Çocuğunuza sınır koymak ve duygu yönetimi

image

Geçtiğimiz perşembe günü, BBOM İzmir Kooperatif grubu olarak Psk. Gül Kurtoğlu’ nun bir söyleşisindeydik. Saat 19:00′ da başlayan söyleşide, dinledim, sordum, güldüm, bilgilerimi tazeledim ve yeni fikirler edindim. Kendi fikirlerimle karıştırarak paylaşmak istiyorum.
DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr

7-8 yaş dönemi

catsnucrıt

“Bayramın dördüncü günündeyiz. Cuma gününden beri fır fır gezdiğimizden olacak ki; tüm günü evde geçirmek iyi gelmedi. Feci şekilde sıkılmış durumdayız.
Yarın Bodrum’ a gitmeye karar vermiştik. Bayramdan önceki hafta RifBaba dört günlüğüne İstanbul’ daydı. Bu durum Alpi’ yi oldukça olumsuz etkiledi. O büyülü anneye düşkünlük dönemi de sona erdi. Artık babaya hayranlık duyuyor. Dün arabada dedi ki; -“Babişkooo, güneş gözlüğünü çıkartıp bana bakar mısın?”

RıfBaba çıkarttıktan sonra da

-“Ayyy işte bu bakışlarına bayılıyorum babik! Hep gözlüksüz dolaş! Bana hep böyle tatlı bakışlarınla bak!”

DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr

Bir anne -oğul etkinliği olarak futbol

Futbolla haşır neşir olmuş bir anne olarak karşınızdayım. Ben? Evet, ben. Haftada 2 gün, büyüğü elinden tutup, küçüğü de pusete yerleştirip futbola koşturuyorum. 7 yaşındaki oğlum bir şut çekiyor; hooop olmuş bize Burak Yılmaz. Bir şut daha; gelsin Ronaldo. Gool ve karşımızda Messi.

Hal böyle olunca küçük futbol sevdalısını, İzmir kulüplerinden birinin yaz okuluna yazdırdık. Forması alındı, kramponlarını aylar öncesinden almıştık. Hayır, Messi kraponlarından almadık. O, sadece bir çocuk ve profesyonel olmadıkça sadece krampon olan kramponlardan giyecek. İzmir’ in yapış yapış sıcakları başlamış olmasa, o gece formasıyla uyuyacaktı.

3 yaşına kadar anne-çocuk cimnastiği, 4 yaşında çocuk cimnastiği ve masa tenisi, 5 yaş ve 6 yaşın başına kadar da yüzme kurslarına gitmişti. Hepsine de kendi isteğiyle katıldı. Mutlaka ilk teklif ondan geldi. Bu sefer de aynısı oldu. Bahçede sabah akşam futbol oynamaya başlayınca, RifBaba ile konuştuk baba-oğul birlikte gideceklerdi. Yoğun olduğu günler de benim götürerek destek olmama karar verdik. Alt tarafı açık havada 60dk top peşinde koşturan çocukları izleyecektim. Belki Kuzi uyurdu da; sımsıcak çayım elimde, efil efil esen rüzgarın altında kitabımı da okurdum. Amaaan çizim bile yapardım. En azından denedim arkadaşlar.

RifBaba’ nın yoğun olmadığı günü ara ki bulasın! Buna inanmam tam bir saflıkmış. Başladığından bu yana, yoğun olmayan 4 günü ayırabildiği için RifBaba’ ya alkış. Ciddiyim bakın; adam 39 derece ateşle bile işe koşturan, iflah olmaz bir işkolik!!!

Dönelim bize; evden çıkışımız tam bir cümbüş. Ya geç kalıyoruz ya da antremanın başlamasına 5dk kala yetişiyoruz. Antreman saatiyle Kuzi’ nin ihtiyaç saatleri barışmadı. Genellikle uyuyor oluyor ve uyanır uyanmaz sokağa fırlayamıyorum. Altını değiştir, emzir, ikindi öğününü yanına al, eline kemireceği bir sebze ya da meyve ayarla, dön hemen aynılarından büyüğe de hazırla. 1 durak için 20dk otobüs bekleriz. Eğer o yolu o sıcakta yürürsek; antremandan önce Alpi’ nin dalağı şişiyor ve koşamıyor. Zaten İzmir sıcağı insanı çok zorluyor. Bir şekilde Alpi sahaya çıkıyor. Hah! Popom yer görecek diye sevinip, küçüğe ikindi öğününü yedirirken Alpi seslenir: “Suuuuuu!” Koş, suyu ver, bu arada yemeği aksayan Kuzi oktavlarına doyamadığı sesini bana ulaştırır.

Yemek, su, kucakla, su, gezdir, su şeklinde 1 saat geçer. Son 15-20dk maç yaparlar ve benim için günün stres atma dakikaları başlar. Kendime engel olamıyorum; yüzüme, anında en hınzırından bir gülümseme yerleşir. Diğer veliler de sahanın etrafındaki yerlerini alır ve düdük çalar. Maç komedi  başlar. Erkek milletini, yarı doğal ortamında halı saha gözlemleme fırsatı dırınınım! Futboldan zaten zerre kadar haz etmem. Tezahüratlar ve küfürcükler(!) havada uçuşur, “Ohh yeaaaaahh” eşliğinde dirsek hareketleri, kaledeki çocuğu ebeveyninin yüreklendirmesine karşın gol atmaya yelteneninkinin tehditkar bakışı… Golü atan/tutan çocuğun naif sevinci anne ve babasının gayet içten övgüsü/sövgüsü altında ezilip gider. Kafes tellere yapışarak oğluna destek vermeye çalışan anne var, ortamı daha nasıl anlatayım? Ha keyifle masasında oturup oğlunu izleyen aklı selim ebeveynler de var.

Geçen hafta Alpi kaledeydi. Bazen koşmamak için kaleci oluyorlar :) Kucağımdaki Kuzi’ yi eğlendiririken; kaledeki Alpi’ yi de coşturmak istedim.”Hadi Alpim! Bu topu da yakalarsın! Aslansın! Kaplansın” şeklinde coşuyor ve coşturuyorken, bir yandan da Kuzi’ yi Superman gibi uçuruyordum. Birden üzerimde bir çift göz hissettim. Penaltı vuruşu yapacak olan çocuğun babası meydan okuyan gözlerle bana bakıyordu. “Hadi Alpi!” diye bir kez daha bağırdım ve baba gözlerini kısarak bana baktı. Aaa deli mi ne? Bundan sonrası için çok dikkatli olunmalı. Alpi topu yakalarsa; baba bana iyice sinir olacak ve muhtemelen beni pis bakışlarla tehdit edecek, oğluna da daha atak olması için hırs yaptıracak. Alpi topu kaçırırsa; babanın gururu okşanacak ve muhtemelen çıkışta bunu herkese anlatarak oğlunu da dondurmayla ödüllendirecek.

Yapmayın Allah aşkına! Sadece top peşinde koşturan, bir avuç çırpı bacaklı oğlan çocuğu onlar. Hırslarınızı, komplekslerinizi kendinize saklayın. Bırakın da çocuklar çocukluklarını yaşasınlar.

*Biterken; Kuzi uykuya dalmakta zorlandı ve korkarım ki; kollarımı bir süreliğine hissedemeyeceğim. Evdeki tek ses, Alpi’ nin kitabını okurken mırıldanması.

  • Share on Tumblr