Çocuğunuza sınır koymak ve duygu yönetimi

image

Geçtiğimiz perşembe günü, BBOM İzmir Kooperatif grubu olarak Psk. Gül Kurtoğlu’ nun bir söyleşisindeydik. Saat 19:00′ da başlayan söyleşide, dinledim, sordum, güldüm, bilgilerimi tazeledim ve yeni fikirler edindim. Kendi fikirlerimle karıştırarak paylaşmak istiyorum.

“Sınır koymak” denince akla en kaba biçimiyle engelleme gelir. Durdurmak, engellemek, izin vermemek, özgürlüğü kısıtlamak… Olaya bir de şu yönden bakalım: “Sınırlarım olmazsa, benim alanıma müdahale edilebilir.” Günlük hayatımızda sıkıntı yaşadığımız, bizi sinirlendiren kişi ve durumları düşününce, aslında çoğunun “sınır ihlalleri” nden kaynaklandığını fark ederiz. Hayatımıza müdahale eden aile bireyleri, sormadan fikir belirtenler hatta dikte edenler, park yerimize park edilen arabalar, sırada önümüze geçenler, trafikte bizi sıkıştıranlar… Hep başkalarının alanlarımıza müdahale örnekleri. Yetişkinlerin dünyasında, sınırlar bu kadar önemliyken, çocukların dünyasında göz ardı etme lüksümüz bulunmamaktadır. Yetişkin, zamanında sınırların belirlenmemesinden kaynaklanan sorun yaşadıysa, bunun sıkıntısını ileriki yaşlarda çeker.
image

Çocuklar ve sınırlar söz konusunda olduğunda, işler belki de bir miktar daha zorlaşıyor. Çocuklar, sınırlarla kendilerini güvende hissederler. Bazen kapıldığımız yanılgılardaki gibi; sınırları kaldırınca, onları özgürleştirmiş olmuyoruz. Gerektiğinde; zarar görebileceği ve/veya verebileceği durumlarda; ebeveynlerinin, kendini durduracağını bilmenin rahatlığını yaşar. Çocuklarla iç içe olanların dikkatini çekmiştir; bazen yapmamaları konusunda uyarılmış oldukları şeyleri yaparken, yan yan bize bakarlar :) Hem bizim tepkilerimizi kontrol ederler hem de yapacaklarını yapmaya devam ederler. Çocuklar devamlı çizilen sınırları denerler. Esnetebilecekleri bir alan yakaladıkları zaman, onu zorlarlar. O denerken, aynı net tavrı koruyabilmişsek o zaman o güven duygusunu hissederler.

Burada; aile tavırlarına dair küçük bir pencere açmak istiyorum. Kabaca 3 grupta toparlarsak;
1) Kararında / demokratik tutum,
2) Katı tutum,
3) Gevşek tutum

Katı tutumun söz konusu olduğu ailelerde çok ciddi bir disiplinden söz edebiliriz. Mükemmeliyetçilik, baskı, reddetme görülür. Her şeyin yeri ve zamanı belirlenmiştir. Sapma şansı neredeyse bırakılmaz. Hangi hareketlere izin verildiğinin ve hangilerine asla tolerans gösterilmeyeceğinin sınırları gayet katı bir şekilde yine önceden belirlenmiştir. Genellikle ödül ve ceza yöntemleri uygulanır. Kurallara uyulmadığında katı bir yaptırım/ceza uygulanır. Katı sınırların olduğu aile yapılarında duygu eksiktir.

Gevşek tutum gösteren ailelerde güven sıkıntıları vardır. Bu tip ailelerde disiplin vardır. Bununla birlikte bir belirsizlik de vardır. Aşırı koruyucuk-serbestlik ve hoşgörü-hoşgörüsüzlük, sorumluluk vermekten kaçınan-sorumluluk yüklemekten kaçınmayan, aşırı ilgi-ilgisizlik, her şeyi kabul etme-olumsuz eleştiri, kurallar zinciri-başıboşluk durumları bir arada görülür. Çocuk nerede, nasıl davranacağını kestiremez. Aynı zamanda ebeveynlerinin tutumları da koca bir muammadır. Çocuk, bu sebeplerden dolayı ciddi bocalamalar ve güvensizlik hisseder. Yukarıda bahsettiğim; esnetebilecek bir sınırla karşılaştığını hisseden çocuk, bunu daha da genişletmek için denemeler yapar.

Ebeveynlikte tek bir doğru yoktur. Bununla birlikte; tavır konusunda doğru kabul edilen bu iki tavrın dışında, az ve öz sayıda kural belirleyip, bunları doğru şekilde uygulamak en sağlıklı sonuç veren tutumdur.

Çocuk ve ebeveyn arasında olumlu bir ilişki yoksa ve/ veya çocukluğun mizaç özelliklerinden kaynaklı güçlükler varsa, sınır koymak güçleşir. Sınır koymakta izlenecek iki temel kural şunlardır:
1) Çocuktan beklenenler konusunda net ve tutarlı olunmalı. Çocuğun kafası karışmaz ve kendinden beklenen davranışın ne olduğunu bilir. Sonucunda karşılaşacağı tutumu da bileceğinden dolayı, soru işaretleri ve güven sıkıntısına yer kalmaz.
2) Çok kısıtlayıcı olmamak. Çok kısıtlayıcı olunduğunda da, aile tututmu baskıcı yani katı tutuma girer. Az sayıda kural ve/veya yasak ile yetinmeli. Buna “5 ya da daha az kuralı” deniyor. Ebeveynler/çocuğun bakımından sorumlu kişiler En fazla 5 tane elzem kural belirleyecektir. Gerekli değilse, elbette daha az olabilir ama aşılmamalı. Bu kurallar, iki ebeveynin de gevşetilmek istendiğinde aynı tavrı göstereceği kurallar olmalıdır. Bir örnek üzerinden gidersek, çocuğun ismi Selin olsun. Selin’ in asla yapmayacakları:
1) Bağırmak
2) Vurmak
3) Küfretmek
Selin’ den yapması beklenenlerse;
4) Yemeğe çağrılınca gelmek
5) Araçtayken emniyet kemerini takması

“Emniyet kemerini takması” kuralını kademe kademe gerçekleştirmek için;
1) Talimat/yönerge vermek –> Selin, kemerini takmanı istiyorum
2) Uyarı –> Selin, eğer kemerini takmazsan, seni anneannenle bırakmak zorunda kalacağım
3) Yaptırım –> Selin, burada anneannenle kalıyorsun
4) Tekrar ilişki kurma –> Selin, seni çok seviyorum ve sana değer veriyorum. Ancak kemerini takmadan gitmene izin veremem. Tehlikeli olduğu için ailemizde herkes kemerini takar. Selin yönergeleri uygulasa da uygulamasa da 4. madde olan tekrar ilişkiyi kurmak, güven duygusu için gereklidir.

  • Share on Tumblr

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir