15 Yer yatağı örneği – Uyku 4. bölüm

Bebeğinizi yer yatağında yatırmaya karar verdniz. Sonraki adım nasıl bir yer yatağı seçeceğinizdir. İşte 15 yer yatağı örneği.

615b55a3ed7b6cce50eb0096d0d7d9cf DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr

Montessori workshop

Evvelsi hafta sonu 13 saatlik bir Montessori workshopuna katıldım. Hala kendime gelebilmiş değilim. Montessori ile ilgili böylesine yoğun saatlerden sonra bana hep olan bir şey var. Sakin kalamıyorum. Aynı şarkıdaki gibi; “Gözlerim doluyor aşkımın şiddetinden, ağlamak istiyorum.” Cidden; böyle kadın materyal tanıtıyor, benim gözlerim doluyor falan. Pembe kulelere pembe panjurlu evim muamelesi yapmama ramak kala kendime geliyorum.


İşte bunlar hep eğitime duyulan açlık azizim! Ne yapıp edip bu işin eğitimini almam gerek benim, bunu anladım. Geçen postta yazdıklarım klasik eğitim sisteminin beni yiyip bitirmesi. Bunu ise ilk önce kendim için istiyorum.

 Biraz da workshoptan bahsedeyim. Workshopu verenler Yard. Doç. Dr. F. Elif Kılınç ile Çocuk Gelişimi ve Uzmanı Tülay Şener idi. İkisini de oldukça sempatik buldum. Şahsi görüşüm, tecrübelerinden bol bol bahsetmeleri yeterince tatmin ediciydi. Molalarda daha az tecrübe, daha çok pratik istendiğini duydum ama 13 saate hangi materyali sığdırabilirisiniz ki? Zaten materyal eğitimi apayrı bir şey.

Maria Montessori uzun yıllar çocukları ve beraberinde de öğretmeni gözlemlemiş. Vardığı sonuçlar Montessori eğitimi ve felsefesini oluşturuyor. Tüm bu gözlemlerden sonra çocuk için en uygun eğitimin “İlk iş olarak çocuğun gerçek doğasını keşfetmek ve ona normal gelişiminde yardım etmek” olarak belirlemiştir. Yani aslında Montessori yeni bir şey keşfetmemeiş, sadece “çocuğu” keşfetmiştir. Zaten bunu “Ben bu felsefeyi çocuklardan öğrendim” diyerek bunu itiraf etmiştir.

Montessori materyalleri 5 ana başlıkta toplanıyor.
1) Günlük hayat materyalleri
2) Duyu materyalleri
3) Matematik materyalleri
4) Dil materyalleri
5) Kozmik eğitim

Bu materyaller o kadar zekice tasarlanmış ki; üzerinden geçen 100 yıl gibi bir süre zarfından sonra bile geçerliliklerini korumuşlardır. Her materyal sırası ve zorluk derecesi olarak diğerlerini destekliyor. Hazırlanmış ortam, düzeni ve düzeninin korunması çok önemli.

Hazırlanmış ortam demişken; ev Alpi’ den dolayı zaten uygundu. Tek sorun aralarındaki 6 küsur yaş farkına uygun bir düzenlemeyi nasıl yapacağımdı. Bunun için Kuzi ve Alpi’ nin bireysel özelliklerini ve ihtiyaçlarını düşündüm. Yaşadıkları evin her bir köşesini, bana olacak bağımlılıklarını azaltmak üzere tekrar gözden geçirdim.

Bir sonraki postun konusu–> Hedef: Bağımsızlaşma

*Biterken, montessorinin felsefesini, ruhunu özümseyebilmek bence en önemlisi. Yoksa birçok blogda saymakla bitmeyecek çoklukta örnek mevcut. Özellikle yurtdışındaki montessori eğitmenlerinin bloglarını çok faydalı buluyorum. Yoksa baĞzı bloglardaki gibi Çin’ den 2000TL’ ye getirt bütün malzemeleri, tek kelimesini anlamadığın dildeki yabancı bloggerların bloglarında gördüğün düzeneği kur, çocuğunu oturt başına, deklanşöre bas, gelsin yorumlar. Montessori bu değildir. Mutlu bir hafta dilerim:)

*Fotoğrafları, workshopta bize ev sahipliği yapan Montekids’ de çektim.

  • Share on Tumblr

İlkokulun ilk haftalarından kısa notlar

*Alpi kuşum hepimizi ayağa dikti. Maaile güneşin doğuşunu izlemek üzere, yüksekçe bir yerlere çıktık. (Bebek doğduktan sonra da bu romantik aksiyonlara, aynı mutlu tabloyla karşılık verebilsin ailem:) diye not almışım)

*Araya bir yaz tatili girdi ve bütün rakamları yazmaya aşağıdan başlıyor, hepsini de ayna tutmuş gibi ters yazıyor. Şimdi de “Her şeyi unutmuşum ben” diye ağlıyor.

*3 hafta önce, formasını aldığımız cumartesinden beri; o formayı çıkartmayı hiç istemiyor. Hele ki; okul çıkışı bir yere gittiysek ve forması da üzerindeyse, mest oluyor. (Bunu 1 aygeçtiği halde, hala yapıyor)

*İlk kez süt dişleri dökülüyor. Ailecek çok heyecanlıyız. Diş perisi tabii ki geldi:)  Önce sol alt öndeki diş; sonra da sağ alt öndeki dişi de düştü. İkinci dişle beraber; altta sevimli bir boşluk oldu:) 2. dişini ben çektim!

*İlk kez babası tarafından yarın tüm gün boyunca bahçeye inmeme cezası aldı. Sebebi de; yaşları yaklaşık 10-16 arasında değişen bir grup çocuğa/daha çok çete gibiler/ sözle sataşması.

 *Offf cok güldüm:))) http://www.zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=190142 

 *E: Alpi neden böyle davrandın?
   A: Şeytana uydum anne!

*Neredeyse düzenlemesini bitirdiğim çalışma odama göz koydu! Sabahtan beri peşimde tin tin tin; “Bu oda benimkinden daha büyük. Ben bu odaya taşınmak istiyorum” diye dolanıyor. Odaları değiştirdim. 4-5 kitaplık, dolaplar, koliler vs olduğu için zorlandım. Sağından geç, solundan dön. RifBaba gelene kadar da apartman görevlimiz ve karşı komşumuzdan yardım istedim.Yavaş yavaş bosalttım içlerini. Bir an önce düzenini tuttursun yeni odasında diye heyecan yaptık ikimiz. RifBaba gelince de içlerini yerleştirmeyi bitirdi, kutuların içlerini düzenledi ve kitaplıkların üzerine koydu. Alpi’ nin ileride kardeşi ile paylaşacağı çok daha büyük bir odası oldu. Ben de çok isteyip de bir türlü düzene oturtamadığım çalışma odama kavuştum.

*İlk kez yeni doğmuş bir bebek gördü. Epey merakla gözlemledi. Sırıttı falan. Azıcık anlattım; rengi açılacak, yüzü daha şiş duruyor, bir kaç güne güzelleşecek diye. İlgiyle dinledi:)

*E: Heyyooo! RifBaba, cuma günü okul yokmuş bizimkilere. Öğretmenlerle idarenin toplantısı varmış:)
A: Eee? Ne var ki bunda bu kadar sevinecek? Zaten yeni başlamadı mı okul?

  • Share on Tumblr

Gebelikte 33. hafta

İlk kez hıçkırdı! Çok şaşırdım, hiç beklemiyordum. Elimi koydukça hissettim. Belki de bu güne kadar o yüzden hissetmedim. Alpi’ ye gebeykenki duygularımı anımsadım:) RifBaba ilk kez hissetti. Daha önce bebeklerin hıçkırdıklarını duymamış. Kelimenin tam anlamıyla şok oldu. Çok mutlu olduk:) Alpi kuzuma da denk gelsin isterim. Son zamanlarda attığı her tekmeyle; sadece karnım değil de tüm vücudumun sarsıldığını hissediyorum.

 Kardeş 2,830kg olarak bu hafta iriliği ve hızlı gelişimiyle bizi korkuttu. Duyuyor, hissediyor ve bulanık da olsa görüyor. Akciğer gelişimi neredeyse tamamalanmış.

Bana gelince; yürüyüşüm zorlaştı ve hareketlerim ağırlaştı.Vaow! Rahim, gebelik öncesine göre tam 500 kat genişlemiş! Gece tuvalet ziyaretleri iyice sıklaştı.
Dün gece 00:00′ da ekmek arasını lüpleten ben, kurt gibi aç uyandim:S Kendimden ve yeme potansiyelimden korkuyorum!

 Doktorumuz  sabah aradı ve “Yetişebilirseniz 1/2 saate burada olun; riskli bir doğum var” dedi. Kahvaltıya gitmiştik ve apar topar kalktık. Tam muayenehaneye girdik ki; doktorumuz “Çok üzgünüm, durum acilleşti ve hemen çiıkmam lazım” dedi. Yeni bir randevu belirlememiz gerekti. RifBaba da coşmuş; “Pazartesi sabaha olur” diyor :) Umarım kritik doğum, başarıyla gerçekleşmiştir. Kocacığıma da artık çocuğumuzun okullu olduğunu hatırlatıverdim:D

 Yine bu hafta ailecek, hummalı bir temizilik işine giriştik. Kileri temizledim; 2 battal boy çöp torbası çöp çıktı! Sprey boyalar, Alpi’ nin kullanmadığı oyuncakları, vs. çok çeşitliydiler:) Her şeyi de atamıyorum; arkadan gelen var. Evde 6 yaşında bir çocuk var. 6 yıllık birikim. Atsam; Kardeş büyürken tekrar almam gerekecek. Saçma değil mi? Bebek küveti, portbebe vb çok yakında kullanacaklarımızı da çıkarttım. Alpi geçenlerde bir açtı kileri; resmen odun toplar gibi bir sürü sazlık kamışı sokuşturmuş:) Başka bir gün taş boyama için taşları yığmıştı:)Taa bizim üniversite zamanından kalma resim dosyaları ve malzemelerimiz, yazdan boşalan saksılar falan filan. Boşaltıyoruz işte:) Kardeş büyüdükçe elden çıkartırım her şeyi diyordum; annem geçenlerde carladı “Aaa kardeşin yaza gebe kalırsa; Ona lazım olacak! Kilerde tut!” Hahaha dedim ki “Yer yok artık. Çok istiyorsan getireyim sana?” ses yok:P
————
Temizlik devam ediyor:) Aşırı yorgunum. Eşimle öyle bir girişmişiz ki eve ve eşyalara; O hala devam ediyor. Kileri yıkayıp; bebeğin eşyalarını öne yerleştirdik. Eşim tekno atıklarını ayırdı. Bebek arabası, ana kucağı, park yatağın hafif parçaları söküldü ve yıkandı. Alpi ile babası park yatağı yıkadılar. Yatağı balkona çıkartırken gözümüz zilyon yıldır görmezden geldiğimiz stor güneşliklere takıldı. Bütün perdeler söküldü; RifBaba şu anda storları yıkıyor. Ben de makinaya tülleri atacağım fakat öncesinde hafif de olsa pencerelere bir dokunuş gerekli. Arkdaşlarım, “Çok feci “nesting” modundasın” diye gülüyorlar bana:)
——-
Her sey kurudu, kuruldu, makinada son parti tüller. Astıktan sonra gönül rahatlığıyla doğurabilirim:P
 
Akşam üzeri dışarı çıktık ve çok tatlı bir Nurturia annesi&yavrusuyla; Duygu&Balca ile tanıştık:) Sonracığıma, ev tipi ana kucağımıza kavuştuk.
Bu hafta böyle geldi geçti. Alpi’ nin bombalarıyla bu haftayı kapatayım:

“Anne, bu çocuk sportik olacak bence! Çok acayip tekmeler atıyor.” Karnımda sert hareketler yapan kardeşiyle öyle tatlı konuşuyor ki; her seferinde dayanamayıp, dalıyorum:)

“Seni rahatsız ettiğim için çok üzgünüm anneciğim”. Bahçeye inmeden önce evde bırakmaya karar verdiği oyuncağını; 10dk sonra almaya geldi. Kapıyı açtığımda böyle dedi:)

*Biterken; Alpi’ nin okulu açılmadan önceki gün alışverişteydik. Formasını almıştık ve b fotoğraf da kabinden çıkmasını beklerken çekildi. 33. haftamıza denk geldi okulun ilk haftası.

Kaynak: WebAnne

  • Share on Tumblr

2. bebeğe hangi eşyalar gerekli?

 Aynadan da görüldüğü üzere; burası yatak odamız.Sağdaki giysi dolabımızın yanına sıkıştırıverdiğimiz eski banyo dolabı ve sağına da son dakikada tıkıştırdığımız şifonyerimiz. Banyo dolabı artık Kardeş’ in giysi dolabı görevini üstlenmiş durumda. Alpi ile aynı odayı paylaşana dek; yeni bir eşya daha almak istemedim. Ev dolup taşıyor sonra. Hiç ama hiç ihtiyacımın olduğu bir durum olmyacaktı. Alanımız biraz daha küçülecekti. Mevcut eşyalar değerlendirilebilir mi bir deneyeyim dedim ve evet; gayet de işlevselmiş.

Üst kapakta bulunanlar bu kadar. En üst rafta; astronot tulumlar, banyo filesi, sling, şapkalar, emzirme örtüsü ve bir adet yastık bulunuyor. Orta rafa 3 aylık giysiler, baharlıklar, şapkalar, yıkanabilir göğüs pedleri ile tulumlar duruyor. En alt rafta ise; kolsuzlar, kisa ve uzun kollu bodyler ile yazlık giysiler ve 0-2 aylık bir kaç kışlık var.

 Dolabın çekmecesinnde; çoraplar, eldivenler, patikler , banyo filesi, bilek çıngarağı ve bez kitap duruyor.

En alt kapak üst rafa 3-6 aylık giysileri hazırladım. Alt bölmede ise yorgan, yastık, bir kaç yumuşak oyuncak, atta çantası, kullan at göğüs pedleri, süt saklama poşetleri, biberon ve ayakkabılar var.

Hepsini bu şekilde kategorize ettiğime memnunum. Alpialerjik bir bebekti ve hem yediklerine hem de giydiklerine çok dikkat etmek zorundaydık. Metal zımbalı bodyler, sert giysi etiketleri ve dahi naylon dikişli giysiler; kocaman, kırmızı ve bol kaşıntılı kabarcıklar halinde geri dönüyordu. Özellikle etiketlerin hepsini kestiğim için kategorize ederken çok zorlandim. “Bu, kesinlikle 0-3 ay kıyafetidir” dediğim giysiyi gerçekten 0-3 aylığına rastladıktan sonra 6-9 ay bölümüne yerleştirmek çok şaşırttı beni. O kadar unutmuşum ebatları :) Bebek doğduktan sonra iyice kafam karışmasın diye hepsini şmdiden ayarladım. Zaten yeni bir şey yok denecek kadar az.

“Aaaaa! Banyo dolabından giysi dolabı mı olur?”
–  “Şaşırdınız mı?” diye sormak istiyorum. Hep al al al, eve sokuştur tıkıştır; yok bana göre değil. Dolabımızdan memnunuz. Hatta tavsiye ederim. Zaten bir süre sonra abisiyle aynı odayı paylaştığında elimde bir gereksiz eşya daha istemem.

“Bebek yapacaksanız azıcık paraya kıysanıza”
– Paramıza kıyamadık valla 😛

“Ben bile bir giydiğimi ikinci kez giymekten sıkılıyorum”
–  Bizim bebe Fashion Tv’ den fırlamayacak; bazı kıyaftler 15 gün bile üst üste giyilmiyor. Çok gereksiz.

“Bu bebeğin günahı ne; öncekinin eskileriyle büyüyecek?”
–  Eskitemedim diyorum giysileri; cidden bak; daha 5-10 bebe büyür eldekilerle :) Bir de mevsimleri tutturaydık 😛

“İnsanın gözüne çok eski ve modası geçmiş görünüyorlar”
–  Modası geçmiş; içlerinden en çok güldüğüm oldu. Bu sene zürafalı bodyler out; ayılılar in de benim haberim mi yok?

“Lekeli lekeli mi giydireceksin?”
–  Çok titizimdir bu konuda; lekeli hiç giysi yok elimde. Bir dönem Omo Baby, sonrasında da HacıŞakir granül kullanmıştım. Haricinde ne leke çıkarıcı ne de çamaşır suyu değdirmedim.
 
“Alpi ya dalga geçecek ya da{Benim o, ver!} diyecek”
– 6,5 yaş olacak neredeyse aralarında. Alpi o kadar çok isterse; 3 aylık body ile gezebilir. Bu özgürlüğü var yani:)
diye güzel duygu ve dileklerini sunan tüm eş ve dosta selam olsun.     

Koskoca bir şifonyeri yıllardır tek başıma gasp ediyormuşum resmen! Üst çekmeceyi kendime ayırdım ve kalanlara; Kardeş’in battaniye, pike ve nevresim takımlarını sığdırdım.

Bu grup da yeni aldıklarımız. Bir de süt sağma pompası eklenecek.

Alpi’ nin park yatağı gayetiyi durumda. Hatta yaklaşık 3,5 yıldır kilerde beklemekten kirlenmemiş olsa; az önce aldım diye yutturabilirim. Şifonyerden boşalan alana da park yatağı yerleştireceğiz. Bu hafta sonundan çok umutluyum. Bir aile etkinliği ile balkonda park yatağı yıkamayı planlıyoruz. Kuruyunca da odaya açarız herhalde artık.
Bir ara yine kilere dalmamız gerekecek. Anca 2 ay olmuştur temizleyip, düzenleyeli. Bence bir evin en derinden ama sağlam dağılan bölümü kiler! Alpi’ nin bisikleti, scooterı ve patenlerinden tutun da Kardeş’ in müstakbel mama sandalyesine kadar her şey orada. Kardeş’ in kullanacağı eşyaları, tozlanmasın diye dev torbalarla istiflemiştik. Şimdi de hangisi hangisidir bilemiyoruz. Bir ara el yordamıyla küvetini de bulsam iyi olacak.
Çok ama çok uzun süre düşündükten sonra bebek arabasına noktayı nihayet koyabilmiştim. Hatrı sayılır aylar boyunca Stokke Xplory’ yi hayal ettikten sonra; vazgeçmem epey zor olmuştu. Halbuki boyu boyuma, huyu huyuma denk idi. Hala 200m.lik bir çemberdeki tüm Stokke Xplory’ leri anında tespit edebilitem var. Karşılıksız aşkımı kalbimin derinliklerine gömüp; bir araba araştırmasına giriştim. Travel system olanlara bakıyordum ağırlıklı olarak. Sonuç olarak hepsine bir kulp takıp; Stokke gibi bir tasarıma rastlayamayacağıma kanaat getirdim. Zaten en fazla 6-7 ay kullanacak olmam; sonrasinda da baston pusete dönecek olmam, tecrübe ile sabitti.
Bir gün ismini vermeyeceğim, sahile bakan bebek mağazalarından birine girdik. Otomatik adımlarla bebek arabalarına yöneldim. Tasarım benim için hep ön plandadır. Herhangi bir ürün ilk önce beni tasarımıyla cezbedecek ki; ergonomisi ve diğer detaylarıyla ilgileneyim. Birisi tam yatmaz, birisi jip haricinde hiçbir bagaja sığmaz, çok güzeldir ama çok ağırdır, rengi güzel olanı, tekstili deri olanı… 6-7 yıl öncesine göre çeşitlilik inanılmaz artmış! Ben yine uzuun uzuun Stokke’ yi seyredalmışken; arkama bir döndüm, A-aaa aynı Stokke ama yarı fiyatına başka bir araba! Şöööyle bir kez daha baktım ve en yakınımdaki satış görevlisinden yardım istedim. Gayet isteksizce geldi yanıma ve anlatmaya başladı. Bu arada devamlı beni daha basit ürünlere yönlendirmeye çalışıyor. En sonunda dedim ki;
“Ben bu arabayla sadece Stokke’ ye benzediği için ilgileniyorum. Göstereceğiniz diğer arabaları biliyorum ve hiçbiriyle ilgilenmiyorum. Bana bu arabayı anlatın.”
Görevli durdu durdu ve o süt beyazı caaanım araba için dedi ki;
“Bu bebek arabasının malzeme kalitesi çok kötüdür. Kesinlikle tavsiye etmem. Çok şikayet alıyoruz.”
Hiç bu kadar dürüst bir satış elemanıyla karşılaşmamış olduğum için; ufak çaplı bir şok yaşadım:) Elimizdeki bebek arabasını hatırlattı eşim. Görevli sorunca; “Jane Energy” dedim. Bu arabanın +0 olduğunu, başka bir bebek arabası almaya aslında hiç de ihtiyacım olmadığını ısrarla tekrarladı. Önceden RifBaba ile bir tanışıklığı var mıydı acaba? 😛 Travel system modeller kısa süreli kullanıldığı gibi; doktorların uzun süre ana kucağını tavsiye etmediklerini de hatırlattı. Alpi, evde de ana kucağında dururdu, evet ve belini hep yastıklarla desteklerdim. Mutlu mesut çıktık mağazadan. Yakın zamanda bir arkadaşımızdan ana kucağı gelecek. Bizim bebek arabamızın ön barı olmadığı için, kullanamayacaktık. Tanıdık bir firmada bebek arabalarına bakarken bunu sordum ve BİNGO! Artık ön barlar ayrı olarak satılıyormuş. 1-2 hafta içerisinde bir bebek mağazasına arabamızla gidip; ön bar ve şemsiye ile bardaklık alacağım. Uzun yürüyüşlerde en sevdiğim şey, bir şeyler içebilmektir.
Hazırlıklar hiç durmadan devam ediyor. Doğana kadar yolu var:)

  • Share on Tumblr

Pinyata yapımı

 Pinyatamızın yapım aşamasını anlatacağımı yazmıştım. Aşağıdaki karelerde; pinyatamızdan sonraki coşku görüntülenmiştir 😛

 Alpi & RifBaba, zevkle kızgın kuş oyunu oynarlarken. Şöyle bir baktım da; içinde RifBaba varken, Alpi’ nin odası ne kadar da küçük gözüküyor :)

 Ahşap bloklarını ve çeşitli oyuncaklarını bir araya getirdi kuzucuk. Çok sevimli bir Angry Birds canlandırması oldu.

Angry Birds temalı pinyata yapımı için; Anne Bunu Yaptı‘ ya bir göz atın.

  • Share on Tumblr

Ödemiş’ e bir ziyaret

3 aile  sabahın erken ssatlerinde yollara düşer. O pazar günü için bir planları vardır. Sabahtan planladıkları yerlere gidip; öğleden sonra kafalarına estiği gibi gezmek. Soluğu Ödemiş’ deki Kardelen Peyzaj‘ da aldılar. Yedikleri içtikleri onların olsun; gördüklerine gelelim.

 Son derece ilgililer. Sorduğunuz her soruya yanıt alıyorsunuz. Referansları da oldukça etkileyici. Varsa bir fikriniz;tavsiye ederim.

 

Bana erkek tavuskuşunu anımsattı.

Alpi deli oluyor kaktüslere. Bahtsız yavrumun evde bitki yetiştirmek konusunda öyle beceriksiz bir annesi var ki; o kadar olur. Hani parklarda, belediye binalarının önünde, kendi kendine çıkan, büyüyen, tarhların içinden sarkan bitkileri bile; ya çok su vermekten çürüttüm ya da sulamayı unutum kuruttum. Bana şimdiye kadar en iyi dayanan ağaç, Begonvil idi. iki ağaç; 3 sene, paşalar gibi balkonumda yaşadı. Bunun begonvilin oldukça arsız bir bitki olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Şu anda salonda bir, pencere önlerinde dört saksı var. Ne kadar yaşama bağlılar, göreceğiz. Kardelen’ de bu konuyu açtım. Bana söylenen; bol ışık alacak, gübre ihmal edilmeyecek, suladıktan sonra saksı dibinde su birikmeyecek, ayda bir balkonda bir tam gün geçirecek. Bu kadar. Saksılar, tam bitkilere göre; o kadarınından eminim.

” Bir erkeğin, bir kadına verebileceği en güzel çiçek” diye tanıtıldı bu arkadaş bize. Renkleri, duruşu çok etkileyiciydi. Benim cüce de bunu duydu ve kim bilir kafasında neler kurdu. Elinden bırakmadı bir türlü. Bir aydır vazoda solmadı da.
Erkeğini, kadınını bilmem ama ben, çürütemedim diye pek mesudum :)

Annemin vardı balkonunda. Küçüktüm ve net olmamakla beraber polis çiçeği deniyordu gibi hatırlıyorum. 


İşte bu tam benlik!  Hayal meyal görünen saksılar, çok daha büyük bir saksının içerisindeki suya yatırılmış. Çürümeyi bırak; büyüyor.

Balkonda bir adet de bundan olsa ya; ne kadar güzel kokar.

 Alttaki de üstteki de limon. Alttaki çok ilginç gelmişti bize.

Büyüyünce boyu bu ağaç kadar olacakmış.

Kardelen’ deki keyifli gezimizi bitirip;  “7. Ödemiş Süs Bitkileri Fidancılık Sergisi” ne geçtik. Bayındır’da her nisan yapılan festivale benzer bir hayalle giden ben; ilk anda hayal kırıklığı yaşadım. Sonra Alpi kuşumla beraber; hayallerimizin bahçeli evinin bahçesini düzenledik. Ağaçlar, çiçekler seçtik, süsledik. Mutlu olduk :) Ahh ne yazık ki; ismini anımsayamadığım bir ceviz türü, bir de meyve yedik ve bayıldık. Çok değişik lezzetlerdi. Keşke not alsaymışım.

 

Son 3 fotoğraf, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ nin standından. “Bir tek burada çocuğa dikkat edin! Ellenmeyecek düzenlemeler” cart curt dendi.

İzmir’ de şimdiye kadar karşılaştığım belediye personelinin %90′ ı itici, görevlendirildiği konu hakkında çok yetersiz ve tavır olarak oldukça agresifler. Muhataplarına sabır; %10′ luk dilimin de yaygınlaşması için bol şans diliyorum.

  • Share on Tumblr

Doğum günümüz & pirate party

 Önce bir yeni sekmeli TIK‘ ki keyif katmerlensin.
Cuma, sabaha karşı ezan sesiyle nihayet gözlerimi yumabildim. Cumartesi sabahı 7:30 itibariyle ayaktaydım. Geriye pastanın kreması ile kanepeler kalmıştı. Annem, kardeşim ve Sevda sabahtan geleceklerdi yani problem yoktu:) Ama sabah olunca oluverdi! Sevda’ ya kafa izni verdim&annemler gelecek diye içi rahat; annemler 13:00′ de başlayacak partiye 10 kala geldiler Sevda var nasılsa diye&içleri rahat! Var yaaa; turboya taktım o kadar işi bitirene kadar. Annemler gelince nasıl çıldırmış gördülerse beni, 15 dk da herşey yerli yerinde, masada idi:)
RifBaba bir grubu alıp bahçede eşlik etti. Ben ve kalanlarımız Alpi’ nin odasını toparlayıp kaçamak bir de çay keyfi yapıp indik. Annem&kardeşim sanırım evi tamamen terk ettiğimizde arkamızdan zil takıp oynamışlardır:))
Alpi, hediye sarhoşu bir şekilde bahçede sokak kedisi kıvamında karşıladı beni:) Biz Nurturia grup ile koyu sohbetteyken, Selçuk sağolsun, minikleri bir güzel bahçe hortumuyla suladı. Miniklerden şikayetçi yok.
Bir de anlayamadığım bir sebepten dolayı, herkes gelip kendilerini alacaklar için veya dönüş yolu için RifBaba’ ya danıştı 😛 RifBaba’ da her tanıştırdığım arkadaşımın “Haaa! RifBaba:))” demesinden yarı sırıtık bir vaziyette gezindi. Onun açısından düşününce garip bir  durum tabii; varlığından bihaber olduğu insanların varlığından haberdar olmaları..
Bizimle bugünümüzü varlığıyla, mesajlarıyla, mailleriyle, telefonlarıyla kutlayan herkese can-ı gönülden teşekkür ederiz.
14 yetişkin, 11 enik çok eğlendik. Ara ara ya anneler/babalar ya da çocuklar kafa dinlemek için evin çeşitli odalarına kaçtıysalar da mutsuz bir surat görmedim ben:))Nurturia ekip, enfes şeyler getirdi. Evren+YavruSu ve Beyza+Bartu ile ilk defa yüzyüze görüştük. Bartu’ nun kamera gördüğü anda gülümseyişi, TülinSu ve Jump zıppa zıppa!!!sı, Ton’ un paspas sevdası, Arca‘ nin utangaç cilveleri, Ege’ nin derhal gaza gelip koşturmaları, Çınar’ ın çikolata sevdası, Ada’ nın “Alpi, ne kadar büyümüşsün. Gel bi sarılayım”ı, Aras’ ın hayalgücü, Yasemin’ in kanepelere iltifatları, Elçim’ in fareli köyün kavalcılığı, bütün anne&babaların samimiyeti Ve Alpi’ min herşeye bedel o mutluluğu, gülüşü…İyi ki canımsın, benimsin oğlum. İyi ki yanımızdasınız arkadaşlar.

RifBaba & Alpi & ElfAna

dogum gunu 2010

Sofra düzeni, menü ve süsleme için kaynaklar:
www.freeprintables.com
www.dltk-kids.com
www.yemeksenligi.com
www.mrspancake.com

*Biterken Alpi uyuyor, RifBaba her kahveme eşlik etmekten hortladı & Tony Tuff+Smokie Benz – Fullfilment Time çalıyor.






  • Share on Tumblr

Alaçatı

3 aile, 4 çocuk. Mekan Alaçatı, Club Baba. Biz buraya daha önce de gitmiştik, hiç değişmemiş. Bir mekanı bunca yıl sonra hiç değişmemiş bulmak iyi bir şey mi? Bazen evet. Güzel anılarla ayrılmıştık ve yine güzel anılarla ayrıldık. Böyle durumlarda bıraktığın gibi bulmak, insanın kendini rahat ve iyi hissetmesini sağlıyor.
Club Baba, büyük bir bahçeye sahip. Her bir köşesi farklı güzel.

Bu, dut yaprakları içinde sunulan kahvaltısı çok lezzetli. 1 tabakla iki kisi rahat rahat doyuyor. Aslinda önceki gidişlerimizde, sahibi olan bey, “Club Baba’ ya cigeri icin ogleden sonra gelinler” demişti. Biz yine öğleden sonraya yakın bir saatte orada olduğumuz & tıka basa yediğimiz için, fırsat olmadı.Bahçeden gözüme takılanlar:

 Alpi, biraz keyifsizdi. Sabah ve öğle öğünlerini atladı. Msadan kalkmamısa yakın, sütlaç yedi. Çocuklar epey bi eğlendiler bahçede. Oturduğumuz yerden sadece gözlemlemek düştü bize.-Arasıra katılımcı olmak da güzel-

Çaylar bitti, nescafeler geldi; ardından Türk kahveleri. Kafein stoğumuzu yüklenip Alaçatı sokaklarına vurduk kendimizi. Bu haftaki fotoğrafların yarısı RifBaba’ nın ellerinden öper.

Alaçatı’ da da yer gök taş ev. Böyle güzel gözüküyor cumbalı mumbalı; Bodrum’ a dönünce ne olacak bakalım? Biliyorsunuz değil mi; orada da yıllardır sit alanı sayılan araziler, belediye oluverdi :(

İki bayan, gruptan ayrılıp antikacılar pazarını aradık. Ters istikamete gitmişiz, bi köşeyi dönüp RifBaba’yla karşılaşınca komik oldu. Biz de çarşı içi turlarına devam ettik.

Sokaklar, çok sakindi. Biz de olmasak, renk, heyecan, curcuna gelmeyecekmiş 😛

Bu maviyi nerede görsem; bizim oralar düşüyor aklıma.. Apartman kurallarına aykırı gelmese, balkondaki pencere ve kapı dış çerçevelerini boyardım. Anne oldum Özlem’ in gebelik dönemindeki header’ ı gibi.

Alaçatı boyunca, antikacıları aradığımız arkadaşla gündemimiz dekorasyondu. Şuradaki eskitme sandalyeleri alsak da, küçük odanın duvarını yıktırıp mutfakla birleştirsek…Hayal tabi:)

Burada, bir mola daha. Arada iyice zıvanadan çıkmış çocukları iyice yorma maksatlı renk oyunu oynadım. Bahçedeki en olmdık rengi sordum, onlar da dört döndüler bulmak için:)

Deko + hayaller yazdım ya; benim evin salonu üstteki fotoğraftaki gibi olmalı. Taş duvarlar ve basit, sade, ayrıntısız, beyaz, ahşap mobilyalar. RifBaba, cinnet geçirirdi herhalde :) Country deyince kedi gibi tıslayıp pıslıyor! Amaaaa, benim artık bir odam var ya evde; kendime ait, orası düşlediğim hale gelecek. Az kaldı.

Herkese iyi tatiller.

*Biterken, Alpi Madagaskar Penguenler’ ni izliyor, RifBaba işte & 5 kelime sonra dibimde biten Alpi’ nin “Eve arkadaş çağırıcıaammmm!” çığlıklarını dinliyorum :)

  • Share on Tumblr

Anne tripleri

Üç hikaye anlatmak istiyorum. Konu annelik halleri.

Yemek keyfinden sonra biz yine kahvelerimizi içerken, bizim bücürler ayrı bir masaya geçtiler. Hedef : bir tanesinin elinde olan gameboy tarzı bir alet. Şimdilerde adı bu değil de anımsayamadım. A-ha! Kabul etmek gerek ki, yeni nesil & oyuncakları beni aşmaya başladı!  Diğer müşteri çocuklarının da ilgisini çekince, küçük çaplı bir çete gibi oldular. Alpi aralarında en küçüğü. Bu tarz meşgalelere(!) sıcak bakmadığımızın farkında. Sıra kendisine bir türlü gelmiyor. Çok sinirlendi de arka çıkan olmadığı için oyun şansını hepten yitirmekten korkuyor ve tedbirle yaklaşıyor :) Boyu da kısa geldi, masaya yetişmedi. Bir sürü çocuk başına üşüşünce, oyuncak sahibi de duvarın köşesine yapıştı. Hurraa! Bütün çocuklar üstüne. 10-11 yaşlarında bir tanesi araya karışmaya çalışan Alpi’ yi ittirip duruyor boyuna! Alpi devamlı bana bakıyor, benim kafam duvara dönük & dev güneş gözlüklerimin ardından, gözlerimin yaşarması pahasına, kafamı çevirmeden gözlerimi döndürebildiğim kadar o tarafı kesiyorum :)) Olay çıkacak belli, kokusunu alıyorum.


Büyük çocuk hababam ittirip duruyor Alpiciği. Karışmamam lazım, hakkını savunsun, öğrensin. Yardım bakışları yine üzerimde geziniyor, pas vermiyorum. Büyük çocuğun ailesi de tam arkalarındaki masada, onlar da ses etmiyorlar. Allahım, gözlerim şaşı olacak; dahası öyle kalacaklar!  Derken benim cüce aradan sıvışıp büyük çocuğun önüne geçti ve hızlı bir harektle büyük çocuk Alpi’ nin kolunu bileğinden kavrayıp çevirmeye & diğer eliyle de aynı koluna vurmaya başladı! Alpi’ den sessiz bir çığlık çıktı. Babasına baktım, herif sırıtıyor. “Bu kadarına sessiz kalamam!” diye gözlüğü fırlatıp babasının üzerine doğru bağırıp çocuklara yöneldim. Herifin sırıtışı yarım kaldı, oğlunun da. “Hemen bırakıyorsun O’ nun elini!” kükrememle çocuk geriye sıçradı ve ellerini çekti. Bu durumlarda koruma içgüdüsünün mantıkla savaşması ne zordur. Hemen kendimi toparlayıp daha sakin bir sesle O ‘ nun Alpi’ den çok daha büyük olduğunu, kendisine zarar verecek birşey yapmadığını, eğer makinalı çocuk hiçbirinizle paylaşmak istemiyorsa kendi aralarında başka bir oyun kurabilme alternatiflerini sıraladım. Babaya çirkin bakışlar atmaktan da geri kalmadım. Herkes çocuğunu yanına çağırdı, sırıtkan herif hesabı ödeyip ailesiyle kalktılar, 5dk sonra çocuklar etrafta koşturuyorlardı.

Yillardir tanidigim bir arkadasim var-dı. Taa çoluğa çocuğa karışmadan önce tanıyorduk birbirimizi. Hatta ikimiz de evlenmeden önce. Şimdi Alpi’ m 4; arkadaşımın çocuğu da 10 yaşında. Biz “anne tripleri” attık birbirimize, konusmuyoruz şimdilerde. Yazsam mı, yazmasam mı çok düşündüm. Çünkü, arkadaşım da okuyor Alpi Harikalar Diyarında’ yı. Çocukların aralarında 6 yaş olunca, sorun edilecek pek bir şey kalmıyor. Birbirlerini bir şekilde idare ediyorlar. Gecenlerde Alpi & arkadasimin kızı oyun oynayıp, yan gözle de tv’ yi kesiyorlardı. Biz de mutfakta lak lak yapıyoruduk. Eve gelince Alpi orada yediği çikolatayı, ağzından çıkartıp yeniden eski haline getirmemizi istedi!Cıv cıv cıv mümkün olmadığını anlatmaya çalıştık tam 1,5 saat boyunca. Alpi’ de “Berbat 2” döneminde bile yaşatmadığı bir terör havası estiriyor evde. Kendini yere atmalar, böğürmeler, çığlıklar!..Ağzından zar zor beraber tv de izledikleri filmde böyle bir sahne olduğunu öğrendik. Son yardım çığlığı arkadaşımı aradım&kızına Alpi’ nin anlattıklarını sormasını istedim. Kızı yok öyle birşey diyor, Alpi “Vaaarrr!” diye yırtınıyor. “Acaba şu mu, acaba bu mu?” diye telefonu kapattım, ertesi gün aradığımda olayı yarı yarıya çözebildiğimi konuştuk. Aynı evde bir gün +1 çocuklu anne daha katılıyor aramıza. Biz yine mutfakta lak laktayken, Alpi masa üstünde duran çerçeve için bekleyen, bitmiş puzzle’ ı avuçlamış & yeniden yapmak istemiş! Çok üzüldüler ana-kız. Ben de çok üzüldüm. Saatlerce yapmaya çalıştım, en sonunda hepberaber bitirdik. Arkadaşımın kızı, feci sinir yaptı ama :) 10 yaşında bir çocuk O da sonuçta. Çocuklar odada oynarken bir kargaşa, anneler seslenmeler; bir girdik ki Alpi yerde oturmuş ağlıyor. Arkadaşımın kızı yanı başında, gözyaşlarını falan siliyor. +1′ in kızı da henüz birşey sormadan “Valla biz bişey yapmadık! Kendi düştü” vs vs heyecanla anlatıyor. Kızlara olayı anlattırıyoruz, bir düşme anlatıyorlor, arkadaşım bile söyledi, “O pozisyonda kafa üstü düşemez” diye. Kucağımda ağlayarak sakinleşen Alpi, yine arkadaşımın kızının yanında kalmak istedi, kaldı. Dönüşte, kucağımda, minibüste Alpi şakımaya başladı. “Anne, o kız benim ayağımdan çekti, yere düşürdü. ( +1′ in kızından bahsediyor) Arkadaşının kızı, O’ na kızdı. O da eğer bize söylerse, okulda bir daha hiç konuşmayacağını söyledi. Sonra, yanına gidip kulağına bişey söyledi & barışıp sarıldılar. Arkadaşının kızı da “Tamam” dedi. Sonra da bana”Kimseye söylemeyeceksin tamam mı?” diye bağırdı!!!! Anam! Beynim döndü resmen. Çok ama çok sinirlendim. Hemen sonra Alpi’ nin doğruyu söylemiyor olabileceği ihtimali geldi aklıma. Olabilirdi de. Hemen arkadaşımı aradım & kızına olayın iç yüzünü sormasını rica ettim. Alpi’ ye şaşırtmacalı sorular sordum: “+1′ in kızı yere ittiğinde canın çok mu acıdı?” “Anne yere itmedi, ayağımdan çekti” “Kızlar, sen  yere takılıp düştüğünde yanındaymışlar ya, iyi ki haber vermişler” “Anne, yere düşmedim, ayağımdan çekti!” Arkadaşım, akşam konuştuğumuzda, kızının böyle birşey olmadığını anlattığını söyledi. “Yaa, Alpi de inatla böyle böyle söylüyor” dediğimde ” O kadar kıymetliyse çocuğun, başka çocuklarla görüştürmeyeceksin! Yanından ayırmayacaksın o zaman” diye yanıtladı beni. “Benim kızım yalan söylemez” diye de ekleyince patladım artık”Benim oğlum da yalan söylemez. Üstelik kafasını karıştırmaya çalıştığım halde, her seferinde beni düzeltti. Ben kızının yalan söylediğini düşünmekten çok diğer kızın baskı yaptığını düşünüyorum” dedim. bla bla bla… Halbuki ben, arkadaşımın kızının söyleyeceklerine değer verdiğim için O’ na danışmıştım…

Başka bir gün, sitenin bahçesindeyiz. Akşam üzeri & bütün annelerle çocukları aşağıda. Alpi, yeni taşınan bir ailenin çocuğuyla oynuyor. Derken bir şeye sinirleniyor & çocuğa önce bir tokat atıyor, sonra da yere itiyor. Annesiyle yerimizden aynı anda zıplıyoruz. Mağduru kontrol ediyoruz, fiziki bir sorun yok. Alpi’ ye dönüyoruz ve yaptığının yanlış olduğunu, vurmanın asla kabul edilemez olduğunu, arkadaşının şu an çok mutsuz hissettiğini vs anlatıyoruz. Çok sevimli bir çocuk. Hep olumlu yaklaşıyor bu tür olaylara & sözlü uyarıda bulunur. O hafta neredeyse apartmandaki bütün yaşıtlarından benzer muameleler görmüş! Hoşgeldin için kötü bir tecrübe miniğin yaşadıkları. Sonuç = çocuklar bahçede 1 senedir oynuyorlar, anne benimle bir daha asla konuşmadı!!

Olabildiğince tarafsız anlatmaya çabaladım. Bununla birlikte kendi tecrübelerimiz, ne kadar tarafsız anlatılabilinirse artık.. Merak ediyorum başka annelerin ve çocuklarının tecrübelerini? Yok mu bunun bir ortası? Ne bu, anne tripleri mi? Çocuklar söz konusu olduğunda aslan kesilmenin doğal olduğu kadar, mantığı yitirmek de mi doğal?

İçimiz açılsın azıcık. Bu hafta Annelerin Dünyası rengarenk. Devamı için bir TIK.

  • Share on Tumblr