Katkısız Sevgi

IMG_20140913_232459

Bebeklerle kedileri birbirlerine çok benzetirim. Evde ikisinden de birer adet olunca, gözlemlemek daha da keyifli hale geldi. Zorlukları yok mu; elbette var. Bazı gerçekler, Minnoş hayatımıza girdikten epey sonra kafama dank etti. Artık bir süre daha bana 3 çocuklu anne gözüyle bakabilirsiniz. Durumu en iyi böyle özetleyebilirim.

DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr

Walser oto koluğu çekiliş sonucu

 

WALSER

Herkese merhabalar!

Bir Angara gezisi, üstüne bir iş görüşmesi ve yeni yeni geçen hastalıktan sonra, sıra bir takipçime hediye ettiğim oto koltuğuna geldi. Aşağıdaki videoda oto koltuğunu kazanan şanslının ismi yazılı. Tebrik ediyorum :)  3 gün içinde bana iletişim bilgilerini ulaştırman gerekiyor. Kazasız belasız, iyi günlerde kullanmanız dileğiyle.

 

VID_20640926_062526

  • Share on Tumblr

Dekorasyonda kimliksizim (Bölüm 2)

RifBaba, ben ve annem bir gün Karabağlar’ a gitmiştik. Yeni eve taşınmadan, eski koltuklarımızı elden çıkarmıştık. Yeni bir oturma grubu seçecektik. Oldukça keyifli ve heyecanla başlayan alışveriş turumuz, neredeyse bir aile faciasıyla sonuçlanacaktı. Sayısını hatırlayamayacağım kadar çok modele bakmıştık. Gözümüze kestirdiğimiz mağazaya girer girmez, 4. kata çıkıyor ve üçe ayrılıyorduk. Ben yastıklı, pufidik, içine gömülebileceğim koltuk takımlarına yönelirken, RifBaba da bol metal aksamlı, keskin ve düz hatlı, çekyat mantığıyla açılıp, yatak da olabilenlere bakıyordu. Günün zavallısı annem de işimize fazla karışmadan, gözüne hoş görünenlerle, gözden kaçırabildiğimiz eksikliklere dikkat çekiyordu.

jetsons_1024-1

Neredeyse akşam olacaktı ve biz öğle yemeğini de unutup, artık gerilmeye başlamış sinirlerimizle mağazaları ardı ardına terk ediyorduk. Adama bir türlü bir şey beğendiremiyordum! Nerede fosforluya yakın cart renklerde, alüminyum kaplama profilli, Jetgiller’ in salonundan fırlamış kılıklı koltuk varsa; benim müstakbel koca, Ankara kedisi gibi üzerine çıkıp, kıvrılıyordu! Nerede benim Iskandinavlarla Coastal Country’ e yakın asil zevkim, nerede bu adamın Jetgiller sevdası!

kolaj

 Hadi dedik; güzel bir şeyi kedi-köpek kavgasına dönüştürmeden, yemek odası takımlarına bakalım. Doğal malzeme, ham ahşap gibisi var mı? Üzerlerinde cila bile olmayan bir takım gördüm ki, off! Çarpılmışım. RifBaba yan yan bakıp, Pamuk Prenses ile yedi cüceleri mi izleyip geldiğimi sordu. Sanki onun lam kaplama,  sıkıştırma talaşa benzeyen, parlak takımı çok iç acıcıydı. Öte yandan düşünsenize; kostüm ve dekorasyondan dolayı, dönem filmlerini bile izlemeyen adama, ortaçağ stayla takım aldırtmaya çalışmışım 😉

Aynı koltukları beğenmenin, nesinin bu kadar zor olacağını anlamamış olarak o günü bitirdik. Sonraki günleri ikimiz de PC başında koltuk, kanepe bakarak geçirdik. Birbirimizin seçtiği fotoğraflara, üst dudak bir tarftan hafif kıvrık baktık ama yorum yapmadık. Bir sonraki mobilya alışverişine çıkarken oldukça donanımlı, tekstil detaylarına kadar çalışmış, renk skalası belirlemiş, tehlike anı diyaloglarını ezberlemiş, iyi bir uyku çekmiş ve sağlam bir kahvaltı etmiş olmaya özen gösterdik.

Banu Alkan, Bülent Ersoy, Demet Akalın gibi belirli akımların temsilcilisi modelleri hızlı geçip, hedefe odaklanmaya gayret ettik. Derken; teğet geçen krizlerden birinde iflas ettikleri için artık olmayan bir firmanın vitrinine çakılıp kaldık. Yok böyle bir model! Ne Jetgil kaldı ne pofuduk yastıklar. Daha düne kadar ayılıp bayıldığımız modeller unutuldu ve müstakbel kanepemizde sarmaş dolaş oturup bir de özel sipariş verdik. Hiç hesapta olmayan bir L takım seçtik. Mağazadaki kesmedi, dev bir boyut sipariş ettik. Şöyle izah edeyim; iki baştaki kollardan her birine, rahatlıkla bir yetişkin insan oturabiliyor.

IMG_20140903_163559Kumaşı ayıla bayıla aldık ve yaptığımız en akıllıca hareketti. Nano teknoloji dediler, teşhirdeki bembeyaz koltuğun üzerine vişne suyu ve koyu nescafeyi döktüler. Benim elime çeyrek büyüklükte bir ıslak mendil tutuşturdular. İyice bastırıp kuruttuktan sonra sildim çıktı. Teflon kumaşlardan farkı, kanserojen oranı az ya da yoktu ve pahalıydılar. Hatırladıklarım bunlar. Artık hatırlamıyorum bile çünkü Alpi ile Kuzi’ ye nano teknoloji bu kadar dayanabildi. Artık su bile leke bırakıyor. Oğlanların hoppidi zıppıdı zıplamaları ve koltuk yastıklarının devamlı kale, savaş aracı, kaykay gibi niyetlere alet edilmesi sonucu ev korkunç dağılıyor. Yerdeki yastıklara takılan Kuzi, deva önnnnnnnnnnnnnkkoltukları artık evimde istemiyorum! Şunu anladım ki; oturma ve sırt yastıkları hareketli L koltuklar, çocuksuz, yeni evli işiymiş.

IMG_20140903_165933

Sevgili koltuklarımızı yeni evimize yerleştirdikten sonra, RifBaba perdelere el atmaya karar verdi. Halbuki ben perdelerimi seviyordum. Kanadını 5TL’ ye Migros’ dan almıştım. 6 kanat turuncu, 2 kanat da sarı idiler sanırım. Taaa o zamanlar, English Home ürünlerine Migroslarda rastlardım. Bir tane de pembe, yeşil ekoseli masa örtüsü almıştım. Hala ne yıprandı ne de rengi soldu. (Taa 2003′ te “Allı, güllü, dallı” akımına meyletmişim.) Perdeler de hala taş gibi J. Taş olmasına taş da; benim bey, yeni eve taşınma aşamasında perdelerden soğumuştu. Perdelerimiz, eski evimizde yerden 3 parmak kadar yüksekti. Eski ev, cidden eski bir evdi. Kapılar, pervazlar oldukça eski ahşap doğrama, küvetli, zemini İzmir’ de “kara taş” tabir edilen eski model karolarla kaplı, 4 tane mutfak dolabı ve pigmelere hizmet vermek üzere tasarlanmış, kalçama gelen tezgahıyla evlere şenlikti. Balkon kapılarının sadece üst tarafları camdı. Pencereler zaten klasik küçük pencerelerdi. Dolayısıyla perdenin nerede bittiği pek de dikkat çekmiyordu. Ama yeni eve taşındığımzda turuncu perdelerimiz, bir karış kadarkısa geldiler. Yarım pencerelerde kotarabilirdik de, duvar boyu pencerelerde içerisi bal gibi de görünüyordu.

IMG_20140903_165957

Taşınma yeterince masraf demekken, bir de perdeleri yenilemek istemiyorduk. Zaten şantiye elektriği ve artezyen suyu yüzünden, apartman sakinlerinin çoğu gibi biz de bir beyaz eşyamızı kaybetmiştik. (Piyango bize çamaşır makinasından vurdu.) L bir aparat olsa, kornişi istediğimiz boya indirebilsek ve o apartlarla duvara sabitleyebilsek! Bunu araştrmak için bir manifaturacıya girdi ve bingo! Önceden düşünmüşler zaten. Ne güzel, mis gibi sistemi de kurmuşken şimdi niye yeni perdeyle uğraşalm?

Yeni perdeleri birlikte seçtik pifff. Tüller klasik sistem, güneşlik stor. Artık her sabah cart cart cart 5 storu açıyor ve cart cart cart her akşam kapatıyorum. Arada güneşten rahatsız olursak da, gereksiz 5′ li için ekstra efor harcıyorum.  Eyyy okur, sen İzir sıcağında ekstra efor harcamak nedir, bilir misin? Her açış kapatışta, perde kenarlarının mekanizmaya kapılıp da her tel tel oluşunda söyleniyorum. Klasik güneşlik olsa mis gibi; tek harekette cart açtın, bir cart daha kapattın.

Ayy aklıma geldi; yatak odamızdaki etek uçları parçalanmış güneşliğin hikayesini bir gün paylaşmam lazım. Buraya not etmiş olayım.

Velhasıl kelam; bizim alışveriş maceralarımız böyle sonuçlanmıştı. Daha komodin ihtiyacını ortadan kaldırıyor diye pratik bulduğum ve iki tarafa doğru açınca 3m uzadığını hesap etmediğim yatak başını aldığımı, (üstelik RiBaba uyarmıştı) neredeyse yatak odasına sığmadığı için ne zorluklar yaşadığımı, beyazı var dediler diye sipariş ettiğim banyo dolabının eve gönderileninin kiraz ve akçaağaç çıktığını (hesapladığım boşluğa da sığmadı zaten), kardeşimden binbir dümenle kaptığım 3 katlı dev kurabiyeliği koyacak yer bulamadığım mutfağımı, Pinterest’ deki balkonlardan yapacağım diye alıp da aşırı rüzgardan dolayı kullanamadığım tüm aksesuarlarımı, vs vs anlatmadım bile!

Yazık yahu bana. Ne çekmişim bu zevksiz kocamdan 😛

Önceki bölüm: http://www.elf-ana.com/dekorasyonda-kimliksizim/

  • Share on Tumblr

Dekorasyonda kimliksizim

7cd0165a225217616d157600e5e562d7

İç mekan tasarlama, özellikle de evimin odalarını düzenleme konusunda çok istekliyimdir. Bunu Pinterest‘ de oluşturduğum panolarda görebilirsiniz. Gelin görün ki; bir o kadar da beceriksizim. Başkasının evine bir gideyim, bülbül kesilirim. Maksimum 10 dakikada, eşyaları doğru yerlerine koyup, atıl alan bırakmam. Bana karmaşık bir sınıf versinler, 2,5 saat sonra kuru boyalardan, yedek kıyafetlere kadar yerli yerinde olurlar. Ayyy ama sıra bizim eve gelince basiretim bağlanıyor:P Durumu başka nasıl açıklayabileceğimi bilemedim. Ailemle yaşarken bir şikayetim yoktu. Aslında her şey nikahtan çok önce başlamıştı.

DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr

O çiçekli terlikler

 

image

Dün Kemeraltı’ nda gezinirken, gözüm bir medikalin vitrinine takıldı. Bir çift açık mavi, üzeri bahar gibi çiçeklerle bezenmiş ve oldukça rahat gözüken terlik, dikkatimi çekti. Dükkana keyifle girip, bana uyan numarası var mı diye sordum. Cevap: “A maalesef 40 yok! Daha da vahimi üretimi 39′ a kadar” DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr

Yoksa sizin evde yemek seçen biri mi var?

Çocuğunuzu her şeyden çok sevdiğinizi biliyoruz. Sizin için hayattaki en önemli şey, büyüme çağındaki çocuğunuzun iyi beslenmesi ve dolayısıyla gelişimini en iyi şekilde tamamlayabilmesi. Bunun için de, çocuğunuzun düzenli olarak, birçok gıdadan yemesini istiyorsunuz. Haklısınız… Ama bazı şeyler zaman alır.

Çocukluk ve okul öncesi dönemde, iştahsızlık ve yemek seçme, çok sık rastlanan bir durumdur. Türkiye’de 10 yaş altı her 3 çocuktan 1’i yemek seçiyor¹. Hemen panik yapmadan önce, çocuğunuzun yemek seçen bir çocuk olup olmadığını anlamak için, testimize katılmaya ne dersiniz?

http://vitasure.com.tr/cocugum-yemek-seciyor/yemek-secen-cocuk-testi²

Yemek seçme ile baş etmenin en önemli yolu, ebeveynlerin yeme düzeni kurması, çocuğun aile sofrasının bir parçası olmasını sağlaması ve çocuğa kendi yeme alışkanlıkları ile örnek olmalarından geçer. Ebeveynler doğal yiyecekler ile dengeli bir beslenme alışkanlığı oluşturmayı başarırlarsa, en mutlu sofraların da temeli atılmış olur.

Tabi bütün bu davranışlar, zamanla şekillenir. Bu sürede, çocuğun beslenmesinin eksik kalmadığından emin olmamız da gerekir. Beslenmesi, protein, karbonhidrat ve yağ gibi makro besinler ile vitamin, mineral gibi mikro besinleri dengeli ve içeriği çocuğun ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirilmiş besin takviyeleri ile desteklenmelidir. Tüm bunlar gözünüzü korkutmasın, besin takviyeleri de lezzetiyle sizi şaşırtabilir.

İşte bu süreçte, sizi VitaSure ile tanışmanızın tam zamanı! VitaSure, tam ve dengeli beslenmeye destek olmak için özel olarak geliştirilmiş, takviye edici gıdadır. Vitaminler, balık yağları gibi takviyeler sadece mikro besinleri ve esansiyel yağ asitleri desteklerken, VitaSure bunlara ek olarak, protein, karbonhidrat ve yağ gibi büyümenin yapı taşları olan makro besinleri de içerir. Vanilya ve çikolata aromalı çeşitleri ile farklı lezzetler sunar.

Çocuğunuz doğru beslenme alışkanlığı kazanana dek, sağlıklı büyümesine ve zihinsel gelişimine yardımcı olmak için lezzetli yardımcınız VitaSure, hep yanınızda.

http://vitasure.com.tr/

1.IPSOS 2011, 1-10 yaş arası çocukları olan 815 anne ile 12 şehirde Türkiye temsili örneklemle yapılmış Anne Araştırma Sonuçları.

2.Kerzner B. Clinical investigation of feeding difficulties in young children: a practical approach. Clin Pediatr 2009 48:960  

Bir boomads advertorial içeriğidir.

  • Share on Tumblr

Paylaşılabilen Banvit

Dün gece, yine bir www.banvitburada.com siparişinden sonra, bunu bir sosyal medya sitesinde paylaştım. Akabinde gelen yorumda, paylaşanın gerçekten ben mi yoksa reklamını yapan firma mı olduğu soruldu. Yazanın ben olduğumu belirttikten sonra bu kez reklamı benim mi yaptığım sorusu geldi :)

DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr

Elim sende

Melodi elim sende demiş ve yanıtlamam gereken bazı sorularım var.

Aşk mı, bağlılık mı?

– Aşk olsun.

DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr

Banvit ile iftar, Saray Sarma’ m ile iftihar

IMG_20140714_191044

Biz bu oturduğumuz yerden siparişi verip, bekleme lüksünü çok sevdik.

DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr

Bir izleyicime oto koltuğu hediye!

WALSER-1

Oto koltukları, ebeveynlerin her daim araştırma konusudur. Biz de oğlanların oto koltuklarını yakın zamanda yenilemiştik. Hem kafa karıştırıcı hem de maliyetli bir alışveriş.

DEVAMINI OKU

  • Share on Tumblr