelelim aldıklarımıza:
    Örümcekler/Rebecca Gilpin
    Çöp&Geri Dönüşüm/Stephanie Turnball
    Dans Etmesini Seven Hipopotam/Şükran Oğuzkan

    Uzay konusuna giriş yapmıştık ya; konuyla ilgili kitaplarımız:
    Can&Uzaylı Arkadaşları/Şükran Oğuzkan
    Mavi Gezegen/Brian Bett
    Uzay Denen O Yer/Helen Sharman

    Bunlar da aklımda kalıp da ilk fırsatta alacaklarım:
    Ay’ da/ Anna Milbourne – Benji Davies
    Kralın Piresi/ Akşit Göktürk
    Maymun Kral/ Feridun Oral – Sara Şahinkanat
    Kırmızı Elma/ Feridun Oral
    Mevsim Masalları/ Tarık Demirkan
    Yaz Masalları
    Güz Masalları
    Bahar Masalları
    Kış Masalları

    E kendimi de es geçmedim tabii:) Gecikmeli de olsa;
    Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir?/ Tim Seldin
    Maria Montessori Yöntemiyle Çocuk Eğitimi Sanatı / Emel Çakıroğlu Wilbrandt (RifBaba’ nın kızkardeşine)
    Çocuğunuza Sınır Koyma/ Robert Mackenzie

    Alpi’ nin kitaplarını elden geçirirken farkettim ki Doğan Egmont Yayıncılık’ ın da epey bi kitabı varmış bizde.
    Mutlu Büyüyorum-Ucndan Azıcık/ İnci Vural 


    Bu da ilerisi için almak istediğim bir kitap:)



    • Share on Tumblr

    ESKİ KİTAPÇI ÇIKARTMASI

    Bunlari 3-4 ay önce gözüme kestirmiştim. İndirimde görünce gün bugundür dedim ve aldım. Tahmin ettiğim gibi delirdi. Bir ayakkabı kutusuna yerleştirdik. İşi bittikten sonra da özenle yerleştirip kutuyu yerine koyuyor. Bu depolama olayı iyice sinir bozucu olmaya başladı. Artık şifonyerinin çekmecelerini de oyuncaklara ayırmaya başladık. Bu aralar oturma odasını mesken tuttu. çıldırtıcı bir durum tabii. 10 dk odada yalnız kaldıysa döndüğümde koltuğun bir ucundan öbür ucuna kadar, tv ünitesinin içi dışı, masa, yerler nereyi boş bulduysa; neredeyse bütün odası oturma odasına taşınmış oluyor. Ve tabii ki toplamayı da reddediyor. İnatla/sabırla toplaması için zaman verirsem sonuçta daha fazlasını kendim toplamak zorunda kalıyorum. RifBaba! Duy sesimi: “Çok çocuk idaresi benim daha rahat üstesinden gelebildiğim bir şey!”

    Yeni ahşaplarıyla fotoğraflarını çekmemi istedi; ama kızgın bakacakmış!

    Saçları artık iyice uzadı. Ne O’ nun ne de bizim kestirmeye niyetimiz yok. Sık terliyor ve ense harab oluyor. Bulduğumuz çözümse saç bantı. Evin içinde 80′ lerin aerobikçileri gibi koşturuyor. İlk günler lastik tokayla toplamama izin vermedi. Hatta bu fikirden nefret etti. Bantı da devamlı ben takıyorum O çıkartıyor. “O zaman bana tek seçim bırakıyorsun oğlum; saçlar kesilecek” deyince kuzu kuzu kendisi takmaya başladı. Şimdi O rahat, biz rahat.

    Cumartesi günü halasının kızlarının ingilizce kitap siparişleri için Alsancak’ a gittik. Kafamda İletişim&YKY vardı. Ara sokaklardan geçelim dedik ve Doğan Kitabevi’ ne çıktık. Burası bir eski kitapçı. Lise boyunca&üniversitenin ilk iki senesinde hiç çıkmazdım buradan. Sonralarda binlerce kez önünden geçmeme rağmen içeriye girmeyi bırakın karşıdan bakmak bile aklıma gelmemişti. RifBaba’ yı acele acele çekiştirip daldık içeriye. Sonuçta o kadar para bayılınacak ve buradan daha fazlasıyla çıkabilirdik. Nitekim öyle de oldu. 30 muhteşem bidik kitabını 70′ e aldık. Eğer birinci el almaya kalksaydık; bu büyük ihtimalle 400tl ye yakın tutacaktı. Birçoğu hiç okunmamış bile. Arkalarında sterlin olarak etiketleri var; insanın gözlerini yuvalarından oynatacak fiyatlar. Tam 1,5 saat kaldık. Benim kara gözlü kuzum ne yaptı? Standların arasında deli danalar gibi koşturarak açılışı yaptı. Sonra yanıma gelip neleri incelediğime baktı. Çocuk kitaplarını farkedince seçti, inceledi, iki koşturup geldi yine inceledi. Superdi yani. Bi ara babasıyla dışarı çıkıp kapı önündeki standlara göz attılar.



    Biz kitapları hesaplattırırken de kucaklayıp bu kitabı getirdi. Yakınlarda ve ogün yeni kitaplar almıştım zaten; alamayacağımı söyledim ve bir tiz çığlık! Değil kitapçı; Alsancak hop oturup hop kalkmıştır herhalde. O çığlıklar eşliğinde itiraz ederken RifBaba’ yla ben açıklamaya çalışıyoruz. Hayret ki ne hayret içerideki müşteriler gülümseyerek bizi seyretmeye başladılar. Hiçbir zaman “etraftakiler”i direkt rahatsız etmediğimiz müddetçe umursamadım da bu sefer kınamayan bakışlar hayırdır inşallah dedirtti. Yeni nesil bu kadar mı anlayışlı? Harika!



    afamdan bunlar geçerek Alpi’ yi sakinleştirmeye çalışırken; Alpi’ de “Hayıllll! Benden sonra başkası bakmasın bu kitaba, benim olsun!” diye yırtınırken; kasadaki genç araya girip “Sen çok mu seviyorsun okumayı? Benim hediyem olsun sana!” deyince; bücür döndü ve “Abi bana veldi altık. Alıp gidiyoluz!” u zafer edasıyla haykırdı. E bu seferlik tamam dedik ve haftaya hala kızlarına türkçe kitaplar almak üzere yine geleceğimizi söyledik.

    Bu da aldığımız diğer kitap.

    Dinazorlara bayıldık! RifBaba’yla gizledik. Seneye eline vereceğimiz bir kitap.

    Üç boyutlulardan. O akşam Alpi yanımızda değilken bir güzel sayfaları açıp kapatıp eğlendik. Darısı seneye cücemin başına.

    Bunlar da daha önce aldıklarımız.

    İlk karedeki ansiklopedileri incelemeyi çok seviyor. Dışarıdan topladığımız bitki örnekleriyle karşılaştırıp aynılarını bulmaya çalışıyor. Burnumuzun dibi ama güneş alerjim nedeniyle hiç gidesim yok hayvanat bahçesine. Az kaldı havalar biraz daha serinlesin..

    • Share on Tumblr