UÇAN BALONLAR

Dün Ekin’ in doğum günündeydik. Hediyemiz için uğrak yerlerimden birinden dönüyoruz. Alpi’ nin tam uyku saati&henüz tamirden gelmediği için 4 çekerimiz de yanımızda değil. Alpi yoruldu ki ben bile böyle hissediyordum. “Kucak kucak” diye tutturunca e biraz taşıyayım bari dedim. Demez olaydım! 1,5 dk sonra kaldırımda ayağım bir kaydı. Alpi’ yi düzgün bir şekilde yere bırakıp öyle kapaklanmaya çalışıyorum ve sağ ayakkabım ayağımdan fırladı. Alpi şaşkın ama kıkır kıkır. Sonuç: Alpi yere sağ sağlim indi. Ben yere kapaklanmadım ama sağ ayağımda çeyrek yumurta büyüklüğünde mor bir şişim var. Tüm bu denge hareketlerini yaparken zaten problemli olan sağ dizim de iyice haşat oldu. Topallaya topallaya gittik.


Tabii o tempoyla pasta kesim+mum füfleme faslını kaçırdık. Anlayışlı oğlum buna gıkını çıkartmadı. Anne-Çocuk cimnastiğindeki özlediğimiz arkadaşlarımızla ana&oğul hasret giderdik. Yüzler boyandı, balonlardan çeşitli minik&sevimli mahlukatlar yapıldı, palyaçoyla bir olunup eğlenildi ve bol bol fotoğraf çekildi. Alpi bir ara kaydırağın tepesinden feryat figan bağırdı. Ne geri iniyor ne de kayıyor. Palyaço abi imdadımıza yetişti ve aşağıya sarkıtılarak uykusuz çocuk kurtarma operasyonu tamamlandı.

Uçan balonlar vardı bir de.. Doğum günü kızının babasının gazıyla çocukların aynı anda gökyüzüne salıverdiği.. E ama kızlar; ben elimdeki kıytırık makınayla bastım zoom’ u ve bu kadarını çektim. Süper bir manzarayı kaçırdınız. Uyuşuklar sizi:D PS.Mutlu yıllara Ekinciğim.

  • Share on Tumblr

HAFTASONU AKTİVİTELERİ

Geçen hafta sonu RifBaba artık bisikleti kullanıma sokmaya karar verdi. Forma girdikçe bu tür istekler çoğalıyor:)Balkonda baba-oğul bir temizlik bir temizlik.

Süngerini istedi Alpi ve yardıma dünden hazır zaten. İşin içinde köpükler&su oldukça teklifsiz atlıyor. Gerçi artık birçok şeye gözümüzün içine bakmadan taburesini pitipiti yanaştırıp atlamaya başladı. Mutfakta yemek mi yapılıyor? Hoop Alpi taburesiyle ne kesilecek? Cam mı siliniyor? Hoop Alpi fısfısı&süngeriyle camın önünde. Birşel mi boşaltılıyor? Hoopp…bu liste böyle sürüp gidiyor. Cumartesi günü İnkılap kitabevi’ nde “Maria Montessori Yöntemiyle Çocuk Eğitimi Sanatı”nı inceliyordum. Montessori’ nin yine uygulamak için can atacağım ve daha önce okumamış olduğum bir incelmesine denk geldim. ödül&cezadan bahsediliyordu. Bir sepete isim kartları koymuş. Üzerlerinde sınıftaki oyuncakların isimleri yazılı. Çocuklar kartları seçiyor ve kim elindeki kartı okuyabilirse o oyuncakla oynamaya hak kazanıyor. Bir süre sonra çocukların oyuncakla oynamayı ikinci plana attıklarını ve asıl amacın daha çok kart okuyabilmek olduğunu farkediyor. Montessori eğitiminde yanlış veya eksik bilinenlere değinilerek devam ediyor yazı. Bence bu pedagojiyle ilgilenenlerin mutlaka edinmesi gereken bir kitap.

RifBaba bisikletiyle zafer turu atarken ciğerci önü kedisi izliyor. Alamadık bir türlü şu bisiklet koltuğunu yaa.

Perşembe günü Aylin&Ada’ ya gittik. Bir süre evde oynadılar ve yürüyerek spora gittik. Ayy yolda resmen gülme&sinir krizleri yaşandı. Alpi tutturdu Ada’ nın elini tutup yürüyeceğim diye; Ada Nuh diyor peygamber demiyor. Alpi tepinip ağlayarak peşinden koşturuyor; Ada hayır diye kafasını çevirip bir de dönüp dönüp süzüyor. Eee oğlum kaçan kovalanır. Hayat dersleri başlıyor:)

Bir ara dev bir çekirge onları oyaladı ve kriz bitti. Elele tutuşup spora girdiler. Yol beni yine bitirdi. Çıkışta RifBaba’ nın yanına uğrayıp biryerlere takılacaktık. Metroda kucağımda uyuyakalması ve ayakta kalmam; işyerine gittiğimde de babasının acil işi çıktığı için beklememiz gerektiğini öğrenmem tuz biber oldu. Hadi be kızım; kır artık şu şeytanın bacağını da atla arabaya..

  • Share on Tumblr

İLK SERTİFİKA



Haziran itibarıyla Anne-Çocuk Cimnastiği’ nin bu sezonu sonu ermiş durumda. Ama olaydan kopamadık; şimdi de yaz okuluna devam ediyoruz hem de haftada 2 gün. Saatler de değişti. Yine benim anam ağlayacak anlaşıldı. Çocuk&annelere yönelik şimdiki belediyemizin sağolsun bir girişimi yok. Öyyllee yaşayın işte diyorlar. Toz toprak kaplı zemine; güneşin altına; tek bir ağaç fidesi bile olmayan, üstelik te arabaların vızır vızır geçtiği yerlere koyulmuş 3-5 spor zımbırtısı. Sinir oluyorum. Bakalım zamanla düzene gireriz umarım.



Geçtiğimiz haftalarda katılmadık. İyi hissetmiyordum kendimi. Bazen gözümde çok büyüyor yol. O kadar anlamsız geliyor ki yaptığım iş. 2 araç değiştir, 1 saat hopla zıpla. Eve geldiğimizde ben yorgunluktan ölüyorken; Alpi bahçedeki arkadaşlarını görünce tuttursun “Ben deeeee!” diye. Ama sporda da o kadar mutlu ki! Özlediği dostlarıyla sarılıyor, boğuşuyor, şarkılar, oyunlar. Birlikte de eğleniyoruz. Ben de iyi hissediyorum arkadaşlarımı görünce ama artık bunu yavaştan durdurmak gerekiyor. Sitedekilerin bir kısmı gibi rahatça aşağıya da yollayamıyorum Alpi’ yi. Bahçede birlikteyken de devamlı arka tarafa kaçıyor. Koştur arkasından. Rahat olamıyorum bu konularda bir türlü. Off herşey üstüste geldi bu ay. Nefretlik anılar birikti resmen..Teyze süpriz yapıp bizi izlemeye geldi.

Antrenörümüz Ute minik sporcuya elindeki belgenin ne olduğunu anlatıyor.

Duydukları çok hoşuna gitmiş olmalı. Üstüste sarıldı.

Minik erkek çocuğum! Seninle gurur duydum. İlk başladığımda kene gibi yapışıp ne denge tahtasında rahat yürüyordu, ne tırmanıyordu, ne de ellerimsiz zıplıyordu. Şimdi denge tahtasında-daha ince olanında da- denge için ellerini açıp kendi kendine yürüyor, korkmadan tavana kadar tırmanıyor ve son gün nihayet atladı da. Yüksek ama cidden yüksek. Benim kol altıma kadar geliyor. Baktım kızlar ardısıra tırmanıp atlıyorlar. “Hadi annecim, biz de deneyelim mi?””I_IIH!” Ama Adacık ellerini tutunca atlayıverdi. Aylin! Dediğin gibi Ada aşkı Alpi’ ye bunu da yaptırdı ya! Şimdi bu kadar gelişme kaydederken gel de sporu bırak. Off yaaa.
Çıkışta bi süpriz de babasının bizi almaya gelmesi oldu. Ona da özenle gösterdik, ağzı kulaklarına vardı.

Perşembe kolay bir gündü aslında. RifBaba bizi Balçova’ ya bıraktı. Alpi yolda uyudu ama bizim bir randevumuz vardı. Minik Ekin bizi bekliyordu. Büyük bir hayal kırıklığıyla iyi idare etti ve Alpi’ nin 1,5 saatlik uykusunu sabırla bekledi. Berna’ nın önerisi üzerine bir montessori etkinliği yapacaktık falan olmadı. En sonunda çocuklar ses tüplerini keşfettiler ama transfer yapmayı tercih ettiler.

İki hafta apartmanın yumurcakları bizdeyken:)

Sporcu bidikler






  • Share on Tumblr

GEZİCİ OYUNCAK MÜZESİ’ NDEYDİK



Oyuncak müzesi İzmir’ e gelecek diye pek bi heyecan yapmıştık ama o da hayal kırıklığıydı. Küçücük camekanlar ağzına kadar oyuncak dolmuş. Ben bu yaşımda karmaşık buldum. Ayrıntıları gözleyebilmek yordu beni. Çok mu şey bekledik acaba? Herşeyi yerinde görmek en güzeli galiba. Adamlar da ne yapsın tur bu sonuçta. Güzel olan neydi?


Eylem&kuzusu

Buluşma saatinden 1 dk sonra oradaydık ve kimseyi görememenin gerginliği ile bir hızlı Forum turu attık. Alpi de 25dk uyuyup uyanmış; nasıl huysuz nasıl huysuz! Buket-tekrar teşekkürler- yetişmeseydi hızır gibi Orkide& minik oğlu ile de buluşamayacaktık. İşte müzedeki oyuncaklardan neredeyse hepsi:



Soldaki polis arabasından bende de vardı. Akşam RifBaba’ ya gösterdim; onun da varmış yavruyken:)Kim bilir ne oldular?




Boyu yetmediği için çeyrek Gepetto oldu.

Kızlar ve beyler oturuyorken Forum Bornova’ nın dev karakterleri de miniklerin neşesine neşe kattı.

  • Share on Tumblr

İZMİR’ Lİ ANNELER BULUŞTUK!



4 nisan’ da montessori&annellik ile ilgili herşeyin paylaşıldığı grubumuzun İzmir ayağı nihayet buluştu.



Tenis Cafe bir anda çocuk cıvıltılarıyla doldu.



Peşpeşe uyuyanlar, uyananlar ve uyumayıp annelerini azıcık meşgul edenler..


Çok tatlıydılar çok!



Tenis topları, havuz ve kedicik en gözde mıncıklanacaklar listesindeydi.






Şimdi gündemimizde Forum’ a gelecek olan “Oyuncak Müzesi” var. Kızlaaaarrr! Duydunuz mu?

  • Share on Tumblr

ONLAR DOSTLARIMDI..

Taşındık ama küçük kuzumun kalbinin bir parçası Balçova’ da kaldı. İlk bir ayımız çok ama çok zor geçti. Ben bir türlü arabayla haşır neşir olamadığımdan dolayı mecburen otobüs, metro, RifBaba veya otobüs, metro, dolmuş şeklinde ev temizleme maratonlarıyla başladık önceleri. Kuzuya odasında bir küçük ayarlama yaptım. Oyun ve uyku ihtiyaçları giderildi. Zaten çoğunlukla temizlik yapmaya gönüllüydü.



Alpi geceleri dönen laflara sadece kulak misafiri oldu. Değiştireceğimiz eşyaların bir kısmını 1 hafta önceden dağıttık ve koltuklarda Alpi resmen koptu. Bu bebeğimi öyle derinden etkilemiş ki; bir ay boyunca saçma sapan olarak başlayan her mızıltı “Koltuklarımızı çok seviyordum. Abiler gelip aldılar. Bunları istemiyorum!”feryatlarına eşlik eden ağlama krizleriyle devam etti. Biz taşındığımızda 39 dairelik apartmanda topu topu 5 aileydik. Yan sitede tanıdıklarımın olması işe yarıyor gibiydi. En azından ben öyle sanıyordum.



Alpi’ nin bütün hareketleri, huyu suyu değişti. İnanılmaz çekilmez tavırlar sergilemeye başladı. İçten içe ortam değişikliği olduğunu hissediyordum ama bu denli patlak vereceğini hayal bile etmemiştim. İşte yetişkinlerin iyice tartıp harekete geçildiği sanılan yüzeysel dünyası ve çocukların ayrıntılara ve rutinlere bağlılıkları. Sonuçta herşey Alpi için daha iyi olacaktı. Daha iyi okul fırsatları vardı, şehre ne uzak ne içinde bir ev, bir sürü arkadaş. İşte tam da bu noktada yanılmışız. Bir gün yine ağlıyordu alakasız bir şey için ve bombayı patlattı:” Anne ben çok yalnızım!”
“Neden anneciğim? Biz senin yanındayız”
“Benim hiç dostum yok!”
“Olur mu hiç öyle şey! Bak burada falanca filanca hergün parka gidiyoruz, bahçede oynuyorsunuz”
“Anne onlar benim dostlarım değil! Arkadaşlarım. Benim dostlarım orada kaldı!(Eliyle karşıyı-Balçova- gösteriyor) Sporum da orada kaldı..Eski evimiz çok güzeldi. Zaten koltuklarımızı da aldılar! ÜHüüeeeeeeeeee!
Tahmin edilemez bir dumur yaşadım. İçim acıdı resmen. İyi hazırlayamamışız demek ki çocuğu. O gün kucağımda sarılarak ve ağlayarak daldı öğle uykusuna…O hafta spora gitmemiştik ve de oyun grubumuzla buluşmamıştık. Zaten o “dostları” anne çocuk cimnastiğinde tanıştığımız annellerle kurduğumuz oyun grubundaki çocuklardı. O günden beri günde en az 6 saati sokaklarda geçiriyoruz. Park park geziyoruz. Taş, çiçek vs topluyoruz. Elimizde büyüteç karınca ve böcekleri inceliyoruz. Bir ara sapıttığını düşündüm: Eve giren sineklerle konuşup kışkışlayınca da ağlıyordu: Onlar O’ nun dostlarıymış! Tam bu dönemde -biraz erken oldu gibime geliyor-hayali arkadaşları girdi hayatımıza. Bir gün beni çok feci gafil avladı:
Ev yerleştirmeye çalışıyorum umutsuzca ve uzun zamandır sesi soluğu çıkmıyordu. RıfBaba’ da gece mesaisinde. Odasına gülümseyerek girdim. “Anne niye merhaba demiyorsun?” diye sordu.
“Merhaba Alpi”
“Sen çok kaba bir annesin sanırım”
“Ne oldu bitanem?”
“Bak sana el sallıyorlar”-eliyle pencereyi gösteriyor
“Kim el sallıyor?”
“Arkadaşım”-oyuncaklarından bahsettiğini sandım ve gülümseyerek yerdeki oyuncaklarına merhaba dedim. Birden bağırdı:
“Dikkat etsene ayağına bastın!”-geri çekildim ve yerde üzerine bastığım bir oyuncak aradım ama yok. Bu sefer kaşlarını çattı ve:
“Anne sana çok kızdı. Şimdi arkadaşım pencerenin önüne saklandı ve sana sinirli sinirli bakıyor”-Ben salaklaşmış bir şekilde pencerenin önünü tarıyorum neler oluyor diye. Kalktı yerden ve pencerenin önüne gitti. Elini uzattı ve birisiyle elele tutuşuyormuş gibi bir soluna dönüyor yüzünü acıyla buruşturuyor bir bana bakıyor ve yanıma geldi.
“Özür dileyecekmişsin yoksa o da senin ayağına basacakmış!”
Ayyy! Birden resmen ürperdim. İlk hayali arkadaş vakasını yaşadığımızı idrak etmem biraz zaman aldı. Tahmin edin aklımdan neler neler geçti:))Sevimsiz bir şekilde gülümseyerek onun hizasına eğilip boşluğa özür diledim. Dönüp arkasına
“Tamam artık gidebilirsin” dedi. İtiraf ediyorum bikaç dakika kapının arkasına saklanıp gizli gizli izledim.



Şimdi durumlar nasıl? Arkadaşları hayatında önemli bir yere sahip. Oyun grubu toplantılarına olmasa da harici buluşmalar, doğum günleri, anne çocuk cimnastiği için bir ayağımız Balçova’ da. Bazen tüm anı arkadaşlarıyla dolu dolu kudurarak; bazen de hiç umursamıyormuş gibi geçiriyor. Ama dönüş yolunda anlattığı ayrıntılardan radarlarının açık olduğunu anlıyorum. İşte bazı toplantılarımızdan kareler:



Spor dönüşü park çıkartması.






Yine bir başka spor dönüşü Dilek&Çınar bizi evlerinde misafir ettiler. Dilek arka tarafta omlet hazırlarken; ben de çocuklarla avaz avaz şarkı söylüyorum.


Melis&Alpi her biraraya geldikten sonra Burçin arkamızdan bahar temizliği yapıyordur eminim.


Süper beşli Çınar’ ın doğum gününü kutluyor.


Super anneler&enikleri.


Dilek ellerine sağlık. 5 miniğe 3 mumlu pasta düştü. Daha ne istesinler?


Anneler coşmuş; değme paparazzilere taş çıkartırken bana yakalandılar. Heh heee..


Geçtiğimiz pazar İrem’ in doğumgünüydü.


Doğa&Alpi köpek balonlarıyla oynarken.




Anneeee! Yakışmış mı?



Alpiii! Yakışmış mı?



Hayatımız böyle sürüp gidiyordu. Özlemler, sevinçler. Kuzucuk kah yalnızlık çekiyor kah arkadaşlarıyla kucaklaşıyor.



İşte o dönemde hayatımıza “Bıcık” girdi.


1 yaş görünümlü 4 aylık bir tekir. Alpi’ nin tüm hayatı değişti ve neşe geldi, bunalımından sıyrıldı; Bıcık’ ın tüm hayatı değişti ve hayatının pamuk ipliğine bağlı olduğunu hissetti, bunalıma girdi! Alpi gözünü açtığı andan uyuyana kadar evde şu şekilde yaşamaya başladık: Önde Bıcık can havliyle kaçıyor; arkada Alpi vahşi çığlıklar atarak onu kovalıyor; en arkada ben Alpi’ yi durdurmak için koşuyorum. Zavallı minik Bıcık hayatının tecrübesini yaşadı. Evde tam bir sessizlik oluyor. Tam ohh huzur derken aklıma bunun olmaması gereken bir sessizlik olduğu geliyor ve BİNGO! Alpi ya ata biner gibi Bıcık’ a binmeye çalışıyor ya da boynundan yakalayıp kucakladığını düşünüyor oluyor. Bıcık sabah08.30ile akşam11.00 arası ortalıkta durmuyordu. Kendine gizli yerler yapmış:)


Panik halinde tam 45 dk aradık ve nereden çıktı!



O gün apartmanda toplu alınmış olan bir kararı öğrendik: KEDİ VE KÖPEK BESLENEMEZ!Can sıkıcı bir durum ama Bıcık’ ı bahçeye bırakmak zorunda kaldık. Mama kapları ve yatağı ile birlikte. Bahçeye indiğimizde sanki bir köpek yavrusu gibi tıp tıp tıp peşimizden markete, oyuncakların yanına .. heryere geliyor.

3 haftadır fildir fildir geziyor.


Hayatından gayet memnun. Hatta komşularımızın bir kısmı evlerine kuru mama almışlar; sabah akşam gördüklerinde veriyorlar. Sadece giriş katındaki komşularımız zorluk yaşıyor. Minik kedicik evlerine girmek için o kadar ısrarlıymış ki, sineklik yırtılmak üzereymiş.



  • Share on Tumblr

UYKU & SPOR

Balçova Belediye Başkanı’ na sırf bu yüzden oy versem yeridir. Anne-Çocuk cimnastiği sayesinde iki yıldır delirmekte olan ben nihayet uyku yüzü görüyorum. Nasıl oldu anlamadım bile. Haftada bir gün bir saatlik olay hayatımı kurtardı resmen. Nasıl bir enerjiyle girişiyorsa artık Alpi aletlere, daha dönüş yolunda uyuyor. Heheeee! Cuma öğleden sonrası keyfimi garanti altına almak için spor çıkışı 15dk’ lık bi de park. Alpi in wonderland!!!
Gözle görülür gelişmeler de var tabiiki. Benim boynuma yakın meyilli bir denge tahtasında iki elini açarak neredeyse bana tutunmadan yürüdü yürüyecek. Uykusu düzene girdi:)))Aynı mesafeyi yatay&dikey olarak sürünerek katediyor. Kurallara uyuyor. Arkadaşlarını resmen sayıklıyor. Uykusu düzene girdi:))))Yeni şarkılar ve oyunlar öğrendik. Paylaşmak daha az problem olmaya başladı. Uykusu düzene girdi:)))Yağışlı günler haricinde -yoruldukça arabasına biniyor- yürüyerek gidiyoruz. Yolda çok şeyi konuşma fırsatı doğuyor. A söylemişmiydim: Uykusu düzene girdi:)))))

  • Share on Tumblr

Bütün Kızlar ve Alpi Toplandık

1. HAFTA
Anne-Çocuk Cimnastiğinden 4 arkadaş toplandık ve oyun grubumuzu kurduk. İlk toplantımızı baktık hava da güzel Kır Evi’ nde yaptık. Gayet hareketli geçti. Ortalık cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle doldu. Birbirlerini salladılar, kovaladılar, -bundan kediler de nasibini aldı- oyun evine doluşup annelere cilve yaptılar, sırayla kaydıraktan kaydılar. Ufak tefek itişip kakışmalar olmadı mı? Oldu tabii. Bazen araya girdik; bazen de oluruna bıraktık uzaktan gözlemlemekle yetindik. Öğle yemeği zamanı hepimiz masaya sığışıp gözleme ve ayran keyfi yaptık. Oyun masasında oturup birkaç tekerleme&şarkı söyledik ve haftaya görüşmek üzere ayrıldık.

2.HAFTA

Yine açık alanda buluşma hayalimiz vardı. Bu sefer İnciraltı’ ndaki oyun alanına gidecektik. Sabaha karşı yağan yağmur süpriz oldu bize ve sabah Sevtap&İrem’ lerde toplandık. Eğitici oyuncaklar onları epey bi oyaladı. Bol bol legolar, oyun hamurları ve yapbozlarla ilgilendiler. Alpi genelde bireysel oyun tercih etti ama radarlar hep açıktı. En ufak bir olayda dönüp kontrol etti ve ardından yine oyununa döndü. Bi ara İrem’ in odasını topluca istila ettiler. Elmo izlediler. Bol bol kapışma oldu ve haftaya bizde buluşmak üzere ayrıldık.

3.HAFTA

Geçen hafta Alpi’ nin ilk kez bademcikleri şişti. Ne anne anne-çocuk cimnastiğine ne de başka biryere gidebildik. İlk iki günden sonra bir daha ateşlenmeyince doktorumuzun izniyle oyun grubumuzdakilere gelebilirsiniz dedim. Akşamdan oyuncaklar ayarlandı. Karşılamaya gittik ve eve girer girmez doğru oyuncaklara hücum ettiler. Bu sahne benim çok hoşuma gidiyor. Antenler dönüyor, oyuncaklar algılanıyor ve hücuummmm. Küçük böcekler! Grubumuza yeni bir anne kız katıldı: Meryem&Doğa. Bu haftanın zor geçeceğini tahmin ediyordum ve arkadaşlara da gerekli uyarıları yaptım. Ama yine de küçük maymun coştukça coştu, hırçınlaştı. Atıştırma faslı da bittikten sonra artık dayanamadı misafirlerimiz ve parkta devam edelim diye evden sokağa zor kaçtılar :)) Neyse 1 saat kadar park hepsine iyi geldi. Alpi salıncak üstünde uyuklarken kızlar kovalamaca oynadılar. Uyku iyice bastırınca evlere dağıldık.

4.HAFTA

Bugün Aylin&Ada’ lardaydık. Akşam Alpi ceketini görünce giymek istedi ve bugüne giydirdim. Saçlarını taramama izin verdiği gibi bozulmasın diye ellemedi bile! Yolda aklına geldikçe “Anne ben yakışıklı oldum değil mi” diye sordu. Kendini şöyle bir gösterdi iltifatlardan tatmin olmuş bir şekilde hoooppp Ada’ nınodasına..Daha önce geldiğimiz için yolu da biliyor. Hemen ahşap trenlerin başına oturdu. Bir süre sonra Patates Kafa’ yı farketti ve yaklaşık 3 koca saat neredeyse başını bile kaldırmadan Bay ve Bayan Patates Kafalar imal etti durdu. Bir gece önce-sabah- 2 ye doğru uyumuştu. Bugün fazla etliye sütlüye karışmadan tek başına oynamayı tercih etti ben de müdahale etmedim. Gitme saatine yakın Aylin’ in çıkardığı çadirda boğuştular. Bütün gün birbirlerini görmezden gelen Ada&Alpi gider ayak sarmaş dolaş; alt altta üst üste Wall-e izlediler.Bayramdan sonra Meryem&Doğa’ larda buluşmak üzere ayrıldık.

  • Share on Tumblr

BİNDİK BİR ALAMETE, GİDİYOZ KIYAMETE!

Rahmetli Cem Karaca geldi aklıma son blogspot örneğini düşününce. Neyi nereye kadar yasaklayacaklarsa bilirkişiler..

Güzel bebeğim çok hastaydı çoook. Akut faranjit olmuş. Ayakta geçirdi ama o öksüremeyip hapşuramamaları.. Kuzucuğumm tuhaf iniltiler çıkarttıkça yan odaya atıp kendimi ağlamamak için zor tuttum. Maalesef ilk defa bir şişe antibiyotik bitecek. Kuzucuk tamamen ayaklandı. Bloga gireyim dedim o da ne? Süpriz yapmış birileri! Bu ve bunun gibi bloglar annelerin kuzucukları için tuttuğu birer günlük bir nevi. Yaa kuzucuğum; yıl 2008 hala yasaklamalar var. Sağolsun birileri bizim adımıza heeeep düşünüyor. Güya çocuğumla ilgili güzel şeyler olacaktı o kadar aradan sonra. Neyse..

Yokluğumuzda biz “Anne – Çocuk cimnastiği” ne başladık. Aman bir eğleniyoruz; bir uyumluyuz demek isterdim ama değiliz. Çocuğun her dönemi güzeldir. Bu günleri de özlersiniz. Geçer geçer, bunlarda geçer.. Boşversenize yaaa. Alpi 3 haftadır anamı ağlattı resmen. Bu ne yaa? Şu 2 yaş krizi tavan yaptı bizde. Onun dönemi geçmezse benim ergenlik isterilerim geri dönecek. Sporda ilk günümüz:

“Yeni bir ortam. Hımm.. Önce bir inceleyeyim, annem yesin benim burada supper eğleneceğimi, yeni arkadaşlar edineceğimizi. Ben sonra her çocuğun icabına teek teek bakarım” dedi herhalde küçük haydut. Çünkü ikinci haftamız ve sonrakiler tam bir kaostu. Hem benim için hem de diğer yumurcaklar için. Antrenörümüzün resmen bir gözü sadece bizim üzerimizde diğeri tüm sınıf üzerinde dolaşıyor. İsyan çıkartıyor, diğer çocukları azdırıyor, tepelerine çıkıp ata binmek, horozlanmak, güç ve gövde gösterileri… Allahım.. Biz bir giriyoruz içeri resmen son hafta tüm anneler çocuklarını korumaya aldı. Bizim evin halleri de pek iç açıcı değil bu aralar. Sabahın 3lerine kadar uyumamalar, bir coşmalar pir coşmalar! Anne ve baba olarak bu aralar her türlü şiddete maruz kalıyoruz: Saç çekme, tekmeleme, tokat hatta yumruk. Ne oluyoruz yahu? Birisi bu küçük canavarı durdurmalı deyip sıvadık kolları. Hoop kuklalar iş başına. Bir tanesi arkadaşlarına güzel davranmıyor arkadaş üzülüyor. Bizim cin pür dikkat dinliyor.

Park ziyaretlerimiz sıklaştı. En sonunda dedim ki içimden büyük yaş çocuklarından bir tanesi alsa ifadesini nasıl yola gelecek. 6 yaşındaki kız çocuğunu ağlattı, geri püskürttü geçenlerde. 2 yaşında top böceği “Bu kaydırak benim . Eğer buradan kayarsan senin çeneni kırarım” diye horozlanıyor! Gözlerim yuvalarından fırladı. Hemen aklımda bir sahne belirdi. Bizim anaokulu zamanımızda bir gün parkta Alpi’ nin sınıf arkadaşlarından biriyle karşılaşmıştık. Aman ne iyi denk geldiler diye düşünmüştüm ki bu cümleler o bücürün ağzından çıkmıştı. Okulun problem çocuğuydu bu ufaklık. Bu etiketi de üstelik kendi annesi takmıştı. Zavallı çocuk baştan 1-0 yenik başlıyor olaya.. Benim cüce de yememiş içmemiş bunu hafızada korumuş. Olayın bir diğer vahim yönüde gittiğimiz parkta devamlı eski velilerle karşılaşıyoruz. Bu öğretmen olacak bu da çocuğu demezler mi adama? Hem de ne biçim derler! Ben bir anne Alpi de herhangi bir iki yaş çocuğu olamıyoruz velilerin gözünde. Bu da mesleğin cilvelerinden işte. En sonunda beklediğim kurtarıcı velet- 4 yaşındaymış- bizimkinin üstüne üstüne gidip “Sen ne biçim konuşuyorsun bakiim öyle burası bütün çocukların parkı” diye çemkiriverdi. Baktım bizimki kuyruğu kıstırdı. Eve dönerken bu olay ayrıntılarıyla konuşuldu ve sonraki 3 günün en önemli konusuydu. Oyuncaklarıyla oynarken bile aynı sahnenin canlandırılması yapıldı. Yaani deli deliyi görünce sopasını sakladı:)Bazı şeleri kendi tecrübe etmesi daha etkili oluyor.

Bu haftaki en umut verici gelişmemiz ziyarete gelen bir arkadaşımın saçlarını yolduktan sonra kendi kendine gelip “Özür dilerim. Bir daha yapmayacağım” demesiydi. Bir daha bloğa bu kadar ara vermemeliyim. Her şey kafamda arap saçına dönüyor. En iyisi fotoğraflarla bir geçmiş hafta muhasebesi yapmak.

 Merdiven inme çıkma egzersizleri

 Ne yaparsa yapsın ufacık bir melek o daha

Alpi ve Cenk. Hiçbir tartışmanın yaşanmadığı sevimli bir gün

Hiç vazgeçemediği 2 ytl lik yazı tahtası. Bu resmi çoook özel kılansa “Anne bak balon yaptım” diye koşturmasıydı. Bi de taze ilkokul öğrencileri gibi poz verdi. Artık daireyi bilinçli olarak çizebiliyor. İçine koca yuvarlakımsı göz, ağız çizgisi, kafadan çıkma testere şeklinde ayak ve kollar. “Anne çocuk çizdim baakkkk”. Bunu daha fotoğraflayamadım çünkü makinayı görür görmez siliyor. Alpiş’ in bu yaptıkları Rıfat’ la beni pek memnun etti çünkü bu karalama devresinden çıktığı anlamına geliyor. Bu da 3-3,5 yaş döneminde görülen bir durum. EEE damarlarında babasıyla benim asil kanım dolaşıyor ne de olsa ha ha.

Sözünü ettiğim kukla seanslarından bir görüntü.

Anne-Çocuk cimnastiğinde Alpi’ nin en çok keyif aldığı anlardan biri.

Spor sonrası yorgunluk atıyoruz

AAAA Anne de sığıyormuş

E en sonunda ben de dayanamayıp coştum

Spor+park=Benim kuzucuğum da yorgunluktan uyuyabiliyormuş

  • Share on Tumblr