Fisher Price Rainforest

Fisher Price Rainforest fisherprice flashcard montessori

Flash kartlarla aram hep iyi olmuştur. Alpi büyürken çok kullanmıştım. Kuzi geldi 2 yaşına, hala aynı kartları kullanıyorum. İki çocuklu hayat, BBOM, çalışma hayatı, Alpi’ ye destek, rutin işler derken; kağıt işlerinde eskisi kadar aktif olamıyorum.  DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr

Kitaplarını unutan çocuk

Hayatım inanılmaz bir tempoya girdi. Bu kadar yoğun olacağımı hayal bile edemezdim. Olmasa olur mu? Elbette..fakat olması hepimiz için daha doğru sanki. ya da alternatifim yok ve böyle görmek işime geliyor :)

Alpi, ilkokul 1. sınıf öğrencisi. Okuma-yazmayı öğrendi artık. Yine de hala desteklenmesi gerekiyor. Destek zayıfladığı anda gerileme başlıyor. Harflerin hepsi bitti ve artık bol bol okuma yapıyorlar. Bebekliğinden beri hep kitapları vardı. Artık çok geniş bir kitaplığı var denebilir. E biz bu aralar ona okuyamıyoruz ya; kendisi okuyabilecek garibim.. İlk zamanlar bebeğimizi idare etmek çok kolay oluyordu. Ne var bir yenidoğanı eğlemekte? Memeden iki cork, hooop uyku. Gün içerisinde 2 saat anca uyanık kalıyordu. Kuzi biraz daha büyüyünce, emzirirken kitap okumaya devam ettik. Alpi hafiften bozuluyor ama renk vermiyordu. Bense en çok sayfa çevirirken zorlanıyordum. Sonra gündüzler de zor olmaya başladı. Alpi okula giderken, memede bebekle uğurlamaya başladım. Derken, kolikli geceler başladı. 2,5 ay sürdü. Biliyorum, çok şanslıyız. Yıpratıcı bir süreç. O dönem çocuğumu okula hiç uğurlayamadım. Birkaç sefer bebeği uyuyan babasına bırakıp, okula kadar Alpi ile yürüyebildim.
Kolik döneminden azıcık bahsetmek istiyorum. Çocukların ihtiyaçları çakıştığında, tam bir kargaşa başlıyordu. Zaten ilk üç ay süren gaz sancılarının sağı solu belli olmuyor. Üstüne bir de kolik, yeme de yanında yat! Sabah hortlak gibi oluyor insan. Yataktan bebek ağlamasına sürünerek çıkıyordum. Tekrar uyumak yok çünkü birkaç saat sonra Alpi öğle yemeğine eve gelecek, yemek yapmak gerek.Yemek hızla hazırlanır ve ev üstünkörü toparlanır. Alpi’ nin eve gelme saati ve bebeğin uyku+kaka+emme saati çakışır. Bir şekilde o saat atlatılır, Alpi okula yollanır, bebek yatağına bırakılır ve 2 saat kadar oturma şansım ya var ya yok. Zira akşam yemeği beni bekler. Yemek hazırlanır, Alpi gelir, oyna, bebek uyansın, onu da al oyna ve dırınınımmm! Ödev saati ve kolik saatimiz çakışır! İlk günler Alpi de korku ve dehşetten ağlıyordu. “Anne, kardeşime ne olacak? Neden böyle ağlıyor? Ölecek mi?” Kuzi’ nin çığlık çığlığa ağlamalarından, Alpi cevabımı bile duyamaz ve yatağına sığınırdı. Yastığıyla kulaklarını kapatıp, üzerine de yorganı çekerdi. Kara gözlü kuzum için çok üzülürdüm. Evin hangi odasına kaçsam, ses duyuluyordu. Nihayet; o dönem hava ısındı da abiyi kolik saatlerinde bahçeye postalayabildim. Bir de akşam 22:10′ da başlayıp 01:10′ da biten ikinci posta kolik krizi vardı. Onda RifBaba’ dan destek alıyordum. Artık vücudun ve beynin yorgun düştüğü saatler olsa da; Alpi duymuyordu ve RifBaba ile paslaşarak idare ediyorduk.
Uçak pozisyonu, emzirme, kolda taşıma sadece kısa süreli rahatlatıyordu. En etkilisi sling idi. 10 dakika içinde sakinleşerek uykuya dalardı. Dalardı dalmasına da; her zaman etkili olmuyordu. Koliğin sebeplerini araştırmaya başlamıştım. İç karartıcı geliyordu her makale. Anne-baba platformlarında sorular sormaya başladığım günlerde bir mesaj aldım. O arkadaş benim olaya bakış açımı tamamen değiştirdi. “Belki ağlamaya ihtiyacı vardır?” Değil mi ya! Belki o şekilde rahatlıyordur? Aynen ÇokBilmiş‘ in tavsiye ettiği gibi; ağlarken rahat ettirmeye çabaladım, sarılıp aşina olduğu bir ninniyi fısıldadım, emzirdim, hafifçe salladım ve hatta 1E 1K izledim :) Ben o yazışmadan sonra bir daha kolik ağlamaları sırasında hiç stres yaşamadım. O kadar damla, rahatlatıcı yağ, makale, uzman yazısından sonra; sevgili ÇokBilmiş’ in sıcacık bir anne mesajıydı bizde işe yarayan. Ve ben rahatladıktan kısa bir süre sonra kolik ağlamaları azalarak bitti. O kadar doğal gelişti ki süreç; bir gece RıfBaba’ ya şunu söyledikten sonra fark ettim: “Yaklaşık iki haftadır, eskisi kadar ağlamıyor değil mi?”

Bu süre zarfında RifBaba tablet üzerinden okumaya ve yıllardır okuduğumuz, iki mizahdergsini okumaya devam etti. Bense yenidoğanlar, kardeş kıskançlıkları ve uyku eğitimi üzerine okudum. Yıllardır özen gösterdiğim Alpi’ nin uyku öncesi rutini bırakın sarsılmayı, yerle bir oldu! RifBaba cok yoğun bir iş temposundan yeni yeni çıkıyor. Kuzi kuzusu benim çok vaktimi alıyor ve uyku saatleri çakışıyor. Dahası erkenden diş çıkartmaya çalışınca, kucağımdan bırakamaz oldum. Alpi de okumayı iyiden iyiye salladı. Bende fırtınalar kopuyor ama ne çare? Hava azıcık güzelse, okul çıkışı bahçeye. Sonra ev ödevi, oyun, akşam yemeği, babayla vakit geçirme, banyo ve uyku. Araya kitapları sokuşturamadım çünkü Kuzi kucağımda mütemadiyen ağlıyor. Baba uyku saatinde pestili çıkmış geliyor. Sonuç olarak; ilk kez aldığımız kitaplar, kapakları bile çevrilmeden kitaplıkta kalakaldı. Aksi gibi; ben de sabahları boş olduğum için,kitabımı o saatlerde okuyorum. Alpi evde kitap okuyan kimseyi görmüyor. Bu da beni çok rahatsız ediyor. Öte yandan bu aralar Kuzi’ ni en sevdiği şey, bez kitabını kemirmek, sayfalarına bakmak ve yeniden kemirmek:)
Netice itibariyle, yukarıdaki resimdeki gibi huzur dolu okuma saatlerimiz bitti. Alpi’ yi kitaplarına döndürmek için bir önerisi olan var mı?

*Resimler Google gorsellerden.

  • Share on Tumblr