Sobe: Gizli gerçekler!

Yeliz ve Nil‘ den geldi bir sobe:) Ödüliçin teşekkür ediyormuşuz ve hakkınızda 7 bilinmeyeni anlatıyormussunuz. Ödül hakkında Nil ve Yeliz de bhiçbir şey yazmadığından bilemiyorum. Ödül bahanemiz olsun. Hayatım hakkında bilinmeyenleri açıklıyorum!

İnanılmaz üşengeç olabilirim. Olmayadabilirim! Yumurta kapıya gelene kadar bekleyebilirim. Ev dandini misal; akşama yemekli misafir gelecek; genellikle saat 16:00’ya kadar oyalanıp, o saat itibariyle depara kalkarım. Yemek saatine kadar bütün evi elden geçirir, 3-4 çeşit yemeği hazır eder, Alpi’ yi parka götürür, günlük aktivitelerimizi yaparım ve misafiri karşılarım. Neden böyle bilmiyorum.

Kuaföre gitmekten hiç haz etmem. Saaterce saçlarımla oynanmasından nefret ederim. Kuaföerde ayna karşısında tribe giren kadınları sevmem. Orada dönen muhabbeti de.

Yemek yapmaya hevesliyimdir. Bununla beraber; misafir içinse veya ilk kez deneyeceğim bir tarifse inanılmaz gerilirim.

Topuklu ayakkabıyla rahat edemem. Senede 1-2 kez giyerim ve stilettolarla akrobasi yapmadan, sadece yürüyen kadınlara ödül verilmesi gerektiğini düşünürüm. Aaa bir de bir karış topuklu ayakkabılarla yürümeye çalışan kadınlara hiç utanmadan gülerim. Üst beden öne doğru büküktür, dizler de kırık, apış aralarından bir rahatsızlıkları varmış gibi yürüyorlar. Tutamıyorum kendimi ne yapayım:P Aynı şekilde her gün düzenli makyaj yapan kadınlara da şaşarım. Makyajın yüzü eskittiğini, yorduğunu, alıştırdığını ve bir süre sonra makyajsız hasta gibi görünen bir yüze sahip olunduğunu düşünürüm ve bundan çok korkarım.

Kadınlar türkü söylemesin; söyleyemez zihniyetindeki erkeklere gıcık olurum.

İki dakikada enseye şaplak samimiyetni kaldıramam. Sanalda bile geri dururum. Tanımadığım insanların “canım” diye söze/yazıya başlamasını sevmem. Hemen muhataplığı keserim.

Çocuğumun gözde üniversitelerden yüksek derecelerle mezun olması, ceo olması, deli paralar kazanması vb hayallerim yoktur. İnsan olsun, doğru yoldan sapmasın ve bir mesleği olsun yeter diye düşünürüm.

Sobelemeye geçiyorum: YavruSu, Nohut Oda Bakla Sofa, Anne Kaleminden, Her Telden ve Aselname. Klavye başına.

  • Share on Tumblr

Blogger "N" lerini seçiyor

Sonbaharla birlikte blog sobeleri başlamış durumda. Küçük Prensim ile Aren ve Dilek bana SOBEEEE! demişler. Doruk’ un annesi beni “En çok gezen blogger” ; Aren’ in annesi ise “En faydalı blogger” olarak işaretlemiş. Tam da tatil notlarimi paylaşacaktım:))) Doruk’ un ve Aren’ in annelerine teşekkür ediyorum ve sobelenenler için kurallara geçiyorum:

• Yazının başlığı “Blogger “N” lerini seçiyor” şeklinde olmalı.
• Her kategori için en fazla üç seçim yapabilirsiniz. (Sadece bir kategori için, üçten fazla isim yazma hakkınız var)
• Ekstra bir kategori daha ekleyip seçiminizi yapabilirsiniz. Kategori açarken mümkünse seçiminizi en güzel, en akıllı, en zeki gibi şeylerden yana kullanmayın. Tamam birbirinizi tanıyor olabilirsiniz ama burada genel seçimden bahsediyoruz ve birbirimizi (genelde) sadece yazılarımızdan tanıyoruz. Yazılardan yola çıkarak sonuçlara varabileceğimiz kategoriler olmalı.
• Aynı kişiyi birden fazla kategoriye yazabilirsiniz. Sobe  yazılarınızın okunduğuna dair, sahibi tarafından yorum bırakılması gerekir. Bir gün içerisinde yazılarınıza yorum gelmezse mail atarak haber verirseniz en doğru sonucu elde etmiş olursunuz.
• Listede ismi olan herkes sobelenmiştir…
 “N” lere geçiyorum:
 En iyi tasarıma sahip blogger: Pi-nik Kuş
 En güncel blogger: Blogcu Anne, 
 En faydalı blogger: Pratik Anne, Kitubi
 En  çok gezen blogger: Anne ve Bebişi
 En eğlendiren blogger: Olmadık İşler Peşinde , Günün Çorbası
 En çok yorum yapan blogger: Deli Anne
 En çok kendini özleten blogger: YavruSu
 En lezzetli blogger: Beste’ nin Naneleri
 En vefali blogger: Red Riding Hood
 En hamile blogger: Türker Kağan’ ın Büyüme Maceraları
 En doğal, çevreci ve sade blogger: Crebro-Çizgili Günlük,
                                                          Robots, Doodles and Orange Bubbles
 En yeni blogger: Kitapçoksever bir aile ve Nilberk
 En renkli blog: İbeking









  • Share on Tumblr

Yıl Sonu Gösteri$i

Bir süredir aklımda bu konu. Her gün çocukları o günün branş öğretmenine teslim ederken, Alpi’ yi kapının küçük camından izlerken, veliler “Sene sonu gösterisi nerede olacak?”, “Ne zaman olacak?” diye sorarken, kostümlerden bahsedilirken…Evet, okulda kesinlikle bir hareket var bugünlerde.

Çocukların verdikleri tepkiler birbirini tutmuyor. Kızlar, kostümler için heyecanlı. Alpi, baş rollerden birinde olduğu için heyecanlı. Benim bidikler, büyük bir sahnede, ellerinde peluş hayvanlarıyla koşturacakları için heyecanlı. Hepsinin ortak tek bir dileği var: Çalışma sonunda ödül motivasyon olsun diye alacakları şeker!

Bu, çoğu zaman rahatsız ediyor beni. Hiç mi hiç sevimli gelmiyor. “Şimdi yat oğlum. Aferin, al bakalım şekerini!”

Amerika’ da doğup büyümüş bir velim anlatmıştı: “Orada böyle dehşet paralar vermemiştik kostümler için. Böyle sıkıntılı organizasyonlar da görmedik hiç. Çocuklar temiz, birer şort & tişörtle sahneye çıkar, şiirini, şarkısını okur ve evine giderdi.” Yıllarca bu sözler çıkmadı aklımdan. Her sene yapılan çalışmalarda bazen gözlemciydim, bazen işin direkt içindeydim. Vee hep memnuniyetsizdim bu konuda. Alpi’ nin drama gecesi de bu fikrimi değiştirmedi; 20 gün sonra yapılacak asıl gösterinin halen devam eden çalışmaları da. Evet, karşılaştrınca daha eğlenceli geçiyor, çocuğu sıkmıyorlar falan filan ama “Ne kadar gerekli?” sorusunun cevabı bende belli.

Damla Nurturia‘ da dürtmüştü bizi benim yazımla yaklaşık aynı tarihlerde. Onunda kafasında da aynı sorular. Sonra da Kitubi’ de değinmiş konuya.Malum, kıyım başladı… Bir de eklemiş;
“Kreş mimi yazısını yazan ve yazmayan, çocuğu kreşe devam eden herkesi mimliyorum. Çocuğu kreşe gitmeyip, yine de fikri olanlar da yazsa ne güzel olur.” 

1. Çocuğunuzun devam ettiği kreşte çocukların gösteri yaptığı bir organizasyon düzenleniyor mu? Gösterinin süresi nedir? Nerede yapılıyor?

Evet, okulumuzda da böyle bir organizasyon düzenleniyor. Bütün yaş gruplarının katılacağı bu organizasyonun süresi toplam 2 saat olarak hesaplandı. Bir kolejin konferans salonunda yapılacak.

2. Gösteriye nasıl bir hazırlık yapılıyor? Haftada kaç saat bu iş için harcanıyor?

Yaklaşık 6 aydır, her branş öğretmeni, kendi ders saatlerinde çalışmasını yapıyor.  30-40dk lık bir zaman dilimlerinde, her yaş grubu sırasıyla çalışmasına giriyor. Perşembe günü hariç, her gün bir branş dersi var.

3. Gösterinin çocuğunuza ne yararı olacak? Sizce çocuğunuz için bu hazırlıkların, ya da gösterinin kendisinin verebileceği zarar var mı?
Ben de bunu çok sorguluyorum. Alpi girişken bir çocuk. Bu konuda bir sorunumuz yok. Canı isterse birilerinin karşısında şarkı söyler, istemezse mümkün değil. Benim bidiklere gelince; çoğu sahne korkusunu feci derecede yaşadılar. Korktular, annelerinin kucağında ağladılar. Büyük yaşlardan da benzer tepkiler geldi. Bu yaşta bunun için çocuğu zorlanması gerektiğine inanmıyorum. İlk gösteride koro vardı. Alpi 4 ay boyunca her ders aynı şarkıları tekrarlamaktan çok sıkılmıştı. Derste tutmakta zorlandık. Tutmalı mıydık? Gerekli miydi? Değildi tabii ki. Mevcut düzeni bozmamak, öğretmeninin otoritesini sarsmamak adına az müdahale etmeye çalıştım ama pek de sallamamışım sanırım. Şimdi düşününce; üç sıkılmasının ikisinde, Alpi dışarıdaydı. :) Böyle olabilmeli aslında. Branş dersleri çoğunlukla anne-babaların seçtiği dersler. İlgisi yok ise zorlamamalı. Hatta okula gönderilmek de çocuğun seçtiği bir şey değil. (Bu yazının sonunda şuursuz, içinde bulunduğu sistemin otuna topuna muhaliflik yapmaktan zevk aldığıma ve de MEB, ağzıyla kuş tutsa bana yaranamayacak olduğuna daha çok inanır olacağım)
Hepsi bir yana, çocuğa cidden zarar verebilecek bir durum geliyor aklıma. Çocuk bu gösteri çalışmalarından cidden haz alıyorsa, bunun bir oyun değil de gösteri olduğunun farkındaysa, izleyicilerin tepkilerini önemsiyorsa ve aylarca çalıştığı rolünden olursa bu ciddi bir sorun oluyor.

4. Bu gösterinin okula ne yararı var? Ne gibi yükleri olabilir?
Öncelikle prestij, ardından maddi destek. Velilerin genelinde şöyle bir beklenti/anlayış/bilinç altı var: Ne kadar iyi bir gösteri çıkarsa; o okul o kadar iyidir. Ödedikleri aylık ücretin hakkını veriyordur. Çocuklarının yapabileceklerini ispatlamıştır. Veyaaaa beş para etmez  bir okuldur. O kadar para ödenmiştir ve falancanın okulu kadar bile olunamamıştır. Bu yazdıklarım bazılarınıza “fazla” gelebilir; 2003′ ten beri yaptığım gözlemler, yaşadığım tecrübenin bir “genellemesidir”. Tamamen sanatsal kaygılarla yola çıkanlar da var; maddi beklentililer de mevcut. İkisini de tasvip etmiyorum. Çocuk odaklı olmaktan çıktığı anda o gösteri, çocuğa yüktür.
Kostüm paralarını unutmayalım. Makul miktarlardan uçuk rakamlara kadar geniş bir yelpaze var piyasada. Bazıları kiralık, bazıları özel tasarım, bazıları da seri imalat. Bir gösteri için yıllar önce 180TL istenmişti tek bir veliden. Bu kadarına gerek var mı sizce?

5. Öğretmeni sizce bu hazırlığı severek mi yapıyor?

(Korkarım ki bir daha iş bulamayacağım :P) Bu, farklı cevaplar alınabilecek bir konu. Ben, eğer ki üst makamlar tarafından yönlendirilmeye çalışmıyorsam, severim. Basit ve kısa süreli şarkı, şiir veya toplu, kısa bir oyun taraftarıyım. Bazı öğretmenler ayıla bayıla yapıyorlar. Bir arkadaşım, “Tüm sene içinde öğretmenin gönlünce yapabildiği tek şey.” demişti. A’ dan Z’ ye gayet planlı, programlı, bir koreografisi olan gösterilerden yana olanlar da var, “Fazla zor olmasın, tepki almayayım, sevimli gözükürler” deyip mankenlik yaptıranlar da. -ki bunların en popüleri, mayolarla sahneye çıkan çocuklardır.
Bazı kurumlarda da -bizim ki gibi- bu işi branş öğretmenleri üstleniyor. Onlarda işlerinin genellikle severek yapıyorlar.

6. Bu gösterinin veli olarak size ne yararı var?

Beklentilerle alakalı bir durum. Çocuk mutluysa, severek ve isteyerek katılıyorsa, saçma bir konu işlenmiyorsa bence mahsuru olmadığı gibi; bana yararı da yok.

Kitubi’ deki gibi onu hakkında fikrini belirtmek isteyen herkesi yazmaya davet ediyorum.



  • Share on Tumblr

Sobe sezonu. Haydi rastgele!

Ege’ ciğimin annesi Gamze, uzun zamandır ilk sobeleyen oldu beni. Konu: İstatistiklerim. “En çok okunan 5 postun nedir ElfAna?” diye sormuş. Ben de sondan başlayayım heyecanlı oluyormuşRakamlar, yayınlandığı saatten 00:00′ a kadar ki tıkamaları gösteriyor. Yani araba, balkabağına dönüşene kadar :)
Mayıs-Ekim ayları bilgilerime göre;

5. numara : Her ilk bir heyecandır.
Alpi ile yaklaşık 2 yıl aradan sonra yeniden başlayan anaokulu maceramız ve kuzumun bir kazası sözkonusu.

4. numara :  Süt bıyık. 
Bir kahvaltı masamızı ballandıra ballandıra anlatıp, bir de o an yiyemeyecekleri delirtmek amacıyla fotoğraflarını koymakta da bir sakınca görmemişim. Islak odunla dövün beni!

3 numara : Köylüleri neden öldürmeliyiz?
Gıcığım ben! Hepsini yokedip, tahta tek başıma geçeceğim.
2 numara : Evde çocukla yapılabilecek aktiviteler.
Çalışmayan anne olarak “Evdeyim ama bakıııınnnn; bende hala iş var” psikolojisiyle hababam örnekleri sıraladığım bir posttur. Devamı bu sonbahar yağmurlarını bekliyordu. Şimdilerdeyse “Sınıfta 16 çocukla faaliyet manyağı olduk, Alpi’ de öyle zaten. Bi tanecik haftasonumuz var; okulda yaptıklarımı koysam, kimsenin ruhu duymaz” diye şeytana uymak üzereyim.

Veee numero unooo : İzmir Montessori semineri.

Bir başka istatistik sonuçları da şunları ilk 5′ e almış:
5. Upuzuun bir post
4. Hakkımda
3. Her ilk heyecanlıdır
2. Çocuğunuza yaşam döngüsünü anlatırken ölüm
1. Antik Mısır

Tam blogger egosu ok.şatacak bir sobe :) Ses verin dediğim; beni izlemeye alan 5 blogger:
İçimi Isıtan Ayaz, Deli AnneBal Böcükleri, Hayalet ve Ayci.

* Biterken yağmur durdu ve düğüncüler sokağa çıkıp bu saatte (02:00) son ses kuduruyor; Türkiyem! 2 önceki postun fotoğrafları Elif’ in Ege’ sinin doğumgününden. Baştaki fotoğraf da Nurturia İzmir kızlarının bir toplantısından. Annelerin Dünyası kafa iznim bitmiştir: ta-tammm! Pazartesi ilk veli toplantım var: anam! Alpi çok geç uyudu, sabaha 4 gün aradan sonra yeni bir sınıfa geçecek: aman! Numero u no, İstanbul seminerini hatırlattı; halim: yaman! Özge, RifBaba yüzünde gülümsemesiyle uyudu: kıyamam! Yarın haftanın son günü: Olleeeyyyy! Mutlu hafta sonları :)
  • Share on Tumblr

Oradan buradan duyduklarım

Birikmiş, “mutlaka” dedigim haberlerim var paylaşılmayı bekleyen. Bazıları benim için güzel, bazılarına “A-aa!Ne güzel deyip de başkaları için önemli olabilecek.

*Bir minik Alpi varmış
  Yaramazlık yaparmış
  A – rı bız bız bız
  A – rı bız bız bız  TIK.

*Terzi söküğünü dikemezmiş misali; kardiş blog “Anne Bunu Yaptı” ile anca ilgilenebiliyorum. Dün gece yakaladım enseseinden RifBaba’ yı, oturttum bilgisayarın başına, iki banner hazırladık + sevgili Esra’ nın bitmek bilmeyen sabrıyla ortaya sol yanda görülenler çıktı. Dilediğiniz birini seçip alttaki kargacık burgacık kodları kopyalayıp kendi bloğunuzun şöyle en afilli köşesine yapıştırıyorsunuz. “Haa, ben ikisini de sevcdim, çifte destek vercem” derseniz hayhay efenim:) “Anne Bunu Yaptı” yı sevelim, sevdirelim:))
Birincisi için:

Anne Bunu Yaptı

İkincisi için:

Anne Bunu Yaptı

*Bir ödül için teşekkürüm vardı. Sevgili Eylül kuzusunun annesi Bahar ve Ensar Bera’ nın tatlı annesi Sirar‘ dan gelmiş. Ben teşekkür edene kadar almayan kimse kalmamıştır diye kimseye de iletmiyorum :) Sirar’ cığım; bir önceki ben de yanıtlanmış bir sobelemeydi :) Sana bir çocuk odası sözüm vardı, hatırımda.

*Okunacak bir kitap buldum, eskilerden: Barbiana Öğrencilerinden Mektup. Tavsiye Başak‘ ın babasından:))

*Annelerin Dünyası’ nın yeni bir görüntüsü var. Giyindi, kuşandı, yaza hazır. Benden duymuş olmayın ama çok güzel konular ve yazılar geliyor.  Buyrun bir TIK.

*Iraz’ ı bilirsiniz. Rüzgar oğlanın annesi. Yeni bir iş, özlediği şehir ve güzel bir işe imza atıyor şimdilerde. Bana gönderdiği mail üzerine Alpi’ yi hazırlamaya çalışıyorum bu sıralar:

Herkese merhaba!!!
Su anda calistigim rehabilitasyon merkezine bir kutuphane kurmak istiyorum(z);  odayi, dolaplari ve bilgisayarlari hazırladik elbirligi ile, kutuphane sorumlusu da tespit ettik, geriye en onemli kisim yani kitaplar kaldı!!! Bunun icin bir bagis kampanyasi baslatmak istiyorum, kampanya cok buyuk laf aslinda, yakinlarimdan kitap bagislamalarini isteyecegim. Dileyenler sifir alabilirler ama ikinci el kitaplari da kabul edecegiz. Hem veliler hem de cocuklar icin. Engelli rehabilitasyonu “0” aydan basliyor- dogustan engelli bireyler icin- ve yas icin bir ust sinir yok. Yani bu durumda bagislanabilecek kitaplarin turu ile ilgili bir sikinti yok. Sadece siyasi ve dini icerikli kitap bagisi kabul edilmeyecek tahmin edersiniz ki..Bir de ansiklopedi; cocuklar icin olanlar olabilir ama AnaBritannica falan olmamali..Ve yetiskinlerin okumasi icin de kitap bagisi kabul edilecek, yani sadece cocuk kitapları degil!!!Kitap gonderen herkese kurum bir tesekkur mektubu iletecek kutuphanenin acilis davetiyesi ile birlikte(adres belirtmeniz halinde). Bir cocuGun kitabı ise bagislanan, mesela ben oglum Ruzgar’ in bir kitabini bagisliyorum; tesekkur bir engelli cocugun agzindan Ruzgar’ a  yazilacak, ben bunu saklayip Ruzgar’ a verecegim kendimce uygun buldugum bir zamanda gibi(Bu durumu ayrica belirtmeniz gerekiyor)..Bagislar kurum adresine kargo ucreti gonderici tarafindan karsilanarak gonderilecek. Ve neticede rehabilitasyonun en onemli kismi olan kitaplara kavusacak yuzlerce engelli cocuk ve ailesi!!!
Ne dersiniz, gidip bir kutuphaneye goz atmali sanki :) Ve de bu duyuruyu mail listenizle paylasmali..
 
Gorusmek uzere, sevgiler!!!! 
Psikolog Iraz Toros Suman

iraztoros@yahoo.com

*”Mevcut eğitim sisteminden mutlu olmayıp, daha iyi bir yapı oluşturmak için, Emel Çakıroğlu Wilbrandt’ ın eğitim danışmanlığında biraraya gelen anne-babalarız”. diyorlar. “Kar amaçlı olmayan, veli insiyatifi ile kurulmuş bir okul olacağız diyorlar.”
http://montessoriokul.blogspot.com
daha ayrıntılı bilgi için:  montessoriokul@gmail.com
Seda Aydın:0 532  473 70 28

* Oyuncak mağazalarında oldukça uzun zaman geçiriyoruz değil mi? Sizleri ebeveyn-Damlacığım, bak:))- olarak rahatsız eden oyuncakları bana bildirir misiniz? alpiharikalardiyarinda@gmail.com
*Blogcu Anne & Çalışan Gebe  Emzirme Reformu” nu başlattılar. Bu akşam haberlerde umut verici birşeyler dinledim tesadüf bu yaa.. Bu iki hanımefendiye destek vermeliyiz.
* Şu, hissetmeli yartıcılıklı oyun Mothercare’ den elimize geçti. Şiddetle tavsiye ederim. Olmadı Gamze‘ ciğime bir uğrayın. İnsan, yeter ki istesin:)
*Yağdanlığın içinde, yıkadıktan sonra hala lekeler varsa; az su & pirinçle salla babam sallaymış. O‘ nun gibi ben de denedim, yedi vallahi:))
*Bir dilek listem vardı benim. 6 ay sonra bakalım neler olmuş, neler beklemede:
Alpi’ nin bebek egzamasından eser kalmamış, Aternatif eğitimle ilgili sürprizim geri tepti, Bodrum’ a yerleşmek hala rüya ama haftabaşı oradayım :), Mükemmeliyetçilikten manyamış annelerden hiç kalmadı etrafımda(Bingo!), Kar yağdı, bol bol oynadı cüce, Hımmmm…bu madde sakat, birşeylere inancımı daha fazla kaybettim, 4. dövme belki yaz ortası, Kendime fazlasıyla zaman ayırdım son 6 ay içinde de tiyatro miyatro hak getire, Country konusunda ilerleme var-kendim hallediyorum-, Çadırı kaldırdım bilgisayar masası için yer açıldı, Balkon için 2 hafta sonra-Bodrum dönüşü- harekete geçiciim, İstemiyorum üniversite falan, işe girip çalışmaya devam isteği ağır basmaya başladı, Yüzme öğretme işi uzun tatilde, bisikletten ailecek vazgeçtik scooterla çok mutlu, Arden hayal oldu, Bebek hayallerine veda ettim edeli odalarını tasarlamak işkenceye dönüştü, Boyalarıma elimi sürmüyorum -içimden gelmiyor, A-haa!!! Dikiş makinem var ama artık :) Bir sürü basma aldım&RifBaba’ yı delirtme pahasına country evlerindeki yastıkçıklardan dikiciimm, GB & JD in fotolarına bakmakla yetiniyorum, Atölye işi çok zor.
*Ayip ayip, bu devirde yuh diyorum:

*Grimm Masalları ‘ nın siparişi verildi. RifBaba pek heyecanlı yeni bişeyler okuyabilcek diye:))
*Yarışmaya az kaldı. Oylar verildi mi? Dilerseniz bizim için TIK.

*Biterken Alpi&RifBaba horul horul, 118… ler bitti nereden duyduysam “yanayım yanayım kırmızı dudaklarından…” diye yenibişey takıldı duduklarıma. O dudaklarımı kendi ellerimle büzücem:)

  • Share on Tumblr

ATTA ÇANTAMDA NELER VAR?

Blogcu Anne sobelemiş beni. Üstüne geçen zamanda neler neler yazmış da ben ancak cevaplayabiliyorum.

İki çantayla hiç çıkmadık gezintilerimize. Alpi bebekken; Yanları fileli, bavul çantalardan & sırt çantalarından bol bol kullandım. Sırt çantası hala en favorimiz. Ortada gözüken krem örme çanta ise kısa gezintilerimiz için. Telefon, cüzdan, kağıt mendil & su giriyor içine. Onu da kareye sıkıştırıverdim:) Sobenin geldiği gün ise bu çantayı kullanıyordum. Döktüm içindekileri:
 Ben de Iraz & Zeynep‘ i sobeliyorum :)
Bu arada “MİM” in gerçeklerini öğreten kadın anlatmış. Hani sık sık bloglarda okuyoruz ya “Türkçe düzgün kullanılsın” diye; bir TIK. Çocuklar konusunda duyarlıyım; bir şekilde yardımcı olmak istiyorum diyenler; yine Açalya’ nın dikkat çektiklerine bir TIK. Bir de “Sadece Tık Tık’ lakalmamak lazım” diyen Pratik Anne’ ye bir TIK.
*Biterken Alpi uyuyor & evde derin bir sessizlik var :)





  • Share on Tumblr

DEVRİL 13:)))

RifBaba zili çalar. ElfAna olabildiğince paspal kapıyı açar. Bu, RifBaba’ nın daha çok hoşuna gider çünkü, ben unutmuşumdur & O hatırlamıştır.  Arkada saklanan karanfil buketi çıkar & ElfAna henüz öpücüğünü kondurmuştur ki; Alpi deli gibi sevinçten zıplayarak yanımızda biter:
-Hiiii!!! Babam bana çiçek getirmiş:))) Kaptı vallahi. Bir güzel vazoya koyarak odasına da götürüp zimmetledi. 13 senemizin bitişi de böyle kutlandı:)

 Devamında geç kalmamak için evden çıktık. B & A evlerinde bizi ağarlayacaklardı. Yedik içtik, sohbet muhabbet, kırdık döktük. Bir ara ben heveslendim “Arkadaşımın evinde gözüme takılanlar” diye..
 Yok yaa…Pınar, görmek önemli falan filan da; loş ışıkta, objektif de yok ise bazı acı gerçekleri kabullenmek gerek:) Ya dev spotlardan taşıyacağım seyyar :)); ya da gündüz gözüyle çekmeye devam:) Hele akşam akşam Arkadaşların evinde gözüme birşey takmadan, senin gözünle, bir süre daha görmeye devam.:)))
 
 
Bir de tutturdum ya “3 sütunlu şablon da 3 sütunlu şablon” diye! Ne şablonumdan geçesim var; ne de bidik boy fotoğraflarla devam edesim :(  Ah Esra ah!! O dev fotoları da sen öğretmiştin :)) Son umudumdun oysa 😛
 
 
 Hayatımdaki D’ leri çekiştirmeye devam:) Sevgili Pınar’ dan mim geldi. Kendimle ilgili 7 ilginç özellik sayıp; bunu 7 arkadaşa paslıyorsun:) Hem de bu fotoğrafla beraber.
 
1) Arkadaşlık benim için çok önemlidir. Bununla birlikte, özür dilemesini bilmeyen & bol kapris yapanlardan hemen uzaklaşırım.
2) Yeni girdiğim bir ortamda geri çekilip sadece gözlemlerim. Hatta ayrintilar&gözlem çok iyi olduğum alanlardandır.
3) Ev almış başını gidiyor da olsa umursamayabilirim. Ancak çekmece içi takıntım var & saat kaç olursa olsun dayanamam girişirim:)
4) Eve gelen herhangi bir elektronik eşyaya -bilgisayar hariç; o RifBaba’ nin uzmanlık alanı- önce ben müdahale etmezsem; kesin kavga çıkartıp geri püskürtürüm:)
5) İlkokuldayken güneş çapmasından gözlerimin bir tuhaf bakıp da bayıldığım o günden sonra; güneş batana kadar güneş gözlüksüz dolaşamam.
6) Her türlü aksesuar tasarlamaya bayılırım, eskizlerle rahatlarım. Kendi vücudumda hacimli yüzükten; evimde de fotoğraf çerçevelerinden fazla aksesuarı bu aralar istemem.
7) İki parmak arası korku filmi izlemek hele de RifBaba’ da yanimdaysa; dadından yenmez.
Bu kez az tanıdığım blog arkadaşları olsun dedim. Mim sorumluluğu:
DEV NOT 1) İzmir Oyun ve Oyuncak Müzesi a-çıl-dı! Web sitesi şimdilik görünmez :) Dıştan gördük Varyant’ ta.
DEV NOT 2)Nuran başka birşey dileseymişsin olacakmış. İstanbul kara doyacak hatta bıkacakmış:)
DEV NOT 3) 12 yaşındaki kızı, babası 4 ineğe sattı diye haber yapıp, sonra da bu şeref özürlülerden eski eşi yeni eşi diye bahseden haberci zihniyetin ben ta………
*Biterken Alpi oyuna dalmış, RifBaba hala çalışıyor & The Beatles – Hey Jude çalıyor.

  • Share on Tumblr

BLOG ARKADAŞLIĞI

Ensar Bera’ nın annesi & Bilge’ nin annesi Şule beni listelerine eklemişler. 12 blog arkadaşına iletiyorsun:

  • Share on Tumblr

KİTAP MİMİ

DenizKızı‘ nın anneciği mimlemiş beni. Konu eğlenceli.

1. Şu an okumakta olduğunuz kitap/kitaplar, kısaca konusuyla?
 Aynı anda birçok şeye konsantre olabilirim. Okulda da böyleydim: ders dinlenir, not alınır, bir şeyler çizilir/karalanır, sağa sola bulaşıp laf yetiştirilirJ Durum kitaplarda da böyle:

Çocuğunuza Sınır Koyma-bir türlü bitiremiyorumL– çocuğa problem çözme becerisi sunarak kesin& anlaşılır bir dilde nasıl sınırlar koyulabileceği anlatılıyor.

 Sanatın Öyküsü: İlklerden başlayarak günümüzdeki sanat akımlara kadar ki dönem. Kaçıncı okuyuşum bilmiyorum ama bu sefer Alpi ile okuyoruz.

Enişte Gözüyle Bodrum: Adi üstünde işte; “enişte” Bodrum’ u anlatıyor.

Okul Öncesi Dönemde Matematik Etkinlikleri: Çoklu zeka kuramıyla okul öncesi çocuklarına matematiği yaşatma.

 

 

2. En son aldığınız kitap/kitaplar?

Alpi’ ye Tübitak yayınlarından Rüzgarlı Bir Gün, Dört Element, Duyularımız.

Kendime yeni bir kitap almadım; teyzeden aldıklarımı eritmeye çabalıyorum.

 

3. Şimdiye kadar okuduğunuz kitaplar içinde en çok sevdikleriniz?

Oğuz Atay / Tutunamayanlar

İhsan Oktay Anar / Puslu Kıtalar Haritası

Amin Maalouf / hangisi olursa ama en çok da Semerkant.

Bir de her daim Nihat genç kitapları.

 

4. Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de sizi okurken illallah ettiren kitap/ kitaplar?

 

Herman Hesse- Bozkır Kurdu. 50. sayfadan dönüp dönüp baştan okumuştum. Hem de 6-7 kere. Biraz ara verdikten sonra nihayet kafamı toparlayıp büyülenmiştim bitirdikten sonra da.

5. Elinizdeki bitince okumayı düşündüğünüz kitap?

Eski Testi Doktorunun Anıları

 

Ben de Pratikanne Burcu’ ya, Basak’ in Adası Basak’a, Orecem Ece’ ye & Bilge’ nin annesi Şule‘ ye devrediyorum bayrağı. 

*Biterken Alpi doğa materyallerini inceliyor, RifBaba iste & Oya-Bora  Sevmek Zamanı çalıyor. 

  • Share on Tumblr

LİSTELEN-DİM!!


Bilge’ nin annesi Şule nezaket göstermiş bize. Teşekkür ediyorum.
Kendimle ilgili 7 ilginç şey listelemem gerekiyor.

  1. 5 ülkenin melez ürünü olarak köklerimi araştırma şansım olmadı. Büyükler de vefat edince hepten kaybettik şansı.
  2. Hala ister liseler arası ister kendi aralarında maç yaplar olsun; fırsatım varsa hiç kaçırmam; basketbola vaktim vardır.
  3. 3-5 çok satan kitaptan okuyup da “Çocuk gelişimi&eğitimi benden sorulur” edasındaki veliden kaçar adım uzaklaşırım.
  4. Hala İzmir’ de jazz&reggae çalan/canlı yer arar dururum.
  5. Alpi doğduktan sonra gitmek istediğim büyük müzeler listenin gerisine kaydı, öne Balamory geçti:)
  6. İlk defa 15 sene kadar önce rüyamda gördüğüm o muhteşem ev ile ilgili devam rüyaları görürüm.
  7. Dolap içi düzenlemelerine karşı takıntım vardır. Evi b.k götürüyor bile olsa dolap içleri sergiliktir:)
  • Share on Tumblr